Manşet, Yazarlar

Brütüsler ve Hançerleri…

Dünya devr-i dâimler üzerine kuruludur…

Kazananlar kaybeder, kaybedenler kazanır…

Her şey döner, durur…

Kimileri ilerler, kimileri geri çekilirler…

İnsanlar iki şeyden ötürü geri çekilirler ; Ya kendi acziyetlerinden, yada karşı cephedekilerin kuvvetlerinden…

Diktatörler de böyledir…

Gücün esîri, güçten korkar !

Hele hele kapıların önünde aslanlar gibi kükreyen, kapı arkalarında ise süt dökmüş kedi gibi inim inim inleyen fir’avn-ı zelîller ise tam olarak böyledir.

Kaybetmeye başlayan zorbalar bu nedenle iki hat kurarlar…

Birinci Hat, Makyaj Hattı ;

Kendi acziyetlerini örtebilecek tarzda etrâflarını kuvvet ile çevirip, olduklarından kuvvetli görünmeye çalışırlar çünkü acze düşmüşlerdir.

Mevcûdu korumak için özel ordular, kuvvetler, timler kurarlar…

Koruma ordusu ile gezmelerinin nedeni güçleri değil zilletleridir.

Bununla berâber “Genç” kalma arzu ve ihtirasında olan bir ihtiyarın saçlarını boyaması gibi algı operasyonları ile devamlı makyaj yaparlar…

İkinci Hat, Korku Hattı ;

Burada ise düşmanın kuvvet ve saldırıları ile baş edebilmek için birer birer kalelerini, komutanlarını, piyonlarını teslim eder…

Tâ ki kahrolası, nedense adı hep “ak” olan sarayına kadar geriler, sıkışıp kalırlar.

Nuh (as) Tufanı’nda inançsızların sularının yükselmesi karşısında kurtulmak için, mal-menâl ve öldürdükleri evlatlarından kurdukları o mini tepeciklerin üzerine çıkması gibi bir cinnet psikolojisine girerler.

Her iki durumda da nefislerini kurtarmak için her şeyi, ama her şeyi fedâ ederler…

Fakat neticede dev dalgalar kendilerini yutar.

Kurtuluş yoktur…

Sakın zamanın bir türlü geçmemesi sizi aldatmasın, bu hep böyle olmuştur, zâlim kendi filiyatıyla kendini tutsak eder ve her şeyini kaybeder.

İşin bir “üçüncü” aşaması vardır ki işte o, zâlim diktatörün ciğerini dağlar…

İhânet Hattı ;

Her ceberrûtun arkasında bir Marcus Junius Brutus, Brütüsler Ordusu vardır…

Sahneyi hatırlayın, Sezar yediği bıçak darbeleri neticesinde yıkılmak üzeredir, en son hançeri kendisine yâreni Brütüs vurur…

Düşmanın attığı taş mı ? Güyâ dostun attığı gül mü ?

Kendini Tanrı ( ! ) kabul eden Sezar ” Sen de mi Brütüs ? “ diyerek yıkılır…

Enteresandır, ki herkes Sezar’ı bilmez ama Brütüs’ün bu ihâneti hiç unutulmaz…

Hep Aynı Süreç ;

Bir süredir Türkiye Diktatörü’nün yanındaki fâreler berâber bulundukları gemiyi terk ettiler, terk etmeye devam ediyorlar…

Âciz hâle düşüp etrâfına surlar, ordular kuran Erdoğan korkuyor.

Ortakları kendisini neredeyse sarayına kadar sıkıştırdılar…

Her geri adımında, düşmanları elindekileri birer birer alıyorlar.

Bugün Damâd’ını kurtulmak için fedâ etti, yarın başkalarını da fedâ edecek…

Kendi için Sümeyye’yi siyâset malzemesi yapan Erdoğan yine kendi için başkalarını yok etmekten korkar mı acaba?

Hitler misali Çöküş’ü Saray’ın bodrumlarına kadar sürecek…

Korkak bir diktatör, etrâfında menfaat çetelerinden kurduğu ordusu…

Ve karşısında iktidar şehveti ile bilenmiş ortaklarının gayzı…

Nereye kadar ?

Brütüsler ise hançerlerini çekmiş bekliyorlar…

Trump ;

Daha dün koskoca Amerikan Sistemi’ni tek başına tıkayan Trump ağlaya-sızlaya saraya vedâ etti…

Söylemlerinden rahatsız olan taraftarları, partisi bile kendisine sahip çıkmadı…

Belki de önümüzdeki günlerde önce Adâlet sonra da “kodes” kendisini bekliyor…

Dün susan herkes bugün pervasızca konuşuyor…

Zâlimler bu durumdan ders alır mı ? Hayır !

Hırstan kör olmuş gözlerini açacak olan tek şey, Brütüsler’in hançerleridir…

Evet zâlimlerin etraflarında değişmeyen tek şey onların aleyhine bilenen, bugün ya da yarın sırtlarına saplanacak hançerlerdir…

@MANSURTURGUT

Reklam

DÖVİZ BİLGİLER