Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyeleriyle birlikte toplam 54 akademisyen, hukukçu, gazeteci ve insan hakları savunucusu, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’e açık mektup gönderdi.Mektup, Avrupa Parlamentosu Demokrasi Kalkanı Komitesi Başkanı’nın yanı sıra Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyeleri ve çok sayıda uluslararası akademisyen, hukukçu, gazeteci ile insan hakları savunucusunun imzasını taşıyor.
Mektupta, Kürt siyasi hareketiyle yürütülen süreç kapsamında hazırlanan af düzenlemesinin yalnızca belirli bir kesimi değil, Hizmet Hareketi ile iltisaklı kişiler dahil tüm siyasi mahkumları kapsayan demokratik bir reforma dönüştürülmesi çağrısı yapıldı.
Türkiye’de Kürt siyasi hareketiyle yürütülen diyalog süreci kapsamında hazırlıkları süren af ve yasal düzenlemeler uluslararası kamuoyunun da gündemine taşındı. Avrupa Parlamentosu Demokrasi Kalkanı Komitesi Başkanı ile Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyelerinin öncülüğünde hazırlanan açık mektup, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’e gönderildi.
Toplam 54 akademisyen, hukukçu, gazeteci ve insan hakları savunucusunun imza verdiği mektupta, Türkiye’de uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin sona erdirilmesine yönelik diyalog girişimleri memnuniyetle karşılandı. Ancak hazırlanacak düzenlemelerin yalnızca belirli grupları kapsamasının toplumsal barış ve hukuk devleti açısından yeni sorunlar doğurabileceği uyarısı yapıldı.
Mektupta, kalıcı bir barışın ancak kapsayıcı bir demokratik reform süreciyle mümkün olacağı belirtilerek, siyasi mahkumlar arasında ayrım yapılmaması gerektiği ifade edildi. İmzacılar, Hizmet Hareketi ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle yargılanan kişiler dahil olmak üzere tüm siyasi tutukluların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesini istedi.
“Toplumsal ayrışma derinleşebilir” uyarısı
Açık mektupta, yalnızca belirli bir kesimi kapsayan af ya da infaz düzenlemelerinin toplumdaki kutuplaşmayı artırabileceği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:
“Belirli grupları kapsayan düzenlemeler, hukukun eşit uygulanmadığı algısını güçlendirebilir ve toplumun adalet duygusunu zedeleyebilir.”
İmzacılar, Türkiye’de demokratikleşme sürecinin güvenilir olabilmesi için siyasi aidiyet gözetmeyen eşitlikçi bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine dikkat çekti.
AİHM kararlarının uygulanması istendi
Mektupta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği kararların eksiksiz uygulanması çağrısı da yer aldı. Özellikle Yalçınkaya/Türkiye kararına atıfta bulunularak, bu kararın iç hukukta uygulanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerin gereği olduğu ifade edildi.
Bunun yanında terörle mücadele mevzuatının barışçıl düşünce açıklamaları ve sivil faaliyetler için kullanılmaması gerektiği belirtilerek, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının güvence altına alınması istendi.
Yargı bağımsızlığı vurgusu
Açık mektupta ayrıca Türkiye’de hukuk devletinin güçlendirilmesi amacıyla yargı bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin etkin biçimde uygulanması ve etkili iç hukuk yollarının oluşturulması çağrısı yapıldı. İmzacılar, demokratik reformların yalnızca infaz düzenlemeleriyle sınırlı kalmaması, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacak kapsamlı bir hukuk reformuna dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.
Mektup, Avrupa Parlamentosu Demokrasi Kalkanı Komitesi Başkanı’nın yanı sıra Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyeleri ve çok sayıda uluslararası akademisyen, hukukçu, gazeteci ile insan hakları savunucusunun imzasını taşıyor. Açık mektubun önümüzdeki günlerde Türkiye’deki siyasi ve hukuki reform tartışmalarında da gündem oluşturması bekleniyor.













