İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında tutuklu yargılanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in, gözaltı sürecinde maruz kaldığı çıplak aramayı mahkemede anlatması kamuoyunda büyük tepki gördü. Ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç uygulamanın işkence sayılması gerektiğini belirtirken, başta hukuk ve kadın olmak üzere sayıda sivil toplum örgütü de acil soruşturma çağrısı yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında tutuklu yargılanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in gözaltı sürecinde “çıplak arama”ya maruz kaldığını açıklaması, kamuoyunda geniş tartışmalara yol açtı. Mahkeme salonunda yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatan Türker’in ifadeleri sonrası hem hukuk çevrelerinden hem de sivil toplum örgütlerinden peş peşe tepkiler geldi.
Ceza hukukçusu Prof. Dr. İzzet Özgenç, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, çıplak aramanın hukuki sınırlarına dikkat çekti. Özgenç, bir kişinin iç çamaşırına kadar soyundurulmasının artık “arama” değil “beden muayenesi” anlamına geldiğini belirtti. Ceza infaz kurumlarına girişte üst aramasının mümkün olduğunu ancak beden muayenesinin yapılamayacağını vurgulayan Özgenç, “Bu tür bir uygulama, yalnızca görevi kötüye kullanma değil, kamu gücü kullanılarak işlenmiş işkence olarak değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Özgenç: “Bu bir arama değil, işkencedir”
Özgenç açıklamasında, hukuk devleti ilkesi açısından bu tür uygulamaların ağır sonuçları olacağını belirterek, güvenlik gerekçesiyle dahi olsa kişilik haklarını zedeleyen yöntemlerin kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Mahkemede savunma yapan Fatoş Pınar Türker ise gözaltı sürecinde yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Utanan varsa çıkabilir.” Türker, cezaevine kabul sırasında depo benzeri bir alanda tutulduğunu, bir kadın polis eşliğinde soyundurulduğunu ve aşağılayıcı talimatlara maruz kaldığını söyledi. “Yere çömelmemi, arkamı dönmemi istediler. Yapan utansın, ben utanmıyorum” diyerek yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşmıştı.
Hukut ve kadın sivil toplum örgütlerinden ortak tepki
Olayın ardından birçok demokratik kitle örgütü ve meslek kuruluşu ortak noktada buluşarak yetkililere çağrıda bulundu.













