Zengin bir işadamı, fabrikalarını gezmektedir. Her gittiği yerde, insanlar harıl harıl çalışmakta ve iş üretmektedirler. Bir fabrikaya gittiğinde, fabrika müdürünün odasına girer. Müdür, elleri arkasında camdan dışarıyı seyretmektedir. Fabrika sahibi, yanındaki yardımcılarına kısık sesle; “derhal bu müdürü atın, herkes ciddi ciddi çalışırken, bu hiçbir şey yapmadan dışarıyı seyrediyor “der. Yardımcılardan birisi de onun kulağına; ‘’efendim bu fabrika, bu müdür gelmeden önce zarar ediyordu. Bu müdür geldikten sonra, bizim en çok kar eden fabrikalarımızdan biri oldu.
Evet şu anda elleri arkada dışarıyı seyrediyor ama, ‘’fabrikayı daha rantabl hale nasıl getirebiliriz, başka neler yapsak da daha da verimli hale gelsek’’ şeklindeki düşüncelerle meşgul. Gözleri dışarıya bakıyor ama bütün belleği ile esas kendi işiyle ilgileniyor“ der.
Fabrika sahibi de; “o zaman baktığı camı çok iyi temizleyin ki, her şeyi daha iyi ve net görebilsin“ der ve oradan ayrılırlar.Aslında hemen herkes için, her zaman ve her yerde, insanları kendi bildikleri konularda en rantabl şekilde istihdam etme, o kuruluşlar için çok önemlidir.
Ayrıca, sadece bir fabrika müdürü ile değil ama, işçiler dahil o iş yerinde çalışan herkesin tek tek özel olduğunu, her birisinin bu iş yerine veya yerlerine ne gibi katkılarda bulunduğunu, bulunabileceğini, seneler içinde de bu katkılarını arttırdıklarını bilmek ve ona göre bu insanları takdir etmek de gerekir. Bu özelliklere uymayan insanlar varsa onları, kırmadan dökmeden, rehabilite edip bu kervana katmalıdır.
Isparta’lı, Yüksek Öğretim Kurulu eski üyesi, Toprak Reformu eski Müsteşarı Orhan Türköz, Kayseri’ye geldiğinde bu konuyla ilgili şunu demişti: ‘’Biz, her zaman, her yerde daima kabiliyetli ve bilgili olup, hak eden insanları bir elimizle bizden aşağıda olanları yukarı çekmek, diğer elimizle de bizden yukarıdakileri de daha da yukarıya itme durumunda olmalıyız.’’ Hakikaten bu da bu konuyla ilgili mükemmel bir yaklaşımdır.
Allah, her insanı farklı fıtratlarda, farklı kabiliyetlerde ve farklı özelliklerde yaratmıştır. Herkesin çok mükemmel yapacağı ve yapabileceği işler yanında, bazı konularda eksiklikleri bulunabilir. Sadece bu eksikliklere bakarak onları değerlendirme de eksik bir durum olur. Onları esas sahalarında istihdam etme ise, o işleri geliştirir ve daha çok verim alınır.
İnsanlarla birlikte çalışılan yerlerin hemen hepsinde bu kaideler, yerine, zamana ve şartlara göre bazı değişiklikler gösterse de esaslar aynıdır.
Kimseden bir şey beklemeden yaptıklarını sadece Allah rızası için yapmaya gayret eden her türlü yardım kuruluşlarındaki insanların durumları da aynen bunlara benzer. Herkes her şeyi yapamayabilir. Ama herkesin yaptığı bir iş vardır. İdareci pozisyonundaki insanların da işte bu özellikleri bilerek, ona göre davranmaları durumunda, o müesseselerden beklenen verimi layıkıyla aldırır ve insanlığa böylece daha çok hizmet edilmiş olur.
İnsan, bu dünyaya yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak, makam ve servet kazanmak, rahat bir hayat sürmek için gelmiş değildir. Hayatın daha derin bir anlamı vardır. İnsan, kendisine verilen ömrü nasıl değerlendirdiği, imkânları nasıl kullandığı ve başkalarının hayatına ne kattığı oranında gerçek değerini ortaya koyar.
İnsan, bu dünyada yalnızca kendisi için yaşamamalıdır. Allah’ın kendisine verdiği ömür, sağlık, bilgi, maddî imkân, makam ve çevreyi, hem kendi ihtiyaçları, hem de başkalarının iyiliği için değerlendirmelidir. Farklı din, dil, ırk ve kültürlerden insanların birlikte gerçekleştireceği eğitim, sağlık, yardım ve sosyal sorumluluk projeleri, insanlığın ortak iyiliğine büyük katkı sağlayabilir.


