• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Gündem

Tutukluluğunun devamına karar verilen Demirtaş: Ben bin yıl da cezaevinde kalsam Kürdüm, Kürt milliyetçisi değilim

Temmuz 18, 2019
in Gündem, POLİTİKA
0
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, ‘terör örgütü yöneticiliği’ başta olmak üzere çeşitli suçlardan 142 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuklu yargılanmasına devam edildi. Mahkeme, Demirtaş’ın, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Demirtaş: “Ben Kürdüm. Bin yıl da cezaevinde kalsam Kürdüm. Kürt milliyetçisi değilim. Milliyetçi değilim, milliyetçi çizgiyi doğru bulmam.”dedi.

Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Cezaevi Yerleşkesi’ndeki salonda görülen duruşmaya, Selahattin Demirtaş, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada, Demirtaş’ın avukatlarının yanı sıra bazı HDP’li milletvekilleri hazır bulundu.Duruşmaya Edirne Cezaevi’nden SEGBİS’le katılan ve hakkında hazırlanan fezlekelerin siyasi saiklerle hazırlandığını ifade eden Demirtaş savunmasında ilk olarak şunları söyledi:

“25 no’lu fezlekede isnat edilen suçun tarihi 28 Eylül 2013. Fezlekenin düzenlenme tarihi ise 24 Şubat 2016. Fezlekenin hazırlanması için iki buçuk yıl beklenmesi bile, siyasi saiklerle olduğunun göstergesidir. Bu fezleke de dahil olmak üzere hiçbir fezlekede, suçun somutlaştırılması yapılmamış. Örneğin ‘terör örgütü propagandası’nı hangi cümlelerle yaptığım belirtilmemiş. Salla gitsin, ya tutarsa yöntemi izlemiş savcılar. Dolayısıyla fezlekeden okuyacağım ama tahmin yürüteceğiz. Galiba mahkemenin de yaptığı budur. Hangi sözlerim hangi suçlamayla ilişkilendirmiş diye tahmin yürüteceğiz. Kürt ve Kürdistan dediğim için herhalde.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ: “Akın Gürlek’in temizlik operasyonları için buradayım”

Anayasa Mahkemesi’nden onay:Ali Türkşen artık tescilli işkenceci

CHP Genel Başkanı Özel’den KHK çıkışı: “Bu ayıbı mutlaka temizlemek gerekir”

NEREDE SUÇU VE SUÇLUYU ÖVMÜŞÜM?

Konuşmamın neresinde suçu ve suçluyu övmüş olabilirim? Seyit Rıza, Şeyh Said, Mazlum Doğan, İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş dediğim için. Şeyh Said ve Seyit Rıza, Cumhuriyetin ilk yıllarında, kanuna aykırı bir şekilde, evrensel hukuk ilkelerine aykırı bir şekilde, ahlaka ve vicdana aykırı bir şekilde idam edildiler. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Menderes ve arkadaşlarının idam edilmelerinin intikamını almak üzere, hukuka aykırı bir şekilde idam edildiler. İbrahim Kaypakkaya Diyarbakır Cezaevi’nde, daha 24 yaşındayken ağır işkencelerle katledildi. Mazlum Doğan, 12 Eylül Diyarbakır işkencehanesinde ağır işkenceler maruz kaldı ve yaşamına son verdi. Bunların her biri, siyasi kimliğinden bağımsız bir şekilde, hepsi de hukuksuzluğun ve zulmün mağdurudurlar. Ben bu kişilerin hangi suçunu, hangi faaliyetini övmüşüm? Evet, Mazlum Doğan’ın işkenceye karşı direnişini övmüşüm. O zaman savcı işkenceyi savunmuş oluyor? Savcı, Kenan Evren darbe yönetiminin ve o dönem Diyarbakır Cezaevi komutanı Esat Oktay Yıldırın’ın savunusu yapmış oluyor. Ben Mazlum Doğan’ın işkenceye karşı duruşunu savunuyorsam ve savcı da bunu suç olarak görüyorsa savcı darbecilerin fiilini savunmuş oluyor. Sizin normalde, bu savcı hakkında suç duyurusunda bulunmuş olmanız lazım. Ben burada suçu ve suçluyu övmüyorum. İşkence suçunu övmüş oluyor savcı. İşkenceyi korumuş oluyor. İbrahim Kaypakkaya’nın işkence tezgahında katledilmesini eleştirmek suçsa işkenceyi savunuyorsunuz demektir. Konuşmamın kelimesi kelimesine arkasındayım. Cümlesi cümlesine arkasındayım.

KÜRT MİLLİYETÇİSİ DEĞİLİM, KÜRDÜM:

Ben bu ülkede halen Kürt ve Kürdistan demenin terör propagandası sayılmasını hakaret olarak görüyorum. Kabul etmiyorum. Mahkeme bunu düzeltmek zorundadır. Mahkeme bana 100 yıl ceza versin, umurumda değil. Ama Kürdistan ve Kürt kelimelerini kullanarak tek bir hüküm kurarsanız mahkemeniz hakkında suç duyurusunda bulunurum. Ben sizin etnik kimliğinize, inancınıza hakaret ediyor muyum? Edemem. Saygısızlık olur. Evet, Kürdistan vardır. Daha önce de söyledim; Binali Yıldırım söylediği için değil, Erdoğan söylediği için değil, Sultan Sencer yazdığı için değil, Abdülmecid Kürdistan madalyonu bastığı için değil, Mir Bedirhan Kürdistan beyi olduğu için değil. Tarihi olarak, coğrafi olarak, bir realite olduğu için vardır. Siz de savcılarınız da, yüz milyon tane hüküm kursanız da Kürdistan vardır. Bir coğrafyadır. Benim de anavatanımdır. Önemli bir kısmı da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sınırları dahilindedir. Türk Tarih Kurumu ve Türk tarih tezi, Güneş Dil Teorisi üzerine Kürt ve Kürdistan inkar edildi diye, kendine profesör diyen şaklabanlar bunun kitabını yazdı diye, “dünyadaki bütün diller Türkçeden türedi” yazdı diye biz bunu kabul etmek zorunda değiliz. Rumeli diyebileceksin, Kürdistan diyemeyeceksin. Var mı böyle bir şey? Konuşmamda da belirtmişim, biz Kürdistan’ı ayrı bir devlet olarak ifade etmek istesek bundan korkmayız. Çıkar söyleriz. Kürdistan bir coğrafyadır. Siyasi sınırları yoktur, sosyolojik sınırları vardır. Kürdistan, kadim bir coğrafyanın ismidir. Elazığ savcısı istedi diye ben bundan vaz mı geçeceğim? Kusura bakmasınlar. Ben Kürdüm. Bin yıl da cezaevinde kalsam Kürdüm. Kürt milliyetçisi değilim. Milliyetçi değilim, milliyetçi çizgiyi doğru bulmam. Ama benim Kürtlüğümle alay edildiğinde, kusura bakmayın tepemin tası atıyor. Kürdistan kelimesini kullandım diye beni terör propagandasıyla suçlayanları gördükçe benim de tepemin tası atıyor. Empati yapın. Etnik kimliğiniz, inancınız, mezhebinizle alay edildiğinde, yok sayıldığında ne hissedersiniz? İnsanın onuruyla ilgili bir mevzudur bu.

FİİLİ DURUM ANAYASASIZLIK:

Demokratik özerklik, biricik çözüm yoludur. Tek adamlık, diktatörlük Türkiye’ye anayasaya referandumla zorla kabul ettiriliyor da Selahattin Demirtaş bir mitingde demokratik özerkliği mi savunamayacak? Bu mu suç olacak? Şu anda Türkiye’yi yönetenler zaten en büyük suçu işliyorlar. Anayasa askıya alınmış durumda. Anayasasızlık şu anda fiili durumdur. 138. madde her gün katlediliyor. Yargıya bangır bangır talimat veriliyor. On binlerce insan yasa dışı bir şekilde, yürütmenin talimatıyla işten atılıyor, yargı üstünde baskı kurularak haklarının iadesi engelleniyor. Binlerce akademisyen, savaş istemiyorum dediği için akademiden atılıyor ve yargı onlara patır patır ceza yağdırıyor. Daha binlerce örnek sayabilirim. “Bunların yaptığı suç değil, Selahattin Demirtaş 2013 yılında Karakoçan’da Kürt demiş, Kürdistan demiş, bu suçtur. Bunu yakalayacağız, hücreye atacağız.” Bu mudur? Bu mudur adalet anlayışı?

‘SİYASİ KUMPAS İÇİN HAZIRLANDI’

Fezlekede, konuşmasında Mazlum Doğan’dan bahsettiği için, ‘suç ve suçluyu övmekl’ ile suçlandığını hatırlatan Demirtaş, “Burada ben Mazlum Doğan’ın işkenceye karşı direnişini övmüşüm. Eğer savcı bunu suç görüyorsa o zaman bu savcı işkence suçunu övüyor. İşkenceciyi, darbeciyi savunuyor. O zaman bu savcı hakkında suç duyurusunda bulunulması gerekiyor. Siyaset yaptığım için savcı bana kin ve nefret beslemiş, bu fezlekeyi yazarak suç işlemiştir. Benim yaptığım konuşmanın ne şiddeti övmekle, ne halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmekle bir alakası yok, sadece siyasi kumpas için hazırlanmış bir fezlekedir” dedi.
Demirtaş, suçlamalara ilişkin dosyaya giren delillerin de yasadışı yollarla hazırlandığını ve uydurma olduğunu ileri sürdü.

TAHLİYE TALEBİ REDDEDİLDİ

Savcı, suçun katalog suçlardan olması, atılı suçları işlediğine dair somut delillerin bulunması ve atılı suçların ceza üst sınırını göz önüne alarak Demirtaş’ın, tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Demirtaş’ın avukatları ise tutukluluğun 3 yılı geçtiğini, bunun hukuki değil siyasi bir karar olduğunu, bütün fezlekelerde hemen hemen aynı suçlamaların yer aldığını, kaçma şüphesinin de bulunmadığını belirterek, tahliye talebinde bulundular. Ara kararını açıklayan mahkeme, avukatların tahliye taleplerini reddederek, Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşma, 2 Eylül 2019’a ertelendi.

PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

İmamoğlu’ndan İBB tarihinde bir ilk: En üst düzey kadın yönetici, Genel Sekreter Yardımcısı

SONRAKİ HABER

Ankara ayağını denk alsın!

BENZER HABERLER

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ: “Akın Gürlek’in temizlik operasyonları için buradayım”
Gündem

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ: “Akın Gürlek’in temizlik operasyonları için buradayım”

Şubat 21, 2026
Anayasa Mahkemesi’nden onay:Ali Türkşen artık tescilli işkenceci
Gündem

Anayasa Mahkemesi’nden onay:Ali Türkşen artık tescilli işkenceci

Şubat 19, 2026
MİT Başkanı Kalın ‘özel davet’le CHP Genel Merkez’inde brifing verdi
Manşet

CHP Genel Başkanı Özel’den KHK çıkışı: “Bu ayıbı mutlaka temizlemek gerekir”

Şubat 17, 2026
CHP’li Aydın Belediye Başkanı Çerçioğlu,partisinden istifa etti
Manşet

CHP’den AKP’ye geçen Özlem Çerçioğlu ihale yolsuzluğundan hakim karşısında

Şubat 17, 2026
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: Kaan Tangöze, Murat Dalkılıç ve İsmail Hacıoğlu dahil 17 kişi gözaltında
Gündem

Ünlülere uyuşturucu operasyonu: Kaan Tangöze, Murat Dalkılıç ve İsmail Hacıoğlu dahil 17 kişi gözaltında

Şubat 17, 2026
CHP’nin ‘seyyar giyotin’ dediği savcı Akın Gürlek’in eşine SPK üyeliği
Gündem

Akın Gürlek’ın “Avukat-müvekkil görüşmelerine yönelik’ plana 80 barodan ortak tepki

Şubat 16, 2026

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • All
  • Manşet
Hulusi Subaşı: Hocaefendi 35 yıl önce ‘Birgün Hizmet’te kalmak zor olacak’ demişti; o gün anlamamıştık bugün yaşıyoruz
Manşet

Hulusi Subaşı: Hocaefendi 35 yıl önce ‘Birgün Hizmet’te kalmak zor olacak’ demişti; o gün anlamamıştık bugün yaşıyoruz

by adminzaman
Şubat 21, 2026
0

Fethullah Gülen Hocaefendinin Avustralya’ya gelişinde  ilk karşılayanlar arasında bulunan Hizmet Hareketi’nin ilklerinden Hulusi Subaşı:” Bir sohbetinde elini uzatarak, elekte nasıl...

KHK’lı öğretmen Eyüp Birinci: Eşime cezaevinde sessiz ve yavaş bir işkence uygulanıyor

KHK’lı öğretmen Eyüp Birinci: Eşime cezaevinde sessiz ve yavaş bir işkence uygulanıyor

Şubat 21, 2026
Avustralyalılar İsrail Cumhurbaşkanına karşı sokakta: Savaş suçlusu istemiyoruz

Polisten, İsrail Cumhurbaşkanını protestocularına sert müdahale: NSW Polis Müdürü Lanyon müslümanlardan özür diledi

Şubat 21, 2026
İsrail polisi Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi

Mescid-i Aksa’da İsrail zulmü; 60 yıllık anlaşma çökme noktasında

Şubat 21, 2026
3S rejimi: Sömüren, Semiren ve Söven rejimi!

Meriç’ten Sydney boğazına akan “Sessiz çığlık”!

Şubat 21, 2026
Tutuklu gazeteci Alican Uludağ: “Akın Gürlek’in temizlik operasyonları için buradayım”

Tutuklu gazeteci Alican Uludağ: “Akın Gürlek’in temizlik operasyonları için buradayım”

Şubat 21, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM