Strazburg’da bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 13 aydır cezaevinde tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun başvurusunu Türkiye Hükümeti’ne tebliğ etti.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, 10 Kasım 2025 tarihinde yaptıkları başvurunun AİHM tarafından öncelikli olarak inceleneceğini duyurmuştu. Strazburg Mahkemesi bugün yaptığı paylaşımda, İmamoğlu’nun dosyasını 23 Mart’ta taraflara tebliğ ettiğini duyurdu. AİHM, hükümetten sorduğu sorulara ilişkin yazılı görüşlerini istedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart 2025’te “suç örgütü kurmak ve yönetmek”, “rüşvet almak”, “kamu ihalelerine fesat karıştırmak” ve “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek” suçlamalarıyla tutuklanmıştı.
İmamoğlu’nun AİHM’e yaptığı başvuruda; tutukluluğuna ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, soruşturma dosyasındaki gizlilik kararının savunmasını engellediği, tutukluluğunun hukuka uygunluğunun etkili bir şekilde yargısal denetime tabi tutulmadığı ve tutuklamanın siyasi amaçlarla yapıldığı ve cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamasının ardından geldiği ifade edildi. İmamoğlu’nun avukatları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 ve 18’inci maddeler ile 1 No’lu Ek Protokol’ün 3’üncü maddesi kapsamında ihlal kararı verilmesini talep etti.
AİHM, Türkiye hükümetinden aldığı cevapların ardından İmamoğlu’nun başvurusunu inceleyecek.
Başvuru, AİHM’i AYM’nin etkili bir iç hukuk yolu olup olmadığına ilişkin karar almaya da itecek. Ekrem İmamoğlu’nun dosyası hala Anayasa Mahkemesi önünde derdest. Benzer şekilde, geçtiğimiz ay yapılan Kavala v. Türkiye (No.2) Büyük Daire duruşmasında Kavala’nın avukatları da AYM’nin etkili bir iç hukuk yolu olmaktan çıktığını savunarak dosyayı Strazburg’a getirmek için AYM kararını beklemek gerekmediğini vurgulamıştı.
AİHM’in Türkiye Hükümeti’ne yönelttiği sorular özetle şu şekilde:
- İmamoğlu, başvurusu için Türkiye’deki tüm etkili iç hukuk yollarını tüketmiş midir?
- İmamoğlu’nun tutukluluğu, Sözleşme’nin 5’inci maddesi açısından hukuka uygun muydu? Dosyada, onun bu suçları işlediğine dair “makul şüphe” oluşturacak yeterli delil var mıydı? Objektif bir gözlemci, eldeki delillere bakınca bu suçları işlemiş olabileceğini düşünür müydü?
- Tutuklama ve tutukluluğun devamına karar veren hakimler, bu kararı yeterli ve ilgili gerekçelerle mi verdiler? Ayrıca, İmamoğlu’nun tutukluluk süresi “makul süre” sınırını aşmış mıdır?
- İmamoğlu, tutukluluğunun hukuka uygunluğunu etkili bir şekilde sorgulayabileceği bir hukuki yola sahip oldu mu? Soruşturma dosyasına erişiminin kısıtlanması nedeniyle itiraz hakkı etkili şekilde kullanılamadı mı? Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru, tutukluluğun hukuka uygunluğunun hızlıca denetlenmesini ve gerekirse tahliyesini sağlayacak etkili bir yol muydu?
- Devlet, İmamoğlu’nu tutuklarken 5’inci maddeyi (özgürlük hakkı) Sözleşme’de öngörülen amaç dışında, başka bir amaçla (siyasi amaçla) mı kullandı? (Madde 18)
- İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımına getirilen kısıtlamalar açısından 1 No’lu Ek Protokol’ün 3’üncü maddesi (serbest seçim hakkı) uygulanabilir mi? Hakkında açılan ceza soruşturması ve tutukluluğu, siyasi gerekçelerle yapılmışsa, bu İmamoğlu’nun seçilme hakkını ve seçim sürecine etkili şekilde katılmasını engellemiş midir?
AİHM ayrıca, Hükümet’ten İmamoğlu’na ilişkin tüm soruşturma dosyasını ve hakkında açılan ceza davasıyla ilgili belgeleri sunmasını talep etti.













