• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Manşet

KHK’lı Albayın eşi:Kızımın okul birinciliğini elinden almaya çalıştılar, Oxford’a kabul edildi ama gönderemedim

Mayıs 11, 2026
in Manşet, ZULÜM GÜNLÜĞÜ
KHK’lı albayın eşi: Babası ‘darbeci’ diye kızımın okul birinciliğini elinden almaya çalıştılar, sonra Oxford’a kabul edildi ama gönderemedim.

KHK’lı albayın eşi: Babası ‘darbeci’ diye kızımın okul birinciliğini elinden almaya çalıştılar, sonra Oxford’a kabul edildi ama gönderemedim.

3
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

Diyarbakır Bölge Jandarma Kurmay Başkanı olduğu dönemde 15 Temmuz’un ardından tutuklanan, hakkında verilen müebbet hapis cezası istinafta bozularak tahliye edilen ancak daha sonra Yargıtay kararıyla yeniden müebbet cezası verilen KHK’lı kurmay albay Şamil Türk Özkan’ın eşi Mısra Gül Özkan, yaşadıklarını ilk kez Vicdan Vakfı’nda anlattı.Vicdan Vakfı’nın bu yıl üçüncüsünü düzenlediği “Başka Bir Anneler Günü” programına katılan Özkan, eşinin tutuklanma sürecini, kızının yaşadığı travmaları ve KHK’ların aileler üzerinde oluşturduğu sosyal ve toplumsal yıkımı dile getirdi.

“EŞİM HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALARAK DARBE OLMASINI ÖNLEYEN KOMUTANDIR”

Kendisi de edebiyat öğretmeni olan Mısra Gül Özkan, eşinin 15 Temmuz gecesi Diyarbakır’da darbe girişimini engellemek için gerekli tedbirleri aldığını belirterek şunları söyledi:

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Org.Sönmezateş’ten 15 Temmuz ifşası: Komutanlar Saray’a çağrıldı, sonra birdenbire zenginleştiler

AİHM noktayı koydu: ‘Şaban Yasak’ kararı AKP rejimini panikletti

Avustralya siyasetinde “One Nation” depremi: 70 yıllık muhafazakâr kale çöktü

“Benim eşim kurmay albaydı. Diyarbakır’da kurmay başkanıydı. İlk andan itibaren Diyarbakır’da her türlü tedbiri alarak darbe olmamasını sağlayan komutandır. Bununla ilgili altı rapor var. Buna rağmen yerel mahkeme eşime müebbet verdi. İstinaf, ‘Burada suç unsuru yoktur’ diyerek kararı bozdu. Eşim tahliye edildi, iki yıl dışarıdaydı. Başkent Üniversitesi’nde doktora yapmaya başladı. Dosyasına hiçbir şey eklenmemişken Yargıtay cezayı yeniden müebbete çevirdi. Eşim şu anda Sincan’da hücrede kalıyor.

Ben bir anneyim. 22 yaşında bir kızım var. Ona da çok zor sahip olduk. Sekiz aylık doğdu. Beş çocuğum daha var, onlar cennette; hepsi melek. Sekiz ay sürekli yatarak kızımı dünyaya getirdim. Eşim o zaman akademideydi. İstanbul’da yaşıyorduk. Ben öğretmenim. Öğretmen arkadaşlarım yardımcı oldular.”

“12 YAŞINDAKİ KIZIM HEM KARDEŞLERİNİ HEM BABASINI KAYBETTİ”

“Kızım 12 yaşındayken başımıza 15 Temmuz hadisesi geldi. 15 Temmuz’dan önce hamileydim, ikiz bebeklerim vardı. Onları kaybettim. Kızım kardeşleri olmasını çok istiyordu. Daha yaralarımızı saramadan eşim gözaltına alındı. 12 yaşındaki kızım bir anda hem babasını hem kardeşlerini kaybetti. Ardından kızım benimle uyumaya başladı ama yatakta biz iki kişi yatmıyorduk. Bir de babasının kıyafetleri oluyordu.”

“BABASININ KIYAFETLERİYLE UYUYORDU”

“Kızım babasının kıyafetlerini koklaya koklaya yatıyordu. Bir müddet sonra yatağın kokusu kıyafete siniyor, babasının kokusu kayboluyordu. Onu bırakıyor, bir sonrakini alıyordu. Bir gün baktım, babasının gardırobunun önünde oturmuş ağlıyor. ‘Ne oldu kızım?’ dedim. ‘Babamın hiç kıyafeti kalmadı’ dedi.

Eşim Diyarbakır’da hapisteydi. Biz Ankara’da yaşıyorduk. İki kişi uçakla Ankara’dan Diyarbakır’a gidiyorduk. Maddi zorluklar da vardı. Görüşler başlangıçta 20 dakikaydı. Daha sonra 30-40 dakika oldu ama 3,5 yıl böyle devam etti.”

“BİZ BIYIKSIZ BABALARIZ”

“Sonra eşim çıktı. İki yıl baba-kız ilişkisi oluştu. Ben de anneliğe geri döndüm. Neden? Çünkü öncesinde bıyıksız baba olmuştum. Hâlâ da öyleyim. Eğer Babalar Günü’nde bir program yaparsanız, biz bıyıksız babaları da çağırmanızı özellikle rica ediyoruz. Çünkü eşleri cezaevinde olan bizler hem anne hem babayız.

Ergenlik döneminde babası yanında olsun çok istedim. Çünkü ben öğretmenim, herkes bilir; ergenlik döneminde kızlar anneyle, erkekler babayla çatışır. Benim kızım da doğal olarak benimle çatıştı. Bu çatışmaları sulh edecek bir babamız yoktu evde. Çok üzüldüğüm, kafamı duvara vurarak ağladığım zamanlar oldu. Ama geçti.”

BABASI ‘DARBECİ’ DİYE KIZIMIN OKUL BİRİNCİLİĞİNİ ELİNDEN ALMAYA ÇALIŞTILAR”

“Kızım çok akıllı bir çocuktu. Akademik başarısı hep çok iyiydi. Ortaokuldan mezun olurken okul birincisiydi ama babası sırf ‘darbeci’ diye okul onu birinci ilan etmek istemedi. İkinci olan çocuğu ilan etmeye kalkıştılar. Tören olacak, benim kızım okul birincisi ama anons edilmeyecek. Ben kıyameti kopardım tabii. Tepkilerimden korkarak kızımı ilan etmek zorunda kaldılar.”

“ANKARA’NIN EN İYİ LİSESİNİ BURSLU KAZANDI, ORADA DA AYRIMCILIĞA MARUZ KALDI”

“Kızım sonra burslu olarak Ankara’nın en iyi liselerinden birini kazandı. Orada da inanılmaz başarılara imza attı. Sınavlardan en yüksek notu alan hep benim kızım oluyordu. Ama çok ilginç bir şekilde okul onu hiç paylaşmıyordu. Diğer çocuklar çok küçük sebeplerle paylaşılıyor, afişe ediliyordu ama benim kızım hiçbir şekilde paylaşılmıyordu. Biz nedenini anlıyorduk tabii.

Kızım 11. sınıfın sonunda İngilizce eğitim sisteminden mezun oldu. Okul çift diploma veriyordu. 12. sınıfta kızım Türkiye’de okumak istemediğini, yurt dışına gitmek istediğini ve üniversite sınavına girmek istemediğini söyledi.”

“OXFORD’A KABUL ALDI AMA GÖNDEREMEDİM”

“Nanoteknoloji mühendisi olmak istiyordu. Yalvardım kızıma; ‘Baban içeride, ben burada yapayalnızım. Ankara’da kimsem yok. Ailemiz Osmaniye’de. TOBB Üniversitesi’nde nanoteknoloji mühendisliği var. Burada oku, gitme’ dedim. ‘Hayır anne’ dedi. ‘Türkiye’de teknoloji mi var ki nanosu olsun?’ dedi. Çocuk haklı.

Sonra yurt dışındaki üniversitelere başvurdu. Dünyanın en iyi üniversitelerinden Oxford’a kabul aldı. Oradan kabul almak kolay değildir. Sadece kabul almak da yetmez; kendi sözlü ve yazılı sınavları var. Onları da geçti.

Ama biz çocuğumuzu oraya gönderemedik. Neden biliyor musunuz? Çünkü bir ‘darbecinin’ kızına Türkiye’de burs verecek bir kurum yoktu. Biz bunun bilincinde olduğumuz için birilerinden burs istemeye cesaret bile edemedik. Kızım Oxford’dan vazgeçti. Çünkü ben okutamazdım. Oxford’un eğitim ücreti 39 bin pound. Buna bir de İngiltere’deki yaşam masraflarını ekleyin. Mümkün değildi.”

“BABA SEN HAPİSTEN ÇIKANA KADAR TÜRKİYE’YE DÖNMEYECEĞİM”

“Burslu okuyabileceği bir yer bulmaya çalıştık. Hollanda Eindhoven Teknik Üniversitesi kızıma kabul verdi. Sosyal yaşam ve eğitim bursu da verdi. Yüzde yüz değil ama şu an karşılayabiliyorum. Kızım bu şekilde Hollanda’ya gitti.

Türkiye’den ayrılmadan önce babasının son görüşüne tek başına gitmek istedi. Normal, babasıyla vedalaşmak istiyordu. Aradan bir yıl, bir buçuk yıl geçti. Kızım bir türlü dönmüyor. Benden dolayı yeşil pasaportu var, istediği zaman gelip gidebilir. Sorunu yok. ‘Kızım babanı hiç mi özlemedin, neden gelmiyorsun?’ diyorum. Dersler yoğun, projelerim var deyip geçiştiriyordu.

Bir gün eşime ağladım. ‘Ben nasıl bir çocuk yetiştirdim? Seni hiç özlemiyor mu? Özür dilerim senden, ben kötü yetiştirdim’ dedim. Eşim, ‘Hayır, öyle değil. Sen bilmiyorsun. Giderken son görüşte bana bir daha gelmeyeceğini söyledi. “Baba sen çıkmadan bu ülkeye bir daha dönmeyeceğim” diyerek gitmiş’ dedi. Benim haberim yoktu.”

“OĞLUNA ÜZÜLEN KAYINPEDERİM KALP KRİZİNDEN ÖLDÜ”

“Şimdi iki-üç ayda bir kızımın yanına gidip kalıyorum. Yemeğini yapıyorum, sonra dönüyorum. Sabah buraya gelmeden önce aradı, Anneler Günü’mü kutladı. Ben de kendi kayınvalidemi aradım. Annemi aramak içimden gelmedi. Çünkü 15 Temmuz sonrası birçok aile bunu yaşadı. Benim ailem bana sahip çıkmadı. İki erkek kardeşim de asker olduğu için korktular herhalde, onlara bir şey olacak diye. O yüzden kalbim kırık.

Bu süreçte kayınvalidem bana annelik yaptı. Size de çok selamlarını iletti. Ömer Bey, aynen şunu söyledi: ‘Dayanacak gücüm kalmadı artık.’ Çünkü üzüntüden kocasını da kaybetti. Kayınpederim, oğluna üzüldüğü için iki yıl önce kalp krizinden öldü. Kayınvalidem şunu söylüyor: ‘Artık bu barış süreci gelsin. Bu ülke kucaklaşsın. Anneler ağlamasın. Bizim yüreğimiz dayanmıyor artık. Biz de mi ölelim?’”

“KIZIM ÜLKESİNE KÜS, BARIŞ GELİRSE BELKİ BARIŞIR”

“Ben istemez miydim? Hayatta kalan tek çocuğum yanımda olsun, bugün bana sarılsın, bana çiçek alsın. Ama onunla gurur duyuyorum. Nanoteknoloji mühendisi olacak. Evet, ülkesine küs. Belki ileride barışır. Bilmiyorum. Barış gelirse bu ülkeyle belki barışır. Umudum o.

Bu ülkenin bu çocuklara ihtiyacı var. Bu ülkede kaç tane nanoteknoloji mühendisi var? Ve bu çocuk dönmeyi düşünmüyor. ‘Babam içeriden çıkmadan dönmeyeceğim’ diyor. Bu çocuklar bizim çocuklarımız.”

“BİZ TUTSAK ÇOCUK ANNELERİYİZ”

“İki hafta önce Vicdan Vakfı’nda içerideki tutsak çocuklarla ilgili bir panel yapılmıştı. Ben de dışarıdaki tutsak çocuklarımızdan bahsetmiştim. İşte benim kızım o dışarıdaki tutsak çocuklardan. Evren Hanım, sizin kızınız LGBT artı tutsak bir çocuk. Biz tutsak çocuk anneleriyiz.

Biz el ele vereceğiz. Başka çaremiz yok. Birileri bizim bu sesimizi duymak zorunda. Onlara duyuruncaya kadar uğraşmak zorundayız. Gerçekten çok ağır şeyler bunlar. Bu topraklarda yüzlerce yıldır maalesef böyle ağır şeyler yaşandı, yaşanıyor. Keşke yaşanmasa, keşke bize yaşatılmasa.

İnsanı merkeze almayan, kendi keyfini ve gücünü merkeze alan iktidarlar olduğu müddetçe böyle oluyor. Toplum da buralara savrulunca maalesef anneler ağlıyor. ‘Baba kokan elbise kalmadı, ben ne yapayım?’ diyen çocuklar olduğu müddetçe, ‘Babam cezaevinden çıkmadığı sürece bu ülkeye dönmüyorum’ diyen çocuklar olduğu müddetçe işimiz çok zor. Böyle gitmez. Anneler ağlarsa bu ülkenin geleceği doğru olmaz.”

“TUNCELİ’DE ÇALIŞIRKEN DERYA ADINDA BİR ÖĞRENCİM VARDI…”

“Yasemin İldan anneyi burada yeni tanıdım ama Tunceli’de çalışırken benzer anneler gördüm. Derya adında bir öğrencim vardı. Eşim asker olduğu için bana çok mesafeliydi. Bunu anladım. Ona özel ilgi gösterdim, tiyatro grubuma aldım. Sonra bana çok ısındı, anlatmaya başladı.

Henüz 10 yaşındayken köyleri yakılmış, babası hapse atılmış. Babası içeride çok kötü şartlarda hastalanmış, ölmek üzereyken çıkmış ve ölmüş. Derya böyle bir babanın çocuğuydu.

Bir gün derse gittim, sınıfta herkes çok üzgündü. ‘Ne oldu?’ dedim. ‘Derya’nın abisi öldü’ dediler. Askerle çatışmada ölenlerden biriymiş, dağa çıkmış. Gittim, Derya’ya sarıldım. Bana öyle bir sarılıyordu ki… Oysa bizimkiler dün birlikte çatıştı orada. Ben sizi orada tanıdım. Derya’nın gözünden, Derya’nın yüreğinden, Çiğdem’in yüreğinden biliyorum. Dolayısıyla acılarımız ortak.

Evren anneyi de biliyorum. LGBT öğrencilerim oldu. Nasıl zorbalandıklarını, sınıflarda nasıl alaya alındıklarını hep gördüm, hep engelledim. Elimden geldiğince bu çocuklara sarıldım, sarmaladım. O çocuklar bizim çocuklarımız.”

“BİZ AYRIŞTIRILMAK İSTEMİYORUZ”

“Açlık grevindeki çocukların annelerini de anladım. Nasıl anladım? Eşim bamya yemeğini çok sever. Her yaz en güzel bamyayı bulur, temizler, derin dondurucuya atarım. Eşim çıkacak da yiyecek diye. Sonra vakit geçer, artık bozulacak olur. Bahar gelir. Pişirmem, yemem gerekir ama boğazımdan geçmez.

Açlık grevindeki çocuklar içeride hiçbir şey yiyemezken, onların annelerinin boğazından da bir şey geçmeyeceğini biliyorum. Elbette karşılaştırılamaz benim verdiğim örnek. Özür diliyorum, affınıza sığınıyorum. Sadece sizi anladığımı ifade etmek istiyorum.

Hasan teğmen evlenecekti, çocukları olacaktı. Gülhan Hanım torunlarını sevecekti. Gülhan anne nerede? Görüşlere giderek çocuğuna sarılıyor. Anne yüreği bu. Benim kızım yurt dışında. Evet, hapiste değil ama ülkesinden uzakta ve ülkesine küs.

Gazzeli anne… Zaten sözün bittiği yerdeyim. Böyle bir acının tarifi olmaz. Dünyanın gözü önünde yıllardır Gazze’de anneler, çocuklar parçalanıyor. Kimsenin umurunda değil.

Şu anda Vicdan Vakfı’nın çatısı altındayız. Demek ki vicdan bizi bir araya getirecek. Biraz önce hepimiz el ele tutuştuk. Çünkü birbirimizi anladık, gördük.

Ceberut sistem bizi ayrıştırıyor. Biz ayrışmak istemiyoruz. Şu an bir barış süreci arifesindeyiz ve istiyorum ki bu barış şemsiyesi hepimizin üstüne açılsın. Hepimiz faydalanalım. Güzelim ülkemizde, vatanımızda barış   içinde yaşayalım artık. Sadece bunu istiyorum. Barış istiyorum. Vicdan şemsiyesi olsun.TR724 

Tags: 15 temmuzAKPAlbayerdoganErdoğan rejimiHİZMET HAREKETİİşkenceKHK’lıKurmay albaydı.Mısra Gül ÖzkanOkul birinciliğiOxfordŞamil Türk ÖzkanTürkiyeVicdan Vakfızulüm
PAYLAŞTweetPAYLAŞPAYLAŞSendPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Org.Sönmezateş’ten 15 Temmuz ifşası: Komutanlar Saray’a çağrıldı, sonra birdenbire zenginleştiler

BENZER HABERLER

MİT gizli sorguda kızı ve eşiyle tehdit etti: ‘Emri Gülen verdi de’
Gündem

Org.Sönmezateş’ten 15 Temmuz ifşası: Komutanlar Saray’a çağrıldı, sonra birdenbire zenginleştiler

Mayıs 11, 2026
Strazburg’da tarihi buluşma için yürüyen binler AHİM’e seslendi: Geciken adalet, adalet değildir!
Gündem

AİHM noktayı koydu: ‘Şaban Yasak’ kararı AKP rejimini panikletti

Mayıs 11, 2026
Avustralya siyasetinde “One Nation” depremi: 70 yıllık muhafazakâr kale çöktü
Avustralya

Avustralya siyasetinde “One Nation” depremi: 70 yıllık muhafazakâr kale çöktü

Mayıs 11, 2026
O bir Hakas kızı
Manşet

ANALAR!

Mayıs 11, 2026
Türkiye, hak ihlalleri sebebiyle 9 milyon Euro tazminat cezası ödedi
AVRUPA

‘AHİM kararıyla bir mahkeme beraat verdi’ diyen Dr. Ufuk Yeşil:Lütfen mücadeleden vazgeçmeyin

Mayıs 11, 2026
9 yıldır tutuklu üç harbiyeli kız öğrenciyi ziyaret  eden Yeneroğlu: “Ortada büyük bir dram var”
Manşet

‘Milat yaklaşımı AİHM’e takıldı ‘diyen Yeneroğlu:Karar sadece Şaban Yasak dosyası değil

Mayıs 11, 2026
  • All
  • Manşet
KHK’lı Albayın eşi:Kızımın okul birinciliğini elinden almaya çalıştılar, Oxford’a kabul edildi ama gönderemedim
Manşet

KHK’lı Albayın eşi:Kızımın okul birinciliğini elinden almaya çalıştılar, Oxford’a kabul edildi ama gönderemedim

by adminzaman
Mayıs 11, 2026
0

Diyarbakır Bölge Jandarma Kurmay Başkanı olduğu dönemde 15 Temmuz’un ardından tutuklanan, hakkında verilen müebbet hapis cezası istinafta bozularak tahliye edilen...

MİT gizli sorguda kızı ve eşiyle tehdit etti: ‘Emri Gülen verdi de’

Org.Sönmezateş’ten 15 Temmuz ifşası: Komutanlar Saray’a çağrıldı, sonra birdenbire zenginleştiler

Mayıs 11, 2026
Strazburg’da tarihi buluşma için yürüyen binler AHİM’e seslendi: Geciken adalet, adalet değildir!

AİHM noktayı koydu: ‘Şaban Yasak’ kararı AKP rejimini panikletti

Mayıs 11, 2026
Avustralya siyasetinde “One Nation” depremi: 70 yıllık muhafazakâr kale çöktü

Avustralya siyasetinde “One Nation” depremi: 70 yıllık muhafazakâr kale çöktü

Mayıs 11, 2026
O bir Hakas kızı

ANALAR!

Mayıs 11, 2026
Türkiye, hak ihlalleri sebebiyle 9 milyon Euro tazminat cezası ödedi

‘AHİM kararıyla bir mahkeme beraat verdi’ diyen Dr. Ufuk Yeşil:Lütfen mücadeleden vazgeçmeyin

Mayıs 11, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM