Bir hikâyeye göre, Rusya’nın bir köyünde, tren raylarının vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: “Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın?
Neden söküyorsun o vidaları?”
Köylü: “Sadece bir vida beyim.
Oltama ağırlık yapması için lazım.
Ben kimseye zarar vermem.
Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız.
Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez.”
Müfettiş: “Delilik bu!
Muhtar görmüyor mu bunu?”
Köylü: “Görmez olur mu?
Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı.
Bedava sonuçta.”
Müfettiş: “Peki ya maaşınızı artırsak?
Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?”
Köylü: “Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık.
Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz, büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.”
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı: ”
Bu sefalet bir gün felakete yol açacak.”
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü.
Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşetle bağırdı: “Treni durdurun!”
Ama çok geçti.
Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Bu bir hikayedir, olmuş mudur, olmamış mıdır bilinmez.
Hikayelerde ve kıssalarda anlatılanlar, konuyla direk alakası olmasa bile, bir konuda ders vermek, bir konunun önemini belirtmek için yazılmışlardır.
Bundan dolayı da, “aslından çok faslı önemlidir “cümlesi kullanılır.
Yani burada, bu hadise olmuş mudur, olmamış mıdır durumundan ziyade, verilmek istenen ders ön plana çıkar.
Benzer ve çok meşhur olmuş bazı kıssalarda, artık kıssa anlatılmaz, ama bir metafor gibi o kıssadaki sadece bir kelime söylenerek benzerliğinden dolayı esas konu anlatılmaya başlanır. “iki vidanın hikayesi“ denilince de, ilgili konunun hayattaki benzer önemi gündeme gelmiş olur.
Hayatın hemen her döneminde ve her zaman, iki vida meselesine benzer konular cereyan etmektedir.
Buradaki bir çocuğun, köylünün anlattığı fizik kuralına göre bir sökülür, bir bırakılır kuralını bilmediği için, iki tane yan yana olan vidayı sökmesiyle tren raylarının ayrılması anlatıldığı gibi, yaptığı işin önemini ve özelliklerini bilmeyen, kavrayamayan veya özel olarak zarar vermek isteyen insanların durumu da işte bu iki vida metaforu ile anlatılır.
Buna benzer bir ata sözü de şöyledir: “Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir memleketi kurtarır.”
Önemsiz gibi görünen küçük bir eksiklik veya ihmal, zamanında giderilmezse zincirleme biçimde çok daha büyük sonuçlara yol açabilir.
Tersine, küçük bir tedbir veya küçük bir iyilik de faydalı ve güzel büyük bir sonuca vesile olabilir.
Toplumdaki değişik konularda, zararlı ve tehlikeli olan veya olabilecek işleri ihmal eden, yapılması gerektiği gibi yapmayan ve yapılmayan durumlarda, bu sefer o konunun treni devrilir.
Yani bu durum, belediyeleri, şoförleri, idarecileri ilgilendiren değişik sahalardaki toplumdaki herhangi bir konunun gerektiği ve yeteri gibi kasıtlı veya o konuyu bilmesi gerektiği kadar bilemeyen insanların değişik derecelerdeki kazalara sebebiyet vermelerini neredeyse hemen her gün okuyoruz, öğreniyoruz.
Tarihte bu şekilde benzer büyük kazaların olduğunu da biliyoruz. Bunların ciddi çareleri ve tedbirleri alınmazsa, gelecekte de yine daha nice büyük felaketlerin oluşabileceğini tahmin edebiliyoruz.
İşte bütün bunlardan dolayı hangi iş olursa olsun, onu tam anlamıyla ve eksiksiz bir şekilde yerine getirme, daha sonra bunları bilen uzmanlar tarafından kontrol etme, asla boşluklara meydan vermeme, hem sosyal hadiseler yönüyle, hem de hayatı kolaylaştırıcı işlemler açısından toplumun her kesimi tarafından kullanılan yollar, mekanlar, tesisatlar açısından da durum aynıdır.
Bu önemli konuların ciddiyetle ele alınması da, başta aile, daha sonra eğitim, daha sonra da ilgili mercilerce bunların dikkatli bir şekilde kontrol edilmesi çok önemlidir.
Vida metaforunda olduğu gibi, yapılacak bir müdahalenin geciktirilmesi, yanlış yapılması, ihmal edilmesi, aynen iki vidanın çıkarılmasına benzer.
Toplumun her seviyesinde sorumluluk bilincinin oluşturulması, sonra da bunun ciddi takibi ve kontrolü büyük önem taşır.
Hemen her konunun çok ciddi şekilde ele alınıp, bu kontrollerden geçirilmesinde de hayati denilebilecek olan konular vardır.
Bütün bir toplum, ülke, ülkeler, bu ihmallerden ciddi zarar görebilirler, görmüşlerdir de.
Tarihte bunların birçok örneği vardır.
Bugüne gelindiğinde artık herkesin işini, büyük olsun küçük olsun, sadece ilgili şahısları ilgilendirsin veya bütün toplumu ilgilendirsin, o konuların hiçbir zaman kendi haline gelişigüzel bırakılmayıp ciddi takip edilmesi, sorumluların uyarılması, gerekirse onların cezalandırılması, toplum düzeni ve sağlığı açısından mecburen yapılması gereken işlerdendir.
Biz biz olalım, öncelikle Allah’ın bir kulu olarak, mesul olduğumuz her işi en mükemmel bir şekilde yapmaya gayret edelim.
Eğer bu hassasiyeti göstermezsek öncelikle Allah’a karşı hesap vereceğimiz gerçeği ve ciddiyeti içinde bulunma, daha sonra da devletin ilgili kurumlarınca sorguya çekileceğimizden hiç şüphemizin olmaması gerektiğini bilelim.
Bütün bunlardan dolayı da, sınırlı bu dünya hayatında, ömrümüzün bütün zamanlarını, en verimli şekilde öncelikle kendimize, ailemize, etrafımızdaki insanlara, sonra da bütün insanlık âlemine faydalı, yararlı olma gayreti içinde bulunalım.
Gençlerimizi de bu şuur içinde yetiştirelim.
O zaman dünya, kavga ve savaş içinde değil, barış içinde, din, renk, ırk gözetmeksizin insan olma ortak paydasında insanların birbirleriyle geçinebildikleri bir dünya oluşturalım.
Bu gayretlerin neticelerinin de esas olarak öbür alemde Allah tarafından mükafatlandırılacağı şuuruyla iman, ümit, azim, kararlılık ve aktif sabırla bekleyelim.
Ne dersiniz?