Diktatörlüğün çöküşü elit tabakanın parçalanmasıyla başlar. Erdoğan rejimindeki çatlaklar artık sıvayla kapanmıyor. Tamar Tanrıyar’ın Serhat Albayrak’ı hedef alması iç savaşın yeni cephesi. Asıl soru Tamar’ın kimi hedef aldığı değil, kimin adına konuştuğu. Çelik çekirdekteki kavga artık aleni.
“Diktatörlüğün çöküşünü başlatan ve hızlandıran çoğu zaman elit tabakanın parçalanmasıdır.” (Fathalı Moghaddam/Diktatörlüğün Psikolojisi)Emine Erdoğan’ı sahnede ve elinde bu kitapla görenler şoke olmuştu. 2013’te Georgetown Üniversitesi’nde bizzat yazarı tarafından hediye edilmesi ironikti. Bugün kitabın tarif ettiği çözülme belirtilerini Erdoğan rejiminde izliyoruz.
Hem Şah Pehlevi hem İmam Humeyni döneminde dikta yönetimini bizzat tecrübe eden Moghaddam’ın eserinden aklımda yer eden cümlelerden birini yukarıda alıntıladım.Erdoğan rejiminin sarsıldığı artık gizlenemez bir olgu. Bir arada tutan sütunlardaki çatlaklar sıvayla, boyayla saklanamaz boyutlarda. Son günlerde dikkat çeken gelişme, Tamar Tanrıyar’ın Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ı ve Turkuaz Medya’yı hedef alması. Tetikçilik ve paralı askerliğe daha cafcaflı bir isim bulundu: vekâlet savaşları. Bu kavram olayı anlamamızı da kolaylaştıracak. Asıl soru şu: Tamar kimin adına savaşıyor? Önemli olan Tamar’ın kimi hedef aldığı değil; kimin adına konuştuğu.
Kanunen gizli olan soruşturma dosyalarından Muhittin Böcek ve oğluna dair bilgi ve görüntüleri yayınladığında, Özgür Özel ‘deli karı’ diye nitelemişti. Deli filan olmadığını Özel de biliyordu elbette. Şimdi AKP’liler de öğrenmiş oldu. İddiası şu: Turkuaz Medya yöneticileri, Sözcü Grubu ile akçalı ilişkiler içinde; hatta son çıkan Tavır Gazetesi’nin gizli ortağı. Kripto para alışverişinden söz ediyor, iddialarını desteklemek için Sözcü Gazetesi’nin dağıtım işini üstlendiklerini ekliyor.
Tanrıyar’ı haklı çıkaran bir gerçek var: Medya ekonomik kriz içinde ve yazılı basın bunu iliklerine kadar hissediyor. Yandaş gazeteler bile az sayıda baskı yapıp dijital dünyada var olmaya çalışıyor. Kriz bir tek Sözcü Grubu’na işlemiyor. Korkusuz’un ardından bir kardeş daha geldi. Sahici muhalefetin en ağır suç halini aldığı günümüzde, muhalif gazete yapmak için sadece cesaret değil çok paranızın da olması lazım. Bugünün Türkiye’sinde CHP’li belediyeler de kuşatılmışken reklamla bu maliyeti karşılamak imkânsız. O halde değirmenin suyunu merak etmek ortalama mantığın gereği.

Bu arada Sözcü Grubu’yla ilgili turpun büyüğü ıskalanıyor: Televizyonu ne zaman yayına başladı, hatırlıyor musunuz? 1 Mart 2023, yani Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir buçuk ay önce. AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan ve onun kurumlarının muhalif görünümlü bir kanala, hayati bir seçimin arefesinde izin vermesi mantıklı durmuyor. Muhalif kitlelere, Sabah Gazetesi ya da TGRT ile etki edemeyecekleri malum. O halde tek seçenek Truva Atları. Eskiden icazetli muhalefet, taban dışındaki kitleyi kontrol altında tutmaya hizmet ediyordu. Artık iç savaşın aparatı olarak da cepheye sürülecekler.


