Ulusal doğum oranının bu yıl 1,42 seviyesine gerilemesi beklenirken, hayat pahalılığı ve konut krizi çocuk sahibi olma kararlarını etkiliyor. Uzmanlar, uzun vadede ekonomik ve demografik risklere dikkat çekiyor.
Avustralya’da doğum oranının 2026 itibarıyla 1,42 seviyesine düşmesi bekleniyor. Bu oran, ülke tarihinde kaydedilen en düşük seviyelerden biri olarak değerlendiriliyor.Nüfusun kendini yenileyebilmesi için gereken oran 2,1 olarak kabul edilirken, mevcut tablo demografik dengenin zayıfladığına işaret ediyor.
Hayat pahalılığı belirleyici faktör
9News’un aktardığına göre, hayat pahalılığı krizi, artan kira fiyatları, konut erişimindeki zorluklar ve küresel ekonomik belirsizlikler, çiftlerin çocuk sayısını azaltmasına ya da ebeveynliği ertelemesine yol açıyor.Araştırmalar, Avustralya’da bir çocuğu yetiştirmenin maliyetinin 164 bin ila 370 bin dolar arasında değiştiğini ortaya koyuyor. İki veya daha fazla çocuğa sahip ailelerin ise çok daha yüksek harcamalarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.Uzmanlar, doğum oranındaki düşüşün uzun vadede iş gücü piyasası, vergi gelirleri ve sosyal hizmetler üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. Yaşlanan nüfusun artmasıyla birlikte sağlık ve emeklilik sistemlerinin daha fazla yük altına girebileceği ifade ediliyor.
Teşvik paketi tartışılıyor
Canberra kulislerinde, aile yardımlarının artırılması ve ikinci–üçüncü çocuk için ek mali teşvikler sağlanması yönünde seçeneklerin değerlendirildiği belirtiliyor. Çocuk bakım ücretlerinde indirim ve ebeveyn izni süresinin genişletilmesi de gündemdeki başlıklar arasında.Hükümet kanadı henüz kapsamlı bir paket açıklamazken, konunun önümüzdeki bütçe görüşmelerinde öne çıkması bekleniyor. Uzmanlar ise sadece nakit desteklerin değil, konut erişimi ve iş–aile dengesi politikalarının da belirleyici olacağı görüşünde.











