• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Avustralya

Ahmet’ler Elif’ler, Minyeli Abdullah’ın ülkesinde!

Şubat 21, 2020
in Avustralya, YAZARLAR
1
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

 

ENES CANSEVER-HAFTANIN YORUMU

Ahmet Burhan hasta.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Canberra yolunda yakalandı: Araçtan 24 bin dolar nakit ve uyuşturucu çıktı

İlk defa duydum ve çok şaşırdım

ASIO Başkanı: “Terör tehdidi derecelendirme sistemi gerçeği tam yansıtmıyor”

Çocuk yaşta acıların ve amansız hastalığın kıskacında. 

Babası tutuklu, cezaevinde, dört duvar arasında.

Anne Zekiye Ataç’ın acısı ise katmerli.

Gözlerinin önünde eriyen minik yavrusu…

Şifa ümidinin belirdiği Almanya’ya gidemiyor, yurtdışı çıkış yasağı var, pasaportu tahditli.

Ahmet Burhan bir yandan elim hastalığıyla mücadele etmeye çalışırken, öbür yandan büyük dramın parçası olarak olan biteni anlamaya çalışıyor.

Baba tutuklu,

Anne çaresiz.

Böylesi zamanlarda, güvenle sırtını dayayacağı iki dağdan mahrum Ahmet Burhan.

HASTA ÇOCUK, TUTUKLU BABA VE ÇARESİZ ANNE!

Büyük bir duyarsızlığın ve sağırlığın ortasında bir evlat ve bir anne.

Dar bir koğuşa kıstırılmış baba zaten çaresiz.

Adalet, paslı kilitlerle kapalı kapılar ardında adeta.

Son üç-dört yıldır yaşanan bir facianın özeti sanki bu aile.

Ahmet Burhan, annesi, babası bir kitlenin maruz kaldığı kıyımı anlatıyorlar bizlere.

Bu masum kitle ne yaşadı, nelere maruz kaldı şöyle kısaca bir anlat dense, herhalde anlatılan bu ailenin yaşadıkları olur.

Ne var bu dramda: Özgürlüğü elinden alınmış bir baba, eşinden ayrı, hukuk mücadelesi veren bir anne, hasta bir çocuk.

Çocuk amansız bir hastalığın kıskacında, daha iyi tedavi imkânları için ülkesinden ayrılması gerekiyor.

Ama anne kendisiyle beraber hareket edemiyor.

Diğer yandan, sağır kesilmiş sözümona yönetici cenahı kalpsiz, yığınlarla halk kitleleri ise; dilsiz ve tepkisiz.

Devlet diye şöyle böyle bir şablona oturtacağınız bir ülkede bile, tüm ülke ayağa kalkar, yer yerinden oynardı.

Böylesi yarım yamalak bir yerde bile bu çocuğun hayatta kalması için tüm imkânlar seferber edilirdi.

Fakat güya dünün mağdurları, mağdurluktan iktidar devşirmişleri; körleri, sağırları oynuyorlar.

Hani bir zamanlar Minyeli Abdullah’la sembolleşen mağdurlar, gözyaşı döken, mağduriyetlerini yedi düvele anlatanlar…

O günlerde her biri birer Minyeli’ydi.

MİNYELİ OLUP ROL KESEN ZULÜM KAHRAMANLARI:

Ne mi olmuştu, neler anlatmıştı Minyeli bizlere?

İsterseniz filmi hatırlayalım:

Hekimoğlu İsmail’in aynı isimli eserinden uyarlanan sinema filmi.

CHP eski Milletvekili sanatçı Berhan Şimşek hakkını vererek başrolde oynamıştı.

Şimşek, bir televizyon programında, günümüzün şımarık iktidarın bir temsilcisine, başrolde  oynadığı filminin Türkiye’de gerçeğe dönüştüğünü yüzüne çarpmıştı.

İlginç bir tevafuk, Minyeli  ismini taşıyan sınıf arkadaşım Abdullah’la  Emek Sineması’nda izlemiş, gözyaşı dökmüştük.

Ne acı ki, o dönemde Minyeli olup rol kesenler, şimdilerde yaşanan baskının ve zulmün kahramanları.

Türkiye’de yaşanan insanlık dışı uygulamalardan, dizboyu mağduriyetler Minyeli’yi bir kez daha izlemeye itti beni.

Herkesin farklı bir bakışla yeniden izlemesini isterim.

Mağdurken zalim olmamalı çünkü Minyeli’ysen öyle kalmalısın, başkalarına Minyeli’nin yaşadığı hayatı yaşattığın vakit, kusura bakma sen artık o masum değilsin.

Filme dönecek olursak: Filmdeki Abdullah, Mısır Minye’de doğar.

Küçük yaşta babasını kaybeder.

Annesi zor şartlarda okutarak, memur olmasını sağlar.

Ortaokulda son sınıftayken tarih öğretmeniyle kavga eden Minyeli, okulu yarıda bırakıp Kahire’ye gider.

Ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirip su işlerinde memur olur.

Sonra evlenir.

Bu dönemlerde arkadaşlarıyla birlikte ev sohbetleri düzenlerler.

Bu sohbetlerin birinde evlerine bir baskın olur ve Abdullah tutuklanır.

Yaklaşık bir sene cezaevinde kalır.

Hakkında idam kararı çıkartılır ama kralın devrilmesiyle serbest kalır.

Sohbet, baskın, derdest edilmeler, hukuksuzluk sonrası zindan hayatı,

masum fiiller, lakin yanı sıra ”böyle şaka mı olur?” denebilecek

çifte müebbet cezalar…

Filmin Mısır’ını 2020’lerin Türkiye’sine taşıyın, sonra iki resim arasındaki farkları bulmaya çalışın.

Hayır, fark bulamayacaksınız.

Türkiye’de bugünlerde yaşananlar, o gün yaşananlardan gram farklı değil.

Eserin yazarı Hekimoğlu İsmail’i 1991 yılında Eskişehir’de ağırlamıştık.

Üniversite yıllarımızdı. “Müslüman ve Para” konulu konferans için gelmişti.

Hiç unutamıyorum, o konferansındaki konuşmalarını.

ROMANIN, YAZILMA AŞAMASINDA YAŞANANLAR 

Konferanstan sonra yaptığım röportajda Hekimoğlu İsmail, Minyeli eserini yazma aşamasında çektiği sancıyı şöyle ifade etmişti:

“Ümraniye’nin çöplüğüne gittim.

Çöplüğü dolaştım. Bir yüzü kullanılmış kâğıtları topladım.

Gizli yazıyordum bu romanı o dönemde.

Ailemden bile gizliyordum.

Hanım ve çocuklar uyuyunca, ben kalkıp yazıyordum.

Evvela yazılarımı saklayacak yerlerde hazırlardım.

Mesela helada su rezervinin kapağının altı.

Sonra buzdolabının yan kapağının vidalarını söküyor ve motorun oraya yazıları yerleştirip vidaları yine takıyorum.

Bir de bahçedeki kuyuya iple sarkıtıyordum.”

İşte o zifiri karanlık günlerin dile geldiği böylesi kitapların temelinde bir ızdırap vardı.

Meydana gelen etki de bu samimi ızdırabın bir sonucudur muhakkak.

Yıl 1967.

Sıkıntılı günler…

Cehaletin koyu karanlığı içerisinde; kitap okuyanlara, hayatı anlamak, inandığı gibi yaşamak isteyenlere tahammül yok!

Minyeli kitaplaştı.

Sıkıntıları dile getirdi ve milyonların duygularına tercüman oldu.

Yıl 1987…

Minyeli Abdullah yasaklandı.

Yazarı yargılandı.

Cezaevine girdi Hekimoğlu İsmail.

Bir yıl sonra beraat etti.

Ona olan ilgi, yıldan yıla katlanarak arttı.

Ülkemizde en çok baskı yapan, en çok okunan ‘klasiklerinden’ oldu.

Filmi yapıldı, gişe rekorları kırdı.

SADECE YÜZ VE ADRESLER DEĞİŞTİ

O günlerden bugüne nice on yıllar geçti ama zalim de zulüm de bitmedi.

Sadece yüz ve adres değiştirdi.

Çobanyıldızı, sabahın yaklaştığını gösterir.

Güneş yüzünü gösterecektir ama o yıldız yüz görümünün öncüsüdür.

Dertler, sıkıntılar, ıstıraplar, hayatın acı gerçekleridir.

Dünyanın harap ettiği ruhumuz, çile merhemiyle tedavi görüyor.

Minyeli Abdullah hiç kuşkusuz masumdu, uzun yolların adamıydı.

Abdaldı, bedeller ödemeye gelmişti.

Yolu uzaktı, menzili çoktu, bunu biliyordu.

Minyeli derdini de seviyordu.

Derdini severken, Hekimoğlu oluyor ve şunları söylüyordu:

” Bahçenin suyunu kestiler, çiçekler soldu, meyveler döküldü ve yapraklar sarardı, dünya dikenlere kaldı.

Kapının önüne gül diktim, sarmaşık ektim, gelip geçenlerin içi açılsın diye, insanlar gülleri kopardı.

Hayvanlar sarmaşıkları yedi, geriye yine dikenler kaldı.

Mahsul bol mu, boldu, bir gün, bir sam yeli esti, yapraklar sapsarı oldu, meyveler buruştu, dikenler bayram ediyordu.

Yeşil yaprakların hepsi gitti, geriye sadece dikenler kalmıştı.

Yeşile düşman olanlar, dikenlere dost olmuştu.

Yemyeşil kültürümüzü sam yeli aldı, son kalanları da kuzey rüzgârları dondurdu, dünya dikenlere kalmıştı.

Anladım ki “Derdimi sevmek”le işe başlamalıyım.

Birdenbire iç dünyamı bir çığlık dolaştı: ‘Çilesini çekmediğin şey senin değildir!’ dedi.”

Kahire’yi Minyeli için yaşanmaz kılanların karanlık ruhu bugün Anadolu’yu adım adım dolaşıyor, şu son bilgiye bakar mısınız?

İzmir Sakran Cezaevinde tutuklu ve hamile 31 yaşındaki Elif Tuğrul, bugün doğum yaptı.

Elif Hanım dört aydır tutukluydu. Genç anne şu an yoğun bakımda, kapısında 10 jandarma.

Herhalde anne, gözlerini açar açmaz bebeğiyle alınıp, demir parmaklıkların ardına gönderilecek.

Bu zulmü reva görenler, Minyeli’yi bile şaşırtırlardı.

Minyeli, “Yahu insanlara eziyetin böylesi de olur mu?

Kadına, çocuğa dokunulur mu?” der hayretten hayrete salınırdı.

Hekimoğlu’nun enfes dillendirdiği gibi; bundan yıllar önce çile çeken, bu uğurda ruhunun ufkuna yürüyen Seyyid Kutup’a özür diletme­ye çalışan Cemal Abdülnasırla, günümüzdekilerin akla hayale gelmedik baskı, baskın ve zulüm yaşatan ikiyüzlüler arasında ne farkı var ki? e.cansever@yepyeni.zamanaustralia.com.au

 

PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Natali Avazyan müjdeyi verdi: Ahmet Burhan’ın Annesi Ataç’ın pasaport yasağı kalktı

SONRAKİ HABER

‘Planlı darbe’ ile emekli edildi: Görev için Libya’ya gönderildi, şehit olunca sessizce defnedildi

BENZER HABERLER

Canberra yolunda yakalandı: Araçtan 24 bin dolar nakit ve uyuşturucu çıktı
Avustralya

Canberra yolunda yakalandı: Araçtan 24 bin dolar nakit ve uyuşturucu çıktı

Temmuz 8, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

İlk defa duydum ve çok şaşırdım

Temmuz 8, 2026
İstihbarat Başkanı doğruladı: Bondai şüphelilerden biri güvenlik birimlerinin bilgisi dahilindeydi
Avustralya

ASIO Başkanı: “Terör tehdidi derecelendirme sistemi gerçeği tam yansıtmıyor”

Temmuz 6, 2026
ABS’den nüfus sayımı çağrısı: “Her cevap Avustralya’nın geleceğini şekillendiriyor”
Avustralya

ABS’den nüfus sayımı çağrısı: “Her cevap Avustralya’nın geleceğini şekillendiriyor”

Temmuz 6, 2026
Vali Gardner Hizmet Gönüllüleri için:Beni en çok etkileyen şey,  çalışmalarının bütün Avustralya için yapılıyor olması
Avustralya

Vali Gardner Hizmet Gönüllüleri için:Beni en çok etkileyen şey, çalışmalarının bütün Avustralya için yapılıyor olması

Temmuz 6, 2026
Başbakan Albanese’den pasifik hamlesi
Avustralya

Başbakan Albanese’den pasifik hamlesi

Temmuz 5, 2026
  • All
  • Manşet
Üsteğmen Yavuz 15 Temmuz için: Darbe, Hakan Fidan’ın Hulusi Akar’ı ziyaretinden sonra başladı
Gündem

Üsteğmen Yavuz 15 Temmuz için: Darbe, Hakan Fidan’ın Hulusi Akar’ı ziyaretinden sonra başladı

by adminzaman
Temmuz 8, 2026
0

Türkiye, Kübra Yavuz Üsteğmen’i 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Başkanlığı’nda çekilen o görüntüyle tanıdı. Dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan’ı Genelkurmay Karargâhı’ndan...

Canberra yolunda yakalandı: Araçtan 24 bin dolar nakit ve uyuşturucu çıktı

Canberra yolunda yakalandı: Araçtan 24 bin dolar nakit ve uyuşturucu çıktı

Temmuz 8, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!

İlk defa duydum ve çok şaşırdım

Temmuz 8, 2026
Deniz Göktaş’ın avukatı: Ters kelepçeli görüntüler defalarca çektirildi

Komedyen Deniz Göktaş: Ters kelepçeyi zorla taktılar

Temmuz 8, 2026
15 Temmuz’un yurtdışı ayağı: Hizmet okullarına Maarif Vakfı üzerinden küresel baskı

15 Temmuz’un yurtdışı ayağı: Hizmet okullarına Maarif Vakfı üzerinden küresel baskı

Temmuz 8, 2026
Son 13 dakikada geri döndü: Arjantin Mısır’ı geçerek, çeyrek finale çıktı

Son 13 dakikada geri döndü: Arjantin Mısır’ı geçerek, çeyrek finale çıktı

Temmuz 8, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM