• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Gündem

Gurbet Neresidir, Vatan Nerededir?

Mart 10, 2019
in Gündem, KONUK YORUM
2
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tülay Hatimoğulları’ndan Sabahat Akkiraz’a ‘süreç’ protestosu

Sen misin TRT’nin propaganda dizisi ‘Asırlık Gece’yi eleştiren: “15 Temmuz şehidi”nin eşi de terörist oldu

Özel’den İmamoğlu davasına tepki: Rezaletin daniskası, bu devran böyle sürmez

Mevlüt KARAKAPLAN-shaber.çom
Bazı insanlar ”doğal” doğarlar. Yani onlar doğduklarında, gözlerini dünyaya açtıklarında her şey normal işler onlar için. Mesela onlar normal bir anne-babanın  çocuğu olarak doğarlar. 
Anne-babaları ortalama bir insandır. Maddi seviyeleri ortalama  bir seviyededir. Yaşadıkları yerleşim yeri normal bir yerdir. Her gün bombalar patlamaz, toplu göçler yaşanmaz, komşuları arasında ve akrabaları arasında düşmanlığa varan kutuplaşma ve saflaşmalara şahit olunmaz; saflar hep birdir orada. Çünkü orası onlarındır ve onlar da oralıdırlar. O kadar çok oralı ve o kadar çok kendileridirler ki, en ufak bir yabancılık ve ”ötekilik” hemencecik anlaşılır içlerinde. Bu farklılığın müspet veya menfi  olmasının bir önemi olmaksızın, antikorların vücuttaki yabancı maddelere karşı  açtığı savaş gibi refleksif olarak şiddetli bir savaş açılır ve bu değişik olan maddeler bünyeden hemen atıverilir. Bu  ”doğal” insanlar her şeyleriyle kendileridirler ve her şeyi kendilerininmiş gibi hissederler.  Bu sebepledir ki bu yer onların doğduğu yerdir. Analarının konuştuğu dili konuşur, babalarının yaşadığı adetleri yaşarlar. Böylelikle bu doğallık bu şekilde devam eder gider… Normallik kaderidir bu insanların…
Bazı insanlar ise daha doğmadan garibtirler. Onlar gurbet yolculuklarına henüz analarının hamlindeyken ”vira bismillah” derler.  Diğerlerinin normal bir insan olarak yer yüzüne ayak basmalarına karşın, onlar ”garib” olarak doğarlar. Böyle bir kaderin sahibi olan insanların ömür boyu en çok özlemini çektikleri şey ise ”normalliktir”. Çünkü daha doğarken, anne-babalarının bile ”yabancı” olarak kabul edildikleri bir dünyaya gözlerini açarlar. Dolayısıyla bütün bir ömrü sürgün yaşamak ve anne-babalarının  kaderini miras almak üzere, buna uygun bir muhitte neşet etmiş olurlar. Cehalet, yoksulluk,  savaş, kutuplaşmalar,  silahlar, bombalar…tüm  bunlar böylesi insanların hayatlarının en aktif , en etkili ve en sıradan müdahilleridir. Özellikle de yabancı olmak, ”öteki” olmanın pozisyonunda yer almış olmak! Bir coğrafyaya ait olamamak, bir topluma ait olamamak,   bir düşünceye aid olamamak!!!… İşte garipliği en çok katmerleştiren,  sürgünü daha da çetinleştiren, yalnızlığı en fazla koyulaştıran, bu aidiyetsizlikler oluyor.
Evet, Türkiye’de ”öteki” olmak bazılarının doğuştan kaderidir. Artık öteki  olarak yaşamaya bir ömür boyu  mahkumdur bunlar. Çünkü şu koca dünyada kendilerine ait hiçbir yer yoktur ve öyle bir yer bulamazlar da. Hissiyatımdan da anlaşılacağı üzere,  ben de kendimi iliklerime kadar ”öteki” olarak hissettiğim/hissettirildiğim  bir coğrafyada doğdum. İlkin lisanıma yabancı olmak zorunda bırakıldım. Sonra da kültürümü bilip tanıma ve yaşama mahrumiyetine maruz kaldım. Daha sonra da gerçekte ”etnik açıdan kim olduğum gerçeğinin utancının” sürekli olarak hissettirildiği bir toplumda hayatıma devam etmeye çalıştım. Hayat devam ederken, her şey normal gibi  gözüküyorken,  ben en çok da normal olanların özlemini çekiyordum;  mesela şimdilerde yokluğuyla beni  çok derinden sarsan rahmetlik babamın normal kültür ve eğitim seviyesinde bir insanın muhabbetini  yapabilmesini istiyordum. Evimizin yıkılmak üzere olan bir ev değil de normal ortalama bir ev olmasını hayal ediyordum. Okuldayken harçlığımın hiç olmazsa babasından en az harçlık alan çocuk kadar olmasını temenni ediyordum.  Okullar kapandığında, yaz tatillerinde diğer çocuklar gibi oynamak, ya da ailemle başka yerlerdeki akrabalarımızı ziyaret edebilmeyi  çok arzuluyordum.
Ama maalesef tüm bu normalliklerin uzağında, gurbet yine devam etti.  Ailemden uzakta geçen eğitim yıllarında etnik aidiyetim  yaşadığım toplumda sürekli dışlanmama sebep oluyorken, buna bir de düşüncemden dolayı  hasıl olan ”öteki” olma durumu  eklendi. Çünkü artık hizmet hareketiyle tanışmıştım ve  o günkü toplumda  bir cemaat mensubu olmak üniversiteli bir gencin çok da rahat itiraf edeceği bir kimlik değildi. Dolayısı ile din ve dindarlığın utanılacak bir şey olarak lanse edildiği ve algılandığı bir toplumda,  dini açıdan toplumu ihya etme  amacı taşıyan bir topluluğa ait olmak, başka bir gurbetin başlangıcı oldu benim için. Artık hem ”mürteciydim” hem de ”öteki”.
Vatan, memleket, sıla gibi kavramların anlamını hiçbir zaman tam öğrenemedim. Çünkü ne zaman aslıma dönecek olsam ” Ne mutlu Türküm diyene!” ya da ” bizden olmayacaklarsa bilmem hangi ülkeye defolup gitsinler”  tokadı enseme iniveriyordu. Ne zaman vatan desem, memleket desem, ”biz” diyecek olsam, bu defa da birkaç çocuklu bir eve evlatlık alınmış üvey evlat pozisyonunda buluyordum kendimi. Çünkü bu özlediğim aidiyeti ve sevinci yaşamak istediğim her defasında, gerçek annesi olmadığı için ve annesizlik hissiyle dolup taşan, evlatlık olduğu ailenin annesini gerçek annesi olarak kabul etmek istiyormuş da ailenin diğer çocuklarının ”ama o senin gerçek annen değil ki, bizim annemiz o” bakışlarına maruz kalmış hissediyordum kendimi.  Ve hala kendimi bir yere ait hissetmiyordum. Vatan neresidir, sıla nerededir bilmiyordum.
Sonrasında ise evlatlarının ve geleceklerinin maddi-manevi kalkınmasını istemekten ve bunun için uğraşmaktan başka dert ve gayemizin olmadığı topyekun bir millet tarafından, ait olduğum toplulukla birlikte terörist ilan edildim. İki yıla yakın süren gaybubet hayatında bir gölge gibi yaşamak zorunda kalmak gurbetimi doruklara ulaştırdı. Gurbetin en acı şekliydi bu. Bu duruma daha fazla mecalimiz kalmamıştı, dolayısı ile biz de yıllarca haberlerde izlediğimiz ve  insanlar nazarında bir haber olmaktan başka anlam ifade etmeyen ”ümit yolcuları” gibi özgürlüğümüze doğru yola koyulmaya karar verdik. Zaten bir türlü oralı olamadığım ” vatanımdan” ayrılıyordum, ama ben hala vatanın neresi olduğunu bilmiyordum.
İlkin ‘Meriç’ karşıladı bizi ve ürkünç bir bakış fırlattı. Sonra da ”geçip gidin” dedi bize. Daha sonra ise, yıllarca kendilerini ”azılı düşman ” diye öğrendiğimiz Yunan halkının sıcak bağrında bulduk kendimizi.  Bize insanlığımızın hatırlatıldığı bu yerde, biz insanlığımızdan utanıyorduk. Ve ben hala sıla nerededir diye sorup duruyordum kendi kendime. İşte şimdilerde ise doğduğum topraklara çok daha uzak bir diyarda sürgündeyim. Ellerine geçirecek olsalar bir kaşık suda  boğacak olan memleket sandığımız  diyarın insanlarına inat, bizi bağrına basan, sırf insan olduğumuz için bize kıymet veren, bize yeniden hayata başlama imkanı sunan ve bunu yaparken de etnik aidiyetimizi, dilimizi ve düşüncemizi önemsemeden bize insan muamelesi yapan başka bir diyardayız. Yeniden ayaklarımızın üzerine doğrulmaya çalışırken ben hala hiç uslanmadan ve usanmadan aynı hissiyat içerisindeyim. Akşam güneşi bulutların altından kaçamak yaparken, usul usul yağmur  taneleri vuruyor cama ve ben penceremden bakarak nerede olduğumuzu anlamaya çalışırken yine aynı soruları soruyorum kendime; memleket nedir? Vatan neresidir?…
PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

THY uçağı acil iniş yaptı: 30 yaralı

SONRAKİ HABER

AKP İl Başkanı’ndan muhalefete terör: 4’lü çete, şer ittifakı, illet ittifakı bu sokaklarda, gezme şansı olmayacak

BENZER HABERLER

Tülay Hatimoğulları’ndan Sabahat Akkiraz’a ‘süreç’ protestosu
Gündem

Tülay Hatimoğulları’ndan Sabahat Akkiraz’a ‘süreç’ protestosu

Ağustos 18, 2026
Sen misin TRT’nin propaganda dizisi ‘Asırlık Gece’yi eleştiren: “15 Temmuz şehidi”nin eşi de terörist oldu
Gündem

Sen misin TRT’nin propaganda dizisi ‘Asırlık Gece’yi eleştiren: “15 Temmuz şehidi”nin eşi de terörist oldu

Ağustos 18, 2026
Özel’den İmamoğlu davasına tepki: Rezaletin daniskası, bu devran böyle sürmez
Gündem

Özel’den İmamoğlu davasına tepki: Rezaletin daniskası, bu devran böyle sürmez

Ağustos 18, 2026
“Ama acılı ama acısız; iktidar değişecek!”diyen Emekli Amiral Türker Ertürk tutuklandı
Gündem

“Ama acılı ama acısız; iktidar değişecek!”diyen Emekli Amiral Türker Ertürk tutuklandı

Ağustos 18, 2026
Çerçeve yasası TBMM’den geçti:468 kabul, 88 ret oyu
Gündem

Çerçeve yasa ‘Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi

Ağustos 18, 2026
AKP’li emekli ‘Gabar’ petrolünü hatırlattı: “Birazını bize verseler!”
Gündem

AKP’li emekli ‘Gabar’ petrolünü hatırlattı: “Birazını bize verseler!”

Ağustos 17, 2026
  • All
  • Manşet
 Kuytul Hoca, hakkında gözaltı kararı olmadan kelepçelendi: Kızları gözyaşını tutamadı
Manşet

 Kuytul Hoca, hakkında gözaltı kararı olmadan kelepçelendi: Kızları gözyaşını tutamadı

by adminzaman
Ağustos 19, 2026
0

Alpaslan Kuytul Hoca'nın kelepçelenerek gözaltına alınmasının ardından skandal gündeme geldi. Kuytul, hakkında gözaltı kararı henüz verilmeden önce kelepçelenerek emniyete götürüldü....

Terör estiren Saray Rejimi, Furkan Hareketi’ni de suç örgütü ilan etti

Terör estiren Saray Rejimi, Furkan Hareketi’ni de suç örgütü ilan etti

Ağustos 19, 2026
Furkan Hareketi’nden Erdoğan rejimine tepki: Baskılar bizi susturmayacak

Furkan Hareketi’nden Erdoğan rejimine tepki: Baskılar bizi susturmayacak

Ağustos 19, 2026
Saray Danışmanı Oktay Saral dün hedef gösterdi: Alparslan Kuytul Hoca ve eşi  gözaltına alındı

Saray Danışmanı Oktay Saral dün hedef gösterdi: Alparslan Kuytul Hoca ve eşi gözaltına alındı

Ağustos 19, 2026
Kürtaj sonrası canlı doğan ebekler için yasa teklifi, Federal Parlamento’da

Kürtaj sonrası canlı doğan ebekler için yasa teklifi, Federal Parlamento’da

Ağustos 19, 2026
Avustralya’da silahlanma rekor seviyeye ulaştı

Avustralya’da silah sayısı 4 milyonu aştı: NSW 270 bin silahı toplamayı hedefliyor

Ağustos 19, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM