Yapılması gereken insani davranışlarda maalesef çoğu zaman es geçtiğimiz, dikkat etmediğimiz, önem vermediğimiz bir selam, bir adım, bir gülümseme gibi güzel adetler, yeni bir dostluk, arkadaşlık kapısının açılmasına, sonra onun geliştirilmesine, daha sonra da gerçek bir kardeş gibi bağlar kurulmasına vesile olabilir. ‘’Bir çiçekle bahar gelmez ama, her bahar bir çiçekle başlar’’ sözü çok önemlidir. Evet bir selamla hemen dost, arkadaş olunamayabilir ama, dostluk ve arkadaşlığın başlangıcı, baharın bir çiçekle başlaması gibi, karşılıklı tanışıklığı başlatır. Çiçeklerin çoğalmasıyla baharın gelmesi gibi, selamın arkasının getirilmesi de insani ilişkileri geliştirir.
Bir adam her sabah işe giderken aynı sokaktan geçiyormuş. Bir gün karşıdan gelen ve daha önce hiç tanımadığı birine gülümseyerek selam vermiş. Adam da selamını almış. Ertesi gün yine karşılaşmışlar. Bu defa selamın ardından, kısa bir hâl hatır sorma olmuş. Birkaç gün sonra ayaküstü sohbet etmeye başlamışlar. Sonra adam fark etmiş ki, arada sadece bir selam varmış; ama o selam iki insan arasındaki mesafeyi kaldırmaya yetebiliyormuş. Belki de bazen dostlukların başlaması için gereken şey, burada olduğu gibi sadece bir selam ve bir adımdır.
İçinde yaşadığımız zaman diliminde maalesef, bunlar gibi insani davranışlar yapılamayabiliyor, önemsenmeyebiliyor, es geçilebiliyor. Sanki bir makina veya cansız varlıklar gibi, hiçbir söz ve davranışta bulunmadan gelip geçme, bir rutin hale gelebiliyor. Bu rutinin pozitif anlamda değiştirilmesi, geliştirilmesi hem selam verene, hem de selam verilene pozitif enerji yükler. Tanıdık tanımadık herkese gerek sözle, gerekse başla bir selam verme, insanın ne enerjisini ne de zamanını alır. Küçük bir hareket, bir tek kelime, dünyanın en değerli hazinesi olan insanın kilidine bir anahtar olabilir. “Mermeri aşındıran suyun gücü değil, devamlılığıdır” kaidesinde olduğu gibi, verilen bir selamın da arkasını, karşıdakini rahatsız etmeden, uygun usul ve üsluplarla ve değişik vesilelerle devam ettirilmesi çok önemlidir.
Gelin bir adım atalım, bir selam verelim. Bir insanla tanışalım. Sonra o tanışıklığı güzelleştirip bir başka insana taşıyalım. Çünkü bazen dünyayı değiştiren şey büyük adımlar değil, doğru yöne atılmış küçük bir adımdır. Dünya, hiç olmadığı kadar küçüldü. Eskiden birbirinden binlerce kilometre uzakta yaşayan insanların birbirleriyle tanışması, konuşması ve dostluk kurması çok zor, hatta çoğu zaman imkânsızdı. Bugün ise internet, telefon, uçaklar ve diğer ulaşım imkânları sayesinde dünyanın bir ucundaki insanla birkaç saniye içinde konuşabiliyoruz.
Üstelik bu insan; dili, dini, rengi, kültürü, düşüncesi ve hayat tarzı bizimkinden tamamen farklı biri de olabiliyor. İnsan olma ortak paydasından hareketle, herkesle bir diyalog kurulabiliyor. Aslında bu durum, insanlık için çok büyük bir fırsattır. Çünkü birbirini hiç tanımayan insanlar, çoğu zaman birbirleri hakkında duydukları ve zannettikleri şeylere göre hüküm verebilirler. Fakat tanıştıklarında, konuştuklarında ve birbirlerini dinlediklerinde birçok ön yargının yerini, anlayış ve yakınlık alabilir ve alıyor da.
Nitekim toplumun her kesiminden insanların içinde bulunduğu bizler de Fethullah Gülen Hoca efendinin teşvik ve tavsiyeleriyle önce Türkiye’de, sonra da dili, dini, rengi, milliyeti farklı ülkelerdeki insanlarla tanıştık, dost olduk. Özellikle başta eğitim ve diyalog olmak üzere, iş dünyası gibi her türlü tecrübelerimizi onlarla paylaştık. Bu çerçevede dünyanın birçok ülkesinde, o ülkelerin insanlarıyla beraber okullar, üniversiteler, yardım kuruluşları açıldı. Halen de bu diyalog, eğitim ve değişik yardım faaliyetleri, kardeşlik derecesine varan insani ilişkiler aynen devam ettiriliyor.
Bütün bunlar için, çok büyük projelere ihtiyaç yoktur. Bazen sadece bir adım yeterlidir. Bazen bir selam…Bazen bir tebessüm… Bir selam, bir kapı açabilir. Kur’an-ı Kerim, selamlaşmayı çok güzel bir şekilde teşvik eder: “Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin.”(Nisâ Suresi, 4:86).Selam, sadece bir kelime değildir. Selam, “Sana karşı kötü bir niyetim yok.” demektir. Selam, “Seni görüyorum.” demektir. Selam, “Sen de benim gibi bir insansın, ben de senin gibi insanım.” demektir. Hatta bazen selam, birbirinden uzak iki insan arasında kurulabilecek ilk köprüdür.
Peygamber Efendimiz (sav) de insanlar arasındaki sevgiyi ve kardeşliği artırmak için selamlaşmayı özellikle tavsiye etmiştir: “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.”(Müslim, Îmân, 93)
Demek ki bir selamın insanları birbirine yaklaştıran büyük bir gücü vardır. Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar, kendilerinden farklı olanlardan çekinebiliyor. Farklı din…Farklı mezhep…Farklı dil…Farklı renk…Farklı kültür…Farklı siyasi veya sosyal düşünceler…Oysa farklılık, düşmanlık sebebi olmak zorunda değildir.
Kur’an-ı Kerim, insanların farklı milletler ve topluluklar hâlinde yaratılmasını bir üstünlük sebebi değil, tanışma vesilesi olarak gösterir:
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.” (Hucurât Suresi, 49:13). Ayetin kullandığı ifade son derece dikkat çekicidir: “Birbirinizle tanışmanız için…” Demek ki farklılıklarımızın önemli bir hikmeti de tanışmaktır. Tanımadığımız insanı önce dinlemek, anlamaya çalışmak ve onun da bizim gibi sevinçleri, üzüntüleri, umutları ve korkuları olduğunu fark etmek gerekir. Farklılıklarımız var; ama insanlığımız ortak. İşte diyalog tam da burada başlar.
Diyalog, karşımızdakini kendimize benzetmek değildir.
Diyalog, farklılıklarımızı koruyarak birbirimizi anlayabilmektir. Kabul etmek, aynı düşünmek değildir. Belki de burada çok önemli bir ayrım vardır: Bir insanı kabul etmek, onun her düşüncesini kabul etmek demek değildir. İnsanın farklı düşünmesine rağmen ona saygı göstermeliyiz. Onun inancını benimsemeyebiliriz; fakat inancını yaşama hakkına saygı duymalıyız. Onun düşüncesine katılmayabiliriz; fakat onu dinleyebiliriz. Çünkü konuşmak için mutlaka aynı düşüncede olmak gerekmez. Hatta bazen en anlamlı dostluklar, farklılıkların bulunduğu yerde doğar.
Barış büyük sözlerle değil, küçük adımlarla başlar. Fakat ilk selamdan sonra ikinci bir adım gerekir. Tanışmak güzeldir; fakat tanışıklığı dostluğa dönüştürmek daha güzeldir. Bir defa görüşmek yerine tekrar görüşmek…Sadece kendimizi anlatmak yerine karşıdakini dinlemek…Onun önemli günlerini hatırlamak…Bir sıkıntısı olduğunda yanında olmak…Bir başarısından dolayı onu tebrik etmek…Böylece bir selam, bir tanışıklığa; tanışıklık bir dostluğa; dostluk ise daha geniş bir insanlık hizmetine dönüşebilir.


