Yüzde 93 engelli raporuna, çoklu kronik hastalıklarına ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olmasına rağmen 23 ay boyunca cezaevinde tutulan ağır hasta mahpus Abdülalim Kaya, tahliyesinden aylar sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hak savunucuları, Yusuf Pekmezci ve Mustafa Türk gibi birçok ağır hasta mahpusun da benzer şekilde cezaevinde yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, yaşanan ölümlerden Erdoğan rejiminin ceza infaz politikalarını sorumlu tuttu.
Yıllardır ağır sağlık sorunlarıyla mücadele eden ve yüzde 93 engelli raporuna rağmen cezaevinde tutulmaya devam edilen Abdülalim Kaya, tedavi gördüğü Siirt’teki hastanede hayatını kaybetti.
Yaklaşık 23 ay cezaevinde kalan Kaya, sağlık durumunun daha fazla cezaevi koşullarını kaldırmadığı yönündeki çok sayıda başvuru ve çağrıya rağmen tahliye edilmedi. Kaya, ancak 28 Şubat 2025 tarihinde denetimli serbestlik kapsamında cezaevinden çıkarılabildi. Tahliye edildikten sonra sağlık durumu daha da ağırlaşan Kaya’nın aylar sonra yaşamını yitirmesi, ağır hasta mahpuslara yönelik uygulamaları yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.
YÜZDE 93 ENGELLİ RAPORUNA RAĞMEN 23 AY CEZAEVİNDE TUTULDU
Böbrek yetmezliği, kalp rahatsızlığı, prostat hastalığı ve ileri derecede işitme kaybı bulunan Abdülalim Kaya’nın son yıllarını nefroloji, nöroloji, üroloji ve kardiyoloji servislerinde tedavi görerek geçirdiği belirtildi.
Tekerlekli sandalye kullanan Kaya’nın bütün bu sağlık sorunlarına rağmen yaklaşık 23 ay boyunca cezaevinde tutulduğu ifade edildi.Yakınlarının aktardığına göre Kaya, açık görüşlerde çocuklarına sık sık, “Ben burada öleceğim. Artık dayanamıyorum. Yapamıyorum. Geceleri uyuyamıyorum.” diyerek yaşadığı ağır koşulları anlatıyordu.
ADLİ TIP RAPORLARI TAHLİYENİN ÖNÜNÜ KESTİ
Kaya’nın avukatları ve ailesi, sağlık durumu nedeniyle defalarca tahliye başvurusu yaptıklarını ancak Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalabilir” yönündeki raporları nedeniyle bu taleplerin uzun süre karşılıksız bırakıldığını belirtti.
Hak savunucuları, benzer raporların daha önce Yusuf Pekmezci ve Mustafa Türk hakkında da verildiğini, her iki ismin de özgürlüklerine kavuşamadan hayatlarını kaybettiğini hatırlattı.
“BU ÖLÜMLER KADER DEĞİL, TERCİH EDİLEN POLİTİKALARIN SONUCUDUR”
İnsan hakları savunucuları ve hasta mahpusların yakınları, Abdülalim Kaya’nın ölümünün münferit bir olay olmadığını belirterek, son yıllarda çok sayıda ağır hasta ve yaşlı mahpusun benzer süreçlerden geçtiğine dikkat çekti.
Yapılan açıklamalarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki hükümet döneminde ağır hasta mahpusların tahliyelerine ilişkin uygulamaların sistematik biçimde geciktirildiği ileri sürülerek, Yusuf Pekmezci, Mustafa Türk ve Abdülalim Kaya’nın bu politikanın en acı örnekleri olduğu ifade edildi.
Hak savunucuları, sağlık durumu cezaevinde yaşamaya elverişli olmayan kişilerin özgürlüklerine kavuşamadan hayatlarını kaybetmelerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, “Ölüm döşeğinde verilen tahliye kararları adalet değil, gecikmiş bir vicdan muhasebesidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamalarda ayrıca, “Ağır hasta mahpusları göz göre göre ölüme sürükleyen uygulamalar yaşam hakkının ihlalidir. Bunun hukuki olduğu kadar vicdani ve siyasi sorumluluğu da vardır.” ifadelerine yer verildi.
DİĞER HASTA MAHPUSLAR İÇİN ACİL ÇAĞRI
İnsan hakları örgütleri, halen Tekirdağ Cezaevi’nde tutulan 73 yaşındaki Abdullah Tırpan ile sağlık sorunları nedeniyle iki kez yoğun bakıma kaldırıldığı belirtilen 71 yaşındaki Mehmet Şirin Çelik başta olmak üzere ağır hasta ve ileri yaştaki mahpusların durumunun vakit kaybedilmeden yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Hak savunucuları, her yeni ölüm haberinin, cezaevlerinde tedavi edilmesi mümkün olmayan ağır hasta mahpusların yaşam hakkının korunmasına yönelik taleplerin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, infaz ertelemesi ve tahliye mekanizmalarının siyasi kaygılardan bağımsız, hukukun ve insan onurunun gerektirdiği şekilde işletilmesi gerektiğini vurguladı.ZAMAN Avustralya













