• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home YAZARLAR

Evrensel Bayramlara Doğru

Mart 23, 2026
in YAZARLAR
0
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

Arkasında buruk bir rayiha bırakarak bir bayram rüzgârı daha esti ruhumuzdan.

Dünya; savaşların isiyle kararmış, zulmün ve yokluğun pençesinde sarsılmış olsa da, bir ay boyunca idrak ettiğimiz o kutlu iklimde gördük ki; yeryüzü hâlâ “Ramazanlaşabiliyor.”.

Güzel insanlar, bu kadim dünyayı henüz sahipsiz bırakmış değiller. 

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Her durumda şükredebilme

Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

Bilmediğin şeyin cahilisin: Tac Mahal’den dönerken

Bir ay boyunca ruhumuzun derinliklerinden bir cennet çağıltısı gibi akıp giden o mukaddes iklim; tekbirlerin, teravihlerin, sahurların bereketiyle harmanlandı.

Mütevazı kültür merkezimizde son teravihte çok duygulu sahneler yaşandı. Son rekâtlara gelindiğinde sanki en yakınlarından birisi son nefesini veriyormuş gibi ağlayanlar oldu. 

Bu kutlu misafir elbet seneye yine kapımızı çalacak; lakin o vuslat gününde biz nerede oluruz, ömrümüz o şafağı görmeye vefa eder mi, meçhul…

Süleymaniye’nin o vakur gölgesinden uzakta olsak da, bulunduğumuz şehrin mütevazı bir kültür merkezinde oldukça coşkulu “bir bayram sabahı” idrak ettik. 

O an, çocukluğumun bayram sevinci bir nehir gibi içime boşaldı ve hatıraların tozlu perdeleri birer birer aralandı. 

Zihnim, gurbetin sessiz bayramlarından çocukluğumun köy bayramlarına, İstanbul bayramlarından,”Medrese-i Yusufiye’’nin sabır kokan koridorlarına uzanan geniş bir yolculuğa çıktı.

Rahmetli babam o yoksul haline rağmen, binbir zahmetle ne yapıp eder; bize birkaç parça bayramlık, bir tutam da zerzevat alırdı. 

Baharın eşsiz güzelliği karşısında sarhoşa dönen bir kelebeğin daldan dala, bir çiçekten diğerine konup süzülüşü gibi; biz de elimizde o mütevazı bayramlıklarla köye dönerken sevinçten uçardık.

Bayram günleri köy odaları birer mahşer kalabalığı gibi dolar taşardı. Sinilerde gelen o bereketli yemekler; dumanı tüten pilavlar, dövülmüş keşkekler, bamyalar ve kat kat açılmış baklavalar sıra sıra sofradaki yerini alırdı. 

Çorba kaselerinden yükselen o sıcak buhar, yokuş tırmanan bir Tatar treninin lokomotifinden çıkan dumanlar gibi göğe yükselirdi.

Derken, yüzlerine bayram sevinci vurmuş çocuklar belirirdi oda kapılarında. Birer ikişer içeri süzülür, edeple yaşlıların ellerine kapanırlardı. 

Şerbetini içip şekerini alanın, yüzünde açan o gülücükle gidişi; hayatın en saf, en katıksız manzarasıydı.

Çocukluğumun o masum köy bayramlarından sonra, Ankara ve İstanbul’un vakur bayramları süzülüp geldi gözlerimin önüne… Ve elbette, hatıralar sarayının en müstesna köşesinde yer alan Beşinci Kat’taki o unutulmaz bayramlaşmalar… 

O mütevazı mekân, bayram boyunca adeta bir gönül dergâhı gibi dolar boşalırdı.

Hocaefendinin Amerika’ya gitmeden önceki son Ramazan Bayramı’nda, Barış Manço, Halit Refiğ, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Ahmet Kabaklı, Üzeyir Garih, Ekrem Bora, Yılmaz Köksal, Cüneyt Arkın, Musevi Cemaati Başkanı Rıfat Saban, Hahambaşı İshak Haleva, Vatikan İstanbul Temsilcisi Monsenyör George Marovitch gibi seçkin simaların katıldığı bayramlaşma merasimi unutulur gibi değil. 

Toplumun her renginden, her kesiminden seçkin simalar o dar mekânı geniş bir sevgi deryasına çevirmiş, herkes duygularını dile getirmişti.

On dört yıl önce tam da bugün aramızdan ayrılan Vatikan İstanbul Temsilcisi George Marovitch’in her zamanki gibi sözleri yine hikmet doluydu:

“Nedir bizleri burada toplayan? Demek ki bizi bir mıknatıs gibi çeken bir şey var. Nasıl ki Mevlâna insanları Konya’ya çağırdı; burada da bir şahıs var ki bizi Mevlâna gibi sevgiye, hoşgörüye çağırıyor. Sevgi nedir? Allah’ın kendisidir. Hepinizi bu mücadelede Hocaefendi’ye dua etmeye çağırıyorum.”

Sanırım bayramdan sonraki günlerden birinde idi. Süryani Kadim Cemaati’nin Beyoğlu’ndaki merkezine gitmiştik. Dış kapıdan itibaren kırmızı halı döşenmiş, etraf da çiçeklerle süslenmişti. Öyle bir hazırlık yapmışlar ki sanki devlet töreni. 

Merhum Cemal Bey kardeşim dayanamadı ve yaşlı Patrik Vekili Samuel Akdemir’e ‘’Niye zahmet ettiniz?’’ dedi.

Cevap, bir gönül köprüsünün nasıl kurulduğunu haykıran tarihi bir hakikatti:

‘’Cemal Bey! Bugün bizim bayramımızdır.’’

“Öyle mi efendim! Biz bilmiyorduk bugün bayramınızın olduğunu.”

“Onu demek istemedim. Madem ki siz buraya teşrif ettiniz, siz bize bayram yaşatıyorsunuz. Ben, otuz beş senedir İstanbul’da ruhani olarak vazife yapıyorum. Her Ramazan ve Kurban Bayramı’nda İstanbul müftüsüne yazarım, bayramlarını kutlarım. Hani beklemiyorum ki Hazreti İsa Mesih’in Kurtuluş Bayramı’nda veya Paskalya’da yazsın ki “Sizin de bayramınız mübarek olsun.” Ama şunu bekliyorum müftü efendiden: ‘Sizin tebrik mektubunuzu aldım. Teşekkür ederim, sağ olasın.’ 

Otuz beş senedir her bayram yazarım, hiç cevap almam. Sizinle yeni tanıştık. Bir sene olmadı. Sizin hocanız bize sofrasında yer açtı ve siz bizim mekânımıza kalkıp geldiniz, teşrif ettiniz. Bugün bizim için bayramdır.” 

İşte bayramı sadece bir takvim yaprağı olmaktan çıkarıp ruhun şölenine dönüştüren sır buydu: 

Gitmek, kapı çalmak ve gönüllere misafir olmak.

Demek ki bayram, gelmekle değil gitmekle çoğalıyor; hatırlanmakla değil hatırlamakla derinleşiyordu.

Bayramları sadece takvimde bir gün olmaktan çıkarıp evrensel bir besteye dönüştürmenin yolunun, biraz da “gitmek” olduğunu bizlere belletmişti Hocaefendi. 

Yıllar evvel Ahmet Yesevîlerin, Şah-ı Nakşibendîlerin nefesiyle Anadolu nasıl bereketlenmişse; Demirperde yıkılır yıkılmaz Anadolu’nun mümbit topraklarından kopan gönül erleri, tarihi bir vefa borcunu ödemek üzere Büyük Asya’ya doğru kanatlandılar. 

O ilk kafileleri karşılayan Tiflis’in Karacalar köyündeki Molla Ahmet’in, ışığa hasret kirpiklerinde biriken yaşlarla tarihin sinesine kazıdığı o cümle, hâlâ yankılanmaktadır:

“Evlatlarım! Bugünü kaydedin. Bugün bayramdır!” 

Ramazan’ın o kutlu gölgesinde, Kemal Gülen’in sunduğu o ümit dolu pencerelerden izlediğimiz gibi; dünyanın dört bir yanına dağılan o “ışık süvarileri”, uzak diyarları adeta birer bayram yerine çevirmişler. Anadolu’nun vefalı sinesinden kopup giden bu gönül erleri, her iklimde bir sevgi çiçeği olmuşlar. 

Lakin bugün, bildiğimiz o köy bayramlarına, İstanbul bayramlarına ve gurbet bayramlarına, tarihin sayfalarına altın harflerle ama buğulu gözlerle geçecek bir yenisi daha eklendi: Medrese-i Yusufiye Bayramları.

Dört duvar arasına sıkışmış bedenlerin, ruhlarını gökyüzüne saldığı o hüzünlü ama vakur bayramlar…

O buruk bayramları da bir Yusufiyeliden dinleyelim:

“Bayram yaklaştığında koğuşlarda tatlı bir telaş başlar. 

Pencereler silinir, lavabolar yıkanır, yatakhaneler imece usulü parlatılır.

Arkadaşlar tıraşlarını olur. Kıyafetler özel hazırlanır. Giyinip kuşanıp bayram namazına o şekilde gelinir. ‘Eşofmanla gideyim, kılayım.’ öyle bir şey yoktur. 

Sonra bahçede bayram namazı kılınır. İşin en duygusal tarafı doğal olarak; çoluk çocuğunuzla, ailenizle geçireceğiniz bir bayramda cezaevindesiniz. 

Kimse yok. Kiminle sarılacaksınız? Fakat herkes aynı durumda. Namazdan sonraki bayramlaşma bu yüzden çok duygusal geçer. 

Yaşı büyük olanlar evlatlarına sarılır gibi sarılır küçüklere. Küçük olanlar babalarının elini öper ve bayramlarını kutlar gibi kutlar; o atmosferi o şekilde yaşar. 

Herkes ağlar… 

Koğuşlardan sesler yükselir; 

–Ahmettt!… 

–Mehmettt!… 

–TV-3’ten Mustafaa!

-TV-3’ten Mustafa dinlemede!

–Bayramın kutlu olsun!

–Seninki de kutlu olsun!

Bağrışmalar havada uçuşur. Bütün gün sürer bu bayramlaşmalar.

Hapishanede asıl bayram fırtınası açık görüşlerde yaşanır.

İlk bayramdaki açık görüşte ben 40 kişilik grubun en önündeyim. 

Beklemedeyiz. Biraz sonra ailelerimizle buluşacağız. 

Herkes mahzun gözlerle yakınlarını arıyor, kafalarını kaldırıp ‘Geldi mi, gelmedi mi?’ diye uzaklara bakıyor. 

O heyecan, o kıpırtı hali… 

Bir kez nasıl görebilirim telaşı…

Tabii karşı tarafta kimseden ses yok. Cenaze evi gibi… 

Ağlayanlar var; anneler, babalar durur mu orada!

İnsanların o hâlini, o atmosferi görünce içimden bir sesle haykırdım;

“Ağlayarak değil, alkışlayarak karşılayın!” 

Bir anda bir çığlık, bir alkış fırtınası koptu… 

Çünkü hiçbirimiz ağlanacak bir şey yapmadık, alkışlanacak işler yaptık. İçimden öyle geldi ve öyle söyledim. 

Muazzam bir coşku oluştu.

Açık görüşler bizim için de yakınlarımız içinde bayramdı. 

Çünkü onlar da evde bayram yapmıyordu. Evde harçlık alacağı, bayram kutlayacağı bir büyüğü olmayan nice çocuk, evladını göremeyen binlerce anne baba vardı. 

Bunların mahzunluğuyla ne bayramlar geçti, geçiyor.”

Ardında buruk bir rayiha bırakarak bir bayram rüzgârı daha esti ruhumuzdan.

Belki bugün bir yanımız buruk, bir yanımız hasretle tütüyor; belki sevdiklerimizle aramıza mesafeler, duvarlar veya tel örgüler girdi. 

Ancak unutmamalı ki, “Ramazanlaşan” bir dünya, merhametle mayalanmış gönüllerin elinde yeniden ayağa kalkacaktır.

Bir gün gelecek; bayramlar sadece bizim değil, bütün insanlığın ortak sevinci olacak.

Çünkü bayram, sadece takvimde bir yaprak değil; nadasa bıraktığımız umutların, bir yetim gülüşünde veya bir mazlum duasında yeniden hayat bulmasıdır. 

Ve o kutlu iklimin nuru, en karanlık koğuşlardan en uzak kıtalara kadar süzülürken fısıldıyor:

İçinde yaşadığımız gezegen, evrensel bayramlara doğru yol alıyor.

Tags: CezaevierdoganErdoğan rejimiHarun TokakHİZMET HAREKETİRamazanTürkiyezulüm
PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

Her durumda şükredebilme

BENZER HABERLER

Sınırsız kontenjan
YAZARLAR

Her durumda şükredebilme

Mart 23, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

Mart 23, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
YAZARLAR

Bilmediğin şeyin cahilisin: Tac Mahal’den dönerken

Mart 7, 2026
Sınırsız kontenjan
Manşet

Teslimiyetin sırları

Şubat 23, 2026
O bir Hakas kızı
Manşet

Kuzey ışıklarında iftar vakti 

Şubat 23, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

İnanç krizi mi, travma çığlığı mı?

Şubat 22, 2026
  • All
  • Manşet
O bir Hakas kızı
YAZARLAR

Evrensel Bayramlara Doğru

by adminzaman
Mart 23, 2026
0

Arkasında buruk bir rayiha bırakarak bir bayram rüzgârı daha esti ruhumuzdan. Dünya; savaşların isiyle kararmış, zulmün ve yokluğun pençesinde sarsılmış...

Sınırsız kontenjan

Her durumda şükredebilme

Mart 23, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!

Türkiye’deki dostlara bayram mesajı…

Mart 23, 2026
Bebeklere annelere zulüm hızla devam ediyor!

CİSST’den yeni cezaevi raporu: 891 bebek, 6 bin 572 yaşlı, 476 engelli mahpus var

Mart 23, 2026
Demirtaş’ın resmi olan atkı Nevruz alanına alınmadı!

Demirtaş’ın resmi olan atkı Nevruz alanına alınmadı!

Mart 22, 2026
Nevruz kutlamasından iktidara mesaj:Demokratik Cumhuriyeti hep beraber inşa edeceğiz

Nevruz kutlamasından iktidara mesaj:Demokratik Cumhuriyeti hep beraber inşa edeceğiz

Mart 22, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM