• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Genel Gündem

Cadı avının Avrupa’ya savurduğu Gazeteci Zengin, mağdurlara yardım kampanyasını ve kendi hikayesini anlattı

Ekim 22, 2018
in Genel Gündem, Gündem, RÖPORTAJ, ZULÜM GÜNLÜĞÜ
1
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş




BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Türkiye yargısında bu da oldu: Adliyede vurgun yapan sahte hakime eşi de inandı

KHK’lı Öğretmen önce mesleğini, şimdi de 16 yaşındaki evladını kazada kaybetti

Ahbap soruşturmasında Fatih Altaylı, Ruşen Çakır, Özlem Gürses ve 3 kişi ifadeye çağrıldı

Selma Candan -Kronos7.new

Cadı avı ve eşinin tavırları sebebiyle Avrupa’ya
taşınan ve burada tutunmaya çalışan  gazetecinin yaşadıklarını anlattığı blogu
e-kitap oluyor.

Deniz Zengin, ‘Kadın Yazarlar Haftası’
vesilesiyle 24 Eylül’de The Circle’da yayınlanan bir yazı kaleme aldı ve herkes bu yazıdan sonra onu çok
merak etti. Zengin, doktorası devam eden bir akademisyen. Aynı zamanda İpek
Medya Grubu’nun gazetelerinden birinde köşe yazıyordu. Sonra her şeyi bırakmak
zorunda kalıp çocuklarıyla yola düştü. Hayat onu Finlandiya’ya savurdu. İki
yıldır Finlandiya’da yaşayan Zengin, mülteci kampındaki gözlemlerini
kamphatiralari.blogspot.com‘da yazıyor. The Circle’da yayınlanan “Çiçek Açan
Bireyin Kadınlık Hali” başlıklı yazıda ise üç çocuğuyla Türkiye’den
Finlandiya’ya geliş öyküsünü ve boşanma sürecini anlatıyordu. Birçok aile gibi
Zengin ve eşinin arasındaki sorun 17 Aralık 2014’ten sonra başladı ve
yazdıklarına göre çocuklarının babası, onlardan kurtulmak için elinden geleni
yaptı. Bir yandan herkes Zengin’e kızmıştı. Böyle bir adamla evliliği sürdürmek
için neden bu kadar ısrar etmişti? Bir yandan da olan bitenler üzücüydü. Kamp hatıraları
e-kitap olan Deniz Zengin ile hem bu yazının hikayesini, hem yeni kitabını ve
Yunanistan’daki aileler için başlattığı yardım kampanyasını.Kronos Haber’den Selma Candan konuştu.

İşte sorulara verdiği cevap:

Bir yazı yazdınız ve herkes sizi çok merak etti? Gerçekten siz kimsiniz?

Öncelikle bir yazının bu kadar tesir edeceğini tahmin etmemiştim. Kamp hatıralarımda öz hayatıma dair bilgi paylaşmamak için azami dikkat ettim. Fakat Türkiye’den ayrılış hikayemi kaleme alırken kendimden bahsetmem gerekiyordu. Bir senedir kenarda tuttuğum bu yazıyı yayına vermedim. Kitabın çıkmasına yakın The Circle’dan Engin Bey (Sezen) tarafından yazı istenince gönderdim. Hayatımın bir bölümünü yazdığım satırların, hayatımın geri kalanına bomba etkisi yapacağını bilseydim, bu bombayı bu kadar rahat taşıyamazdım yanımda.

Ben kimim sorusuna gelince içimden ‘hiçlik denizinde yüzen biri’ diye cevap vermek geliyor. Türkiye’de orta halli insanların yaşantısı nasılsa öyle bir hayatım vardı. Evlendikten sonra doktora programına kabulümle birlikte ikizlerim ve bir de ardından üçüncü çocuğum dünyaya geldi. Bir yandan bulunduğum yere 3 saat uzaklıktaki üniversiteme koştururken diğer yandan çocuklarla ilgilenmeye devam ediyordum. Bunun yanı sıra çalışıyordum. Bir kadının kaldıracağı yükler Türkiye şartlarında zorlaşan koşullar sebebiyle çok ağır.

Bir anne ve kadın olarak yaşadıklarınız etkileyiciydi. Tüm bunlar olurken sizi hayata bağlayan temel şey ne idi?

Bunun bendeki en net cevabı çocuklarım. Bu hayatın ortasında çocuklarımla birlikte varım. Hayata bağlanma kadında farklı tezahür ediyor. Herhangi bir ülkede savaş başlasa erkekler ellerini şakaklarına götürüp kara kara düşünüp kalakalıyor. Fakat kadınlar hangi sığınağa ineceklerini, ne yiyeceklerini, nerde bulaşıkları yıkayabileceğini, ne ile ısınacaklarını vs. tüm parametreleri gözden geçiriyor, yılgınlık göstermiyor. Çünkü temel ihtiyaçların karşılanmasında kadının ailede etkin bir rolü var. Aileyi taçlandıran, ayakta tutan kadınlar. Bir benzetme ile anlatayım; hepimizin bu dönemde mağaraya girdiğini düşünüyorum. Eski kapılar kapansa da bu yeni mağarada çok fazla çıkış kapıları var. Onları bulmaya ve  değerlendirmeye çalışıyorum. Böylece hayata bağlı kalıyorum.

Tek başına mücadele etmek zorunda olan kadınlara güç veren bir hikayeniz var. Size kim güç verdi?

Ayna tuttum kendime. Siz nasıl olursanız olun, aynalar yalan söylemez. Sözünüzü kesmez. Devamlı konuştum. Ne istiyorsun? Ne olacaksın? Kıyasıya eleştirdim aynadaki kendimi. Durursan sadece düşmezsin, ölürsün ölür deyip aynadaki beni tokatladım.İnsanın hareketten ibaret olduğunu ve bu yetimizi yaşımız ilerledikçe kaybettiğimizi düşünüyorum. Kendime durmama adına söz verdim. Hareket halinde oldum hep. Kampta iken her gece bir acı haber sebebiyle uyuyamaz kadar. Küçücük odanın içinde volta atar, içime düşen ateşi çıkarıp ortaya atmaya, insanlara duyurmaya çalışır ve yazardım. Yalnızlığım zihnimin gereksiz düşüncelerle meşgul olmamasına kapı araladı. Hadiselere birkaç adım geriden bakınca büyük resimdeki kötülüğün kapsayıcılığı beni iyi kalma ve güçlü olma yoluna sevketti.

Türkiye’yi ve oradaki hayatınızı bırakıp geldiniz. Türkiye’de doktora tamamlamak yerine, bulunduğunuz ülkede eğitime devam etmek daha mantıklı değil mi?

Avrupa’nın şartları çok farklı. İyi olan kazansın derler ya Avrupa’da en iyisi olmaz iseniz akademik hayatta kabul görmüyorsunuz. Ara verdiğiniz bir sene bile akademide sorgulanıyor. Bilim üretmenin sürekliliği, kaliteyi ve düşünsel üretimi iyi yönde etkiliyor. Geçmişte aldığım eğitimin ne kadar yetersiz olduğuna burada şahit oldum. İlerleyen dönemde yerel dil hakimiyeti ile birlikte değerlendirilebilecek bir durum. Devam eden eğitimimi güçte olsa Türkiye’de bitirebilmek hedeflerimin arasında.

Eski eşinizin boşanma talebine rağmen evliliğinizi ısrarla sürdürmenizin nedeni neydi peki?

Evlilikleri kördüğüme benzetmişimdir. O kadar çok bağ kurarsınız ki her bağda çözülmez düğümler atılır ve sonunda düğümler silsilesi sizin ilişkinizi kördüğüme çevirir. Mesela; vefa bir düğüm iken, sadakat ayrı bir düğümdür. Evlilik satrancını bozmak isterseniz bir elinizle taşları tümden devirebilirsiniz. Aldatma tüm taşları yerinden oynatır ve düğümleri tek tek çözer. Eşimin ihbar tehdidine kadar evliliğimin bitmemesi, kördüğümün çözülmemesi için elimden gelenin fazlasını yaptım. Üç küçük çocuğumun olması ve gelecek kaygısı evliliğimin devamını gerektiriyordu. Ama oynanan oyun o kadar büyük ki mikro planda evinizde yaşadığınızdan çok makro planda toplumun aileleri sevkettiği kasırgadan nasibimizi almış olduk. Kördüğüm o fırtınada çözülmedi, kayboldu.

Hapisteki bebekler başta olmak üzere bazı projeler yaptınız. Planladığınız başka projeler var mı?

Geçen sene #668Babies siyah balonlarla çıkma fikri ve tüm ülkelerde eş zamanlı yürütülecek bir eylem planı hazırlayıp bazı tanınmış isimlere sunmuştum. Güzel bir proje yürüttük. Herkes zindana atılan bebeklerin acısını yüreğinde hissediyor ve bunu anlatma ihtiyacı hissediyordu. Bu reflekslerle her ülkeden duyarlı Türk vatandaşları cezaevinde tutulan bebekler için ses vermiş oldu. Tabi ki bu bir son değil, acılar bitinceye kadar, adalet yerini buluncaya kadar mazlumların sesini duyurmaya devam edeceğiz. Biyografimi yazmak isteyen biri ile görüşüyorum. Orada iki yıldır yaptıklarımızı anlatmayı planlıyorum.

Bu süreçte çocuklar birdenbire büyümek, olgunlaşmak zorunda kaldılar. Kamplarda buluşan çocuklar, birbirlerine Türkiye’den nasıl geldiklerini anlatıyorlar. Sizin evlatlarınız gözünden kamp hatıralarında neler var?

Çocukların İyilik Oyunu oynadılar kampta. Ve bu oyunu kazandıkları için kamptan çıktıklarını sanıyorlar. Onlar içlerindeki iyilik canavarını açığa çıkardılar. Hayatımızda her zaman kurabiye canavarı olacak değil ya…

Bu süreç aslında herkesin yaptıklarıyla yüzleşme ve sorgulama dönemiydi aynı zamanda. Sizin payınıza ne gibi dersler düştü?

Benlik duygusu insanoğluna öylesine yerleşmiş ki, iyiliğin kendinden olduğunu düşünüyor her daim. Bu süreçte iyi olmak ne kadar zor ise, iyi kalmak da o kadar zor. Her birimizin içinde açılan yaralar, sevgi ile, yardımlaşma ile iyileşecek. Ben de açılan bütün yaraları elimden geldiğince sarıp sarmalamayı, yara büyüyüp vücudu sarmadan, elimden geldiğince merhem olmayı hayatımın hedefi haline koydum. Sorgulamalarımı beni Yaradan ile konuşarak geçmişi masaya yatırarak yapıyorum.

Artık kamptan çıktınız, bir eviniz var. Hayatınız seyri nasıl şimdi? Oturdu mu her şey yerine?

Maalesef. Anne, ev hanımı, kadın… adım ne olursa olsun içimdeki gazeteci ruhunu geri plana atamıyorum. Kampı ve o havayı özlüyorum. Daha üretkendim. Bir göz odada daha az günlük işlerle meşgul oluyordum. Zamanım daha fazla idi. Ev hayatı konforu getiriyor. Dengeyi kurmakta başta biraz zorlandım. Bana kalırsa bu süreci sıyrıklarla atlatan nadir insanlardanım. İşkence altında ölen, kaçırılan, cezaevinde bebeğiyle gün sayan, intiharın eşiğine gelen, bir parya gibi ülkesinden çıkmak zorunda kalan insanların yaraları daha derin. Utanıyorum ve kendimi bir sorun yaşamış imajı vermemeye gayret gösteriyorum.

Avrupa’yı ve Avrupa’daki Türkleri nasıl buldunuz?

Avrupa’da en çok hayal kırıklığını kendi ülkemin güzel insanlarında yaşadım. Gettolaşmanın her ülkede yeni gelen insanlar arasında devam ettirildiğini duyuyorum, görüyorum, gözlemliyorum. Samimiyetler eğer bizim yapacağımız işleri çoğaltacaksa yakınlığı yararlı buluyorum. Ama Carl Gustav Jung’ın sözünü unutmamak lazım. Hayvan sürüleri kalabalıklaştıkça akıllanır; insanlar kalabalıklaştıkça aptallaşır. Her birimizin bulunduğumuz yerin kahramanı olduğunu düşünüp merkeze kendimizi çekmemiz bireyselleşme ile çoğalacağımızın tadına varmamız gerekiyor.

Pek çok insan sizi kamp hatıralarınızı yazdığınız blog sayesinde tanıdı. Şimdi o hatıralar kitap oldu.

 Evet, kamp hatırlarım e-kitap olarak satışa sunuldu. Gelirin tamamını Türkiye’de aç bırakılıp ağaç kökü yenmesi tavsiye edilen insanlara gönderilecek. Yetemiyoruz. Her kanayan yaraya evladımız gibi bakmalıyız, elimizden gelenin çok üstünde işler yapmalıyız. Yunanistan İçin bir yardım kampanyası başlattık. 17 Kasım tarihinde Yunanistan’a makbuz karşılığında yardım dağıtmaya gideceğiz. Kıyafet ihtiyacını da bir taraftan gidermeye çalışacağız. Aynı gün Dünya Çocuk Hakları gününü tüm ülkelerde #668Babies etkinliği ile gündeme getirmeyi planlıyoruz. Keşke herkes bir ailenin en azından bir aylık kira bedelini karşılamak için girişimde bulunsa.

PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Başbakan Morrison, Kilise’de çocuk tacizi için resmen özür diledi

SONRAKİ HABER

AKP, cemaat davalarının dijital delillerini İsrail firmasına teslim etti

BENZER HABERLER

Türkiye yargısında bu da oldu: Adliyede vurgun yapan sahte hakime eşi de inandı
Gündem

Türkiye yargısında bu da oldu: Adliyede vurgun yapan sahte hakime eşi de inandı

Temmuz 24, 2026
KHK’lı Öğretmen önce mesleğini, şimdi de 16 yaşındaki evladını kazada kaybetti
Manşet

KHK’lı Öğretmen önce mesleğini, şimdi de 16 yaşındaki evladını kazada kaybetti

Temmuz 24, 2026
Ahbap soruşturmasında Fatih Altaylı, Ruşen Çakır, Özlem Gürses ve 3 kişi ifadeye çağrıldı
Gündem

Ahbap soruşturmasında Fatih Altaylı, Ruşen Çakır, Özlem Gürses ve 3 kişi ifadeye çağrıldı

Temmuz 24, 2026
ASM TV’ye konuşan Gazeteci Said Sefa: “15 Temmuz’un kilit ismi Avustralya’ya gönderilen MİT’çi Sadık Üstün’dü”
Manşet

ASM TV’ye konuşan Gazeteci Said Sefa: “15 Temmuz’un kilit ismi Avustralya’ya gönderilen MİT’çi Sadık Üstün’dü”

Temmuz 23, 2026
Fatih Portakal ‘Ahbap’ soruşturmasında ifade verdi: ”Kendime kızgınım, pişmanım”
Gündem

Fatih Portakal ‘Ahbap’ soruşturmasında ifade verdi: ”Kendime kızgınım, pişmanım”

Temmuz 23, 2026
Kelepçeye uzanan minik el: 2 yaşındaki Azra’nın cezaevi karesi yürek burktu
Manşet

AKP-MHP rejiminin hazin tablosu: 4 bin 553 çocuk cezaevinde,187 bini soruşturma altında

Temmuz 23, 2026
  • All
  • Manşet
Yeni Parti yönetimi belli oldu: Ekrem İmamoğlu’ndan YENİ Parti için ilk açıklama
Manşet

Yeni Parti yönetimi belli oldu: Ekrem İmamoğlu’ndan YENİ Parti için ilk açıklama

by adminzaman
Temmuz 25, 2026
0

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi adlı hesabından YENİ Parti ile ilgili ilk mesajını verdi. Özgür Özel liderliğinde...

2030 Dünya Kupası’na 3 kıta 6 ülke ev sahipliği yapacak

2030 Dünya Kupası’na 3 kıta 6 ülke ev sahipliği yapacak

Temmuz 24, 2026
2026 nüfus sayımı 11 Ağustos’ta: İlk formlar gönderilmeye başladı

2026 nüfus sayımı 11 Ağustos’ta: İlk formlar gönderilmeye başladı

Temmuz 24, 2026
Yeni Parti kurulduğu gün ana muhalefet oldu

Yeni Parti kurulduğu gün ana muhalefet oldu

Temmuz 24, 2026
Türkiye yargısında bu da oldu: Adliyede vurgun yapan sahte hakime eşi de inandı

Türkiye yargısında bu da oldu: Adliyede vurgun yapan sahte hakime eşi de inandı

Temmuz 24, 2026
İngiliz milyarderler yeni başbakana: Bizden daha fazla vergi alın

İngiliz milyarderler yeni başbakana: Bizden daha fazla vergi alın

Temmuz 24, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM