• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Manşet

Söz Vermiştik

Mayıs 25, 2025
in Manşet, YAZARLAR
21
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

Samanyoluhaber.com yazarlarından Harun Tokak, 15 Temmuz sonrası 4 kadının yaşadığı acı dolu hikayeleri konu edinen ‘Söz Vermiştik’ isimli kitabı köşesine taşıdı. Ayrıca, Harun Tokak’ın köşe yazısı ilk kez Hizmetten’in Youtube kanalında video formatında yayınlandı.

Sık sık sayfasına bakıyorum Süreyya yayınlarının.
En karanlık gecede karların arasından başını çıkaran kardelenler gibi çok güzel kitaplar yayınlanıyor.
O yayınlar baharı zorluyor.
Son yayınlanan kitaplardan birinin adı dikkatimi çekiyor.
“Söz Vermiştik.”
Bahar şırıltılarını andıran sesiyle kendisini yakından tanıdığımız Yazar Zeyneb Kamez Kaya hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden acıklı dört yaşanmış hikâyeyi kaleme almış.
 Anadolu türküleri gibi…
Kocasını ve evladını kara toprağa veren Sevgi Karyağdı, iki evladını Ege’nin derin sularında bırakan Gonca Kara, Kara Kıta’nın kara bahtına umut olan Dr. Umut ve yüreğindeki cesaretiyle 15 Temmuz cehenneminden önce kocasını ve çocuklarını, sonra da kendini kurtarmayı başaran Hale Gülen…
Hale Gülen’in cesareti ve azmi karşısında halden hale giriyorum.
Dr. Umut’un anlattıklarıyla içimde umut çiçekleri açıyor.
Gonca Kara adını görünce bağrımda fırtınalar kopuyor.
 “Bu nasıl bir imtihandır Ya Rabbi!”
Sevgi Karyağdı’yla hayalim yıllar öncesine gidiyor.
O yaz rüyaları gibi geceye…
Bu dört kahraman kadın gibi binlerce Anadolu ece ve erkeğinin ilmek ilmek örgülediği
, içinde binlerce yaşanmışlığın, yüz binlerce zorluğun, milyonlarca damla terin hikâyesini barındıran geceye…
Başta onları yetiştiren öğretmenler olmak üzere insanlar o kadar mutluydular ki…
Rengârenk ışıkların altında bir yıldız harmanı gibiydiler.
İnsanlar uyanıktı ama gurbetteki dev salon, en güzel yaz rüyalarının görüldüğü bir bahar bahçesi gibiydi.
İnce, zarif bir kız çocuğu sahnede elif gibi dimdik durarak büyük bir kalabalığa “Gözlerini al yerden” şarkısını söylüyordu;
Anadolu insanı, o sessiz ve derin Türkiye, belki de ilk defa elle tutulur, gözle görülür evrensel bir başarının hazzını yaşıyordu.
Bir gurbet akşamında dünyaya yayılan şarkılar, türküler; gönüllerin sığlığında yükselmiş önyargı duvarlarını yerle bir ediyordu.
Gurbette bir yaz akşamında izlediğim o Türkçe Olimpiyatları, bizim dinlemekten yorulduğumuz bir hikâyeyi, yazmaktan yorulmayanların çok basit bir görüntüsüydü.
Erzurumlu bir Hocaefendi’nin çocukluğundan beri hayal ettiklerinin hakikate evrilmesiydi.
Ahmet Yesevi’nin ocaktan aldığı közlü odunu Anadolu’ya doğru fırlatıp “Bu ışığı izleyin!” buyruğunu, Hocaefendi bin yıl sonra 1989’da Süleymaniye kürsüsünden haykırmıştı.
“Asya’ya koşun, oraları okullarla donatın! Ve ışığınızı siyah beyaz ayırmadan yayın.
Bin yıl önce Yesevi dervişleri Anadolu’yu ve Rumeli’yi vatan yaparken ışık oldu, yol gösterdiler, yol açtılar.
Şimdi sıra sizde…”

Anadolu insanı o çağrıya kulak verdi.
Gittiler.
On binlerce Anadolu insanı gitti.
Binlerce eğitim kurumu kurdular.
O gidenlerden biri de Sevgi Abla’ydı.
Sevgi Karyağdı.
O gün o da oradaydı.
Adını çok duyduğum bu destansı kahraman kadını ilk defa görüyordum.
O, kocasını, evladını bir tohum gibi kara toprağın bağrına bırakmış, hapis yatmış, nice büyük imtihanları başarı ile vermiş bir kahramandı.
Yüreğinin bahçesinde büyüttüğü sevgi çiçeklerinin üzerine günlerce, aylarca, yıllarca keder karları yağmış kahraman bir kadındı.
Üzerinde koyu lacivert bir elbise, başında mavi tonların ağırlıkta olduğu başörtüsü ile sanki bulutların üzerinden konuşuyordu:
“Kimi siyah, kimi sarı, kimi beyaz dünya çocukları. Hepsi şarkılar söylüyor, hepsi zeybek oynuyor. Vicdanınıza bir sorun bu çektiklerimize değmez mi? Vallahi bin canım olsa bu uğurda gözümü kırpmadan veririm.”
Bu ne yiğitlik, bu ne kahramanlıktı!
Kim ne derse desin, dün olduğu gibi bugün de bu sürecin kahramanları kadınlar oldu.
Hazreti Nesibeler gibi, Afra Hatunlar gibi, erkeklerin umudunun tükendiği yerde onların umutları parladı.
Yüreklerini kandil yaparak karanlıkların üzerine üzerine yürüdüler. Sadece Saadet Asrı kadınlarına has sandığımız kahramanlıklarla destanlaştılar.
“Vazife var.” dendiğinde yeri geldi, Asya bozkırlarına, Sibirya buzullarına, Afrika çöllerine koştular. Yeri geldi, hapishanelerde evlatlarına, sevdiklerine hasret gün saydılar. Yeri geldi, kapı kapı dolaşarak muhtaç arkadaşlarına yardım ulaştırdılar. Ağlayanlara mendil oldular. İnleyenlerin ıstırabını dinlediler. Karanlık evlere ışık oldular.
Yeri geldi, doğdukları toprakları bırakarak, yaşlı anne babasına veda ederek, Survivor yarışmacıları gibi çamurların içinde bata çıka, yırtık ayakkabılarla yürüyerek, delik botlarla Meriç’in, Ege’nin azgın sularını geçtiler.
Tel örgülerin, dikenli tellerin, silah seslerinin, karanlıkta ansızın yanan projektörlerin, “Gidin, buralara gelmeyin!” diye haykırmasına rağmen aldırış etmeden gurbetin üstüne üstüne yürüdüler.
Kimi geçti o derin suları, kimi geçemedi.
Kimi, kitabın kahramanlarından Gonca Kara gibi en sevdiklerini bıraktı o derin ve karanlık sulara.
Bahar şırıltıları gibi güzel sesiyle evlerimize devamlı misafir olan Yazar Zeyneb Kaya, elinizdeki bu kitapla kültür dünyamıza yeni bir hizmet sunuyor.
Dün dört nala atlarıyla karanlığı kovalayıp yolun nereye varacağını düşünmeden gecenin en karanlığında yollara düşen, kara-buza aldırmadan sadece ilk adımları atan, Asya bozkırlarına, Afrika çöllerine umutla, özlemle, hasretle koşan ama hepsinden önemlisi dayanılmaz bir sabırla özgürlük gününü bekleyen mazlum milletlerin ufuklarına fecir parıltısı gibi doğan,
kendi ülkelerinde hem de sevdikleri tarafından dışlanan, bu cezayı hak etmediği için isyan eden, boyun eğmeyen, hasretlerini, özlemlerini, hatıralarını merdiven yaparak yeni ufuklara yürüyen dört kadın kahramanı anlatıyor.

Kocasını ve evladını kara toprağa veren Sevgi Karyağdı, iki evladını Ege’nin derin sularında bırakan Gonca Kara, Kara Kıta’nın kara bahtına umut olan Dr. Umut ve yüreğindeki cesaretiyle 15 Temmuz cehenneminden önce kocasını ve çocuklarını, sonra da kendini kurtarmayı başaran Hale Gülen…
Hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden acıklı dört yaşanmışlık hikâyesi.
Anadolu türküleri gibi.
Onlar ülkelerinden çıkmak zorunda kaldıklarında ellerinde avuçlarında hiçbir şeyleri kalmamıştır.
Lakin yürekleri doludur.
O tertemiz yüreklerde sevgi vardır, şefkat vardır, merhamet vardır ve biraz da “gurbet illerde lazım olur” düşüncesiyle memleket kokusu vardır.
Kahramanlarımızın hatıraları, sadece geçmişte kalmadı; bugün de bizlere ilham vermeye devam ediyor.
Onların mücadeleleri, umudun asla sönmeyeceğinin kanıtıdır.
Gelecek nesillere bırakacakları miras, sadece yaşanmış hikayeleri değil, aynı zamanda bir direniş hikayesidir.
Bu hikayeleri anlatmaya ihtiyaçları yoktur. Onlar zaten hikayelerin kahramanlarıdır.
Lakin “Söz vermişlerdir.”
Gittikleri yerlerde “piyon” olmayacaklardır.
Söz vermişlerdir.
Umut olacaklardır, “rol model abla” olacaklardır.
Gelecek nesiller tarafından bunlar “bilinsin” istemişlerdir.
Bu dört kahraman kadının öyküsü, Anadolu’nun ruhunu ve kadının gücünü temsil ediyor.
Onlar, yalnızca kendi hikayelerini değil, tüm mazlumların hikayesini seslendiriyorlar.
Zorluklara rağmen, her biri yeni bir başlangıç için cesaretle yola çıkacaklarına, özgürlüğün ve umudun simgesi olacaklarına söz vermişlerdir.
Söz vermişlerdir, gece ne kadar kararırsa kararsın Süreyya yıldızı gibi hep ışık olacaklarına.shaber3.com

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Avustralya’da bir ilk: Mantar kökünden üretilen tabutla toprağa verildi

AKP eski Başbakanı Davutoğlu, Saray Yargısı’na ifade verecek:“Haram yemedim”

Muhalefetten bayrak yakmaya hapis cezası teklifi: 12 aya kadar ceza gündemde

Tags: 15 temmuzCezaeviErdoğan rejimiHarun TokakHİZMET HAREKETİHizmetten.comİşkenceSöz VermiştikSüreyya Yayınlarızulüm
PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

‘Kurgu Darbesi’ gecesinde evlat acısı yaşayan şehit Üsteğmen Annesi: Kızım, damadım, oğlum ihraç edildi, küçük oğlum da köprüde öldürüldü

SONRAKİ HABER

CHP’li milletvekilleri Boğaz Köprüsü’ne ‘İmamoğlu’na özgürlük’ pankartı astı

BENZER HABERLER

Avustralya’da bir ilk: Mantar kökünden üretilen tabutla toprağa verildi
Avustralya

Avustralya’da bir ilk: Mantar kökünden üretilen tabutla toprağa verildi

Eylül 7, 2026
AKP eski Başbakanı Davutoğlu, Saray Yargısı’na ifade verecek:“Haram yemedim”
Manşet

AKP eski Başbakanı Davutoğlu, Saray Yargısı’na ifade verecek:“Haram yemedim”

Eylül 7, 2026
Muhalefetten bayrak yakmaya hapis cezası teklifi: 12 aya kadar ceza gündemde
Avustralya

Muhalefetten bayrak yakmaya hapis cezası teklifi: 12 aya kadar ceza gündemde

Eylül 7, 2026
Pes etmediler:İtalya’yı deviren Türkiye Voleybol Takımı, Avrupa Şampiyonu oldu
Manşet

Pes etmediler:İtalya’yı deviren Türkiye Voleybol Takımı, Avrupa Şampiyonu oldu

Eylül 7, 2026
İmamoğlu’ndan Üsküdar’daki tutuklamalara sert tepki:“Üsküdar sizin tapulu malınız mı?”
Manşet

İmamoğlu’ndan Üsküdar’daki tutuklamalara sert tepki:“Üsküdar sizin tapulu malınız mı?”

Eylül 7, 2026
Konut Endüstrisi Derneği: Batı Avustralya’da, haftada 4 inşaatçı iflas ediyor
Avustralya

Avustralya’nın 2030’a kadar 72 bin kalifiye çalışana ihtiyacı var: 78 milyon dolarlık hamle

Eylül 7, 2026
  • All
  • Manşet
Avustralya’da bir ilk: Mantar kökünden üretilen tabutla toprağa verildi
Avustralya

Avustralya’da bir ilk: Mantar kökünden üretilen tabutla toprağa verildi

by adminzaman
Eylül 7, 2026
0

 Avustralya'nın New South Wales (NSW)’in Blue Mountains bölgesinde 70’li yaşlarındaki Carolyn isimli bayan, Avustralya’da bir ilk olduğu belirtilen mantar köklerinden...

AKP eski Başbakanı Davutoğlu, Saray Yargısı’na ifade verecek:“Haram yemedim”

AKP eski Başbakanı Davutoğlu, Saray Yargısı’na ifade verecek:“Haram yemedim”

Eylül 7, 2026
Muhalefetten bayrak yakmaya hapis cezası teklifi: 12 aya kadar ceza gündemde

Muhalefetten bayrak yakmaya hapis cezası teklifi: 12 aya kadar ceza gündemde

Eylül 7, 2026
Pes etmediler:İtalya’yı deviren Türkiye Voleybol Takımı, Avrupa Şampiyonu oldu

Pes etmediler:İtalya’yı deviren Türkiye Voleybol Takımı, Avrupa Şampiyonu oldu

Eylül 7, 2026
İmamoğlu’ndan Üsküdar’daki tutuklamalara sert tepki:“Üsküdar sizin tapulu malınız mı?”

İmamoğlu’ndan Üsküdar’daki tutuklamalara sert tepki:“Üsküdar sizin tapulu malınız mı?”

Eylül 7, 2026
Konut Endüstrisi Derneği: Batı Avustralya’da, haftada 4 inşaatçı iflas ediyor

Avustralya’nın 2030’a kadar 72 bin kalifiye çalışana ihtiyacı var: 78 milyon dolarlık hamle

Eylül 7, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM