• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Uncategorized

Hayırsever, eğitim gönüllüsü İbrahim Dellal Hakka yürüdü

Aralık 7, 2018
in Uncategorized
0
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

ENES CANSEVER


Uzun süreden beri rahatsızlığı devam eden
Avustralya’nın ‘Hayırsever ve eğitim gönüllüsü, İbrahim Dellal, Hakka yürüdü. Dellal’ın vefatı, başta eğitim camiası olmak üzere, tüm sevenlerini yasa boğdu. 


Avustralya’ya
ilk gelen Kıbrıs Türklerinden
 ‘Eğitim çınarı’ olarak tanınan Dellal, 1968’de, Türkiye’den gelen ve Sydney’e inen ilk
kafileyi bizzat karşılayan heyete başkanlık etti. G
eldiği
günden beri b
ir taraftan özellikle
Türkiye ve Kıbrıs’tan gelen göçmenlerin resmi veya gayri resmi problemleriyle
ve ihtiyaçlarıyla ilgilenip koşturan İbrahim Dellal, diğer taraftan ise;  
Avustralya’da dernek,
cami ve okul gibi hayırlı işlerin de temelini atan şahısların başında geliyor. 


SADAKA-İ CARİYE:
CAMİ, MEKTEP, YOL VE ÇEŞME, BİR İNSAN ÖLDÜKTEN SONRA AMEL DEFTERİNE YAZILAN İYİLİKLER 


Dellal, bu hayırlı işler için ise şu
ifadeleri kullanımştı: “
Allah’a şükürler olsun, birçok hayırlı işlere vesile olmaya çalıştım.
Bildiğiniz gibi, Sadaka-i câriye: Cami, mektep, yol, çeşme gibi sürekli sevâba
vesîle olan hayırlara denir. Bir insan öldükten sonra da amel defterine sevap
yazdırmaya devam ettiren iyiliklerdir. İnşallah, bizler de bu düşünceyle, yola
çıktık. Afgan Deveciler için yapılmış 7-8 kişinin namaz kılabileceği Muhamedan Chapel diye anılan yeri bulup, yıllarca orada 3-5 kişi ile Cuma kıldık.
Sonra Carlton, Preston, Coburg, Sunshine camilerinin kurulmasında aktif rol
oynadık, katkıda bulunduk.
” ifadelerini kullanmıştı.

 

Öte yandan Türkiye’den Avustralya’ya Göç’ün 50.yıldönümü
nedeniyle gazetemize verdiği röportajı bundan üç ay önce yayınlaşmıştık. 16
Eylül’deki röportajında Dellal, satır ve cümlelerinin arasına adeta son
50 yılın tarihini sığdırarak sorularımızı  cevaplamıştı. Herkesin
üzerinde büyük emeği olan ‘Herkesin İbrahim Amcası’ büyük bir sitemle şu
çarpıcı cümleyi kullandı: “Dün kendine ‘din düşmanı’ diyenler, bu
okulları yakmak istedi, bugün ise dindarlar yıkıyor”

Dün olduğu gibi bugün de istisnasız birçok kişinin
üzerinde emeği ve hakkı olan Dellal, hasta yatağında son vasiyeti, hayırlı
işlerin yapılmasını tavsiye etmişti. İstisnasız Melbourne’de bulunan bir çoğunun
üzerinde hakkı olan İbrahim Dellal ile yaptığımız röportajı, bir vefa
adına  yeniden sizlerle paylaşmak istedik:

Zaman au: Efendim, Anadolu’dan Kıta Ülkesi‘ne göç eden insanların yaşanmış hikâyelerine geçmeden önce, sizin Avustralya’ya gelişinizin tarihçesiyle başlayalım isterseniz.

 

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Teğmen Deniz Demirtaş’ın göreve iade kararı durduruldu

Bahis operasyonuyla gözaltında: ROK, ‘bahis çeteleri bitecek’ demiş

Ünlü komedyen Atalay Demirci’ye ters kelepçeye yapılarak tepki: Kaçmıyorduki “yakalansın”

İ.Dellal: Böyle bir fırsatı tanıdığınız için teşekkür ederek, başlayayım. 1950’de Avustralya’ya göç eden ilk Kıbrıs Türklerindenim. 18 yaşındayken 2 sene önce göçme kararı alan ağabeyimin ardından ayrıldım Kıbrıs’tan. 35 gün gemi yolculuğuyla geldim. Defalarca ağladığımı çok iyi hatırlıyorum. Şu anda 86 yaşındayım. 20 Temmuz 1974’te, Türkiye’nin Kıbrıs’a asker çıkardığı gün annem vefat etti. Larnaka Rumlara geçince babam ceketini alıp ayrıldı. 1978’de Türk kesiminde bir huzur evinde vefat etti. Ömrümün 68 yılını doğduğum topraklardan binlerce kilometre ötede, ikinci vatanım Avustralya’da geçirdim. Aslında, Avustralya’ya gelmeden önce, 7 yaşında bir çocukken buraları yakaza halinde görmüştüm.

 

Zaman au:  Nasıl bir durumdu, biraz açar mısınız. Rüya gibi bir şey miydi?

 

İ. Dellal: Yok, rüya değildi. Çünkü uyanıktım. Zaten yatmıyordum. 1937 yılıydı. Henüz 7 yaşındaydım. Bir gün hasırın üzerinde sırtüstü yatmış, gökyüzündeki yıldızları izliyordum.

Baktım gökyüzü adeta bir kapı gibi açıldı, her tarafı yemyeşil bir olan devasa geniş bir alan açıldı ve kısa bir süre sonra kapandı. İnanılmaz büyülenmiş ve etkilemişti beni. Adeta cennet gibi… Camiler gibi farklı mekanlar vardı. Durumu nineme söyledim, ‘o da hayır ola inşallah’ dedi. Sonra aradan yıllar geçti, Avustralya’ya geldiğimde, yaklaşık 11 yıl önce gördüğüm manzaranın aynısıyla karşılaşmıştım. O yeşil manzara ve Avustralya’daki yemyeşil alanlar ve mekanlar…

 



TÜRKİYE’DEN BİNLERCE İNSAN GETİRME PROJEMİ, ÇETELER ENGELLEDİ

 

Zaman au: Ailenizin Osmanlı ile sadece ticaret yapmadığını, aynı zamanda Seyit olduğunuzu ve Osmanlılarla bir soy bağınızın olduğunu da biliyoruz.

 

İ. Dellal: Türkiye’ye ilk kez 1978’lerde gittim. Halam hep söylerdi ‘Seyyid’ soyundan geldiğimizi. Babam, Osmanlı coğrafyasında canlı hayvan tüccarıydı. Anneanemin babası, Kıbrıs’ın son Şeyhülislamı. Kıbrıs’ın son Osmanlı Müftüsü Şeyh Mehmet Abdul Al’ın torunuyum. Hem annem hem de baba tarafından. Hz. Hüseyin soyundan. Dedelerim Anadolu’dan gelme. Geçmişimle ilgili birçok detayı 1984’te, son Türkiye ziyaretinde Cemaliye halamdan öğrendim. Birkaç yıl sonra o da vefat edince ancak bu kadar malumat elimde kaldı.

 

Zaman au: Anadolu’dan insanları getirme fikri nasıl gelişti ve ilk kafile gelişiyle ilgili neler yaşandı?

 

İ. Dellal: Avrupa’dan buralara değişik tipte insanlar adeta boşaltılıyordu, o yıllarda. ‘Türkiye’den neden insan gelmesin’ dedim. Binlerce Türkiye vatandaşını getirme projem vardı. 1968’de, Sydney’de inen ilk kafileyi Türkiye’den getirmiş olduk. 15 Kasım 1968’de ise; 176 kişilik ikinci kafile Melbourne’a indi. Göç eden ilk kafile Türkleri havaalanlarında, çocuklarıma milli kıyafet giydirerek, onları karşılamada bizzat bulundum. Türklere vize bizim referansla oluyordu. Türkiye’den gelen göçün lideriydim. Liberal Parti’de siyaset yapıyordum. Çok güçlü bir pozisyonum vardı. Canberra’yı arıyordum, hemen işler hal oluyordu. Onlara her aşamada yıllarca yardımcı oldum. Hatta Sydney’de karışlamada, Osmanlı’dan kalma gözleri ama olan Mustafa amca tekerlekli sandalyesiyle, gelenleri karışılmayanların arasındaydı.

 

Zaman au: Bir milyon Anadolu insanını getirme projeniz neden gerçekleşmedi?

 

İ. Dellal: İlk kafileyle gelenlerden bazıları çete kurmaya başladı. Bazılarını haraca bağladı. Çete, kebap dükkanını işleten birini çok zorlamış, haraç istemiş. Para konusunda çok zorlayınca, baltayı bilemiş ve bu çete başının kafasını kesmiş. Avustralya karıştı, adeta. Büyük bir yankı oldu. Zor durumda kaldık. Herkes benim kapımı çalıyordu. Haberim oldu gittim, biri hastanede öteki poliste. Elçilik konsolosluk yok. Dil de bilmediklerinden gidecek yerleri de yoktu. Bu tür olaylar, binlerce Türkiye vatandaşını buraya getirme hayalimi de aslında söndürdüler. Gelenler bu tür sıkıntılar çıkarınca devlet yetkilileri ürktü.

 

Zaman au: O hayaliniz gerçekleşseydi, bugün nasıl bir tablo karşımıza çıkardı?

 

İ. Dellal: Şayet binlerce bilinçli ve eğitimli insan gelseydi buralara, Yunanlar ve İtalyanlar gibi bizde buralarda en iyi noktalarda ve söz sahibi olurduk. Yunanlar, bu fırsatları çok iyi kullandı. Bugün, hâkim, doktor, siyasetçi, yargıç, tüm mesleklerde en iyi noktadalar.

 

Zaman au: Sizin Şeyh Nazım Kıbrısi’yi de önce hapisten kurtardığınız, sonra da yurtdışına çıkardığınızı bir kitapta okumuştuk.

 

İ. Dellal: Evet. Doğru

 

ŞENGÜL HOCA’NIN ‘MUHABBET’ KONULU VAAZI, BENİ BU KERVANA KATTI

 

Zaman au: Bir taraftan gelen göçmenlerle ilgilenirken, diğer taraftan da dernek cami, okul gibi hayırlı işlerin de temelini attınız. Bunları biraz açar mısınız?

 

İ. Dellal: Allah’a şükürler olsun, birçok hayırlı işlere vesile olmaya çalıştım. Bildiğiniz gibi, Sadaka-i câriye: Cami, mektep, yol, çeşme gibi sürekli sevâba vesîle olan hayırlara denir. Bir insan öldükten sonra da amel defterine sevap yazdırmaya devam ettiren iyiliklerdir. İnşallah, bizler de bu düşünceyle, yola çıktık. Afgan Deveciler için yapılmış 7-8 kişinin namaz kılabileceği Muhamedan  Chapel diye anılan yeri bulup, yıllarca orada 3-5 kişi ile cuma kıldık. Sonra Carlton, Preston, Coburg, Sunshine camilerinin kurulmasında aktif rol oynadık, katkıda bulunduk.

 

Zaman au: Bildiğim kadarıyla, Avustralya İslam Konseyi’nin (Australian Federation of Islamic Councils-AFİC)  hem kurucusu hem de uzun yıllar yönteminde bulundunuz.

 

İ. Dellal: İki ağabeyimle birlikte, 1962 yılında Avustralya İslam Dernekleri Federasyonu’nu (AFIS) kurduk. Başkanlığını da yaptığım AFIS, Avustralya’daki tüm İslami toplulukları temsil eden bir şemsiye kuruluştu. İslam ülkelerinden gelen Müslümanları da bu şemsiye altında toplama amacını taşıyordu. Yönetiminde uzun yıllar görev yaptım. Maksadımız,  Müslümanların ihtiyacını gidermek ve devletle köprü kurmaktı.  Ayrıca yeni göçmenleri ev sahibi yapmak maksadıyla ise kooperatif kurumaya öncülük ettik.

 

Zaman au: Avustralya gazetelerinde; “Türkler tembeldir, cahildir, bu memlekette kalmak istemiyorlar.” diye yazılar çıkmaya başladığı ortamda, İngilizce öğrenimini yaygınlaştırmak için gazete çıkarmaya karar verdiniz. İlk Türk yayını olma özelliğini taşıyan Türk Sesi Gazetesi nasıl yayına başladı?

 

 İ. Dellal: 27 sene aralıksız devam eden Türk Sesi Gazetesi’ni 1970’te yayına soktuk. Haftalık çıkan gazetenin arka sayfasını İngilizce dil derslerine ayırdık. Bütün bu telaş içinde anne babama verdiğim “5 sene sonra döneceğim” sözünü ancak, 17 yıl sonra yerine getirebildim. Ve ilk kez memlekete gidebildim.

 

Zaman au: Eğitim Gönüllüleriyle, Hizmet Hareketi mensuplarıyla yolunuz ne zaman kesişti?

 

İ. Dellal: 1990 yılında Mehmet Ali Şengül Hoca’nın, Coburg Camii’ndeki ‘muhabbet’ konulu vaazını dinledim. Çok etkilendim. Ve vaazdan sonra ‘yıllardır aradığımı buldum’ diyerek, eğitim gönüllüleriyle böylece 27 yıl önce tanıştım. Hizmet Hareketi kervanına böylece katılmış olduk. Sonra, ben 1991’da, İstanbul’a bir ziyaret gerçekleştirdim. Bir vesileyle,  Zaman Gazetesini ziyaret ettim. Dönemin Genel Müdürü Naci Tosun Bey beni kabul etti. Sohbet sırasında, Avustralya’daki projelerimden söz ettim. Yarım kalan bir milyon Anadolu insanını Avustralya’ya götürme hayalimden söz ettim. Bu arada Hocaefendi’yi duymuştum, o da ondan söz etti ve buluşturdu. Beraber bir kahvaltı yaptık. Göçmenlerle ilgilendiğimi, binlerce kişiyi götürmek istediğimi, ancak gelen ilk kafilelerin, kültür ve anlayışının istenilen seviyede olmadığını, bu nedenle bu projemin 1969’dan beri gerçekleşmediğini paylaştım. Hocaefendi o zaman; ‘bin eğitim gönüllüsünün’ oraya gitmesi gerektiğini söyledi. Ve oraya eğitim hizmetlerinin, başlaması gerektiğini belirtti. Eğitim kurumlarıyla ilgili ufkum adeta bir pencere gibi açıldı. Böylece, okul açma fikrinin, altyapısı ve temelini atmış olduk.

 

BUGÜNKÜ OKULLARIN YERİNİ 20 DOLAR DEPOZİTLE SATIN ALDIK

 

Zaman au: Yakın yıllara kadar ‘Işık Kolleji’ olarak devam eden bugünkü Sirius Koleji’nin açılmasında bizzat katkınız oldu. Kuruluş aşamasını paylaşır mısınız?

 

İ. Dellal: 1997 yılıydı. Melbourne’daki kız lisemizin hali hazırdaki yerinde eski bir okul binası ve arsası satışa çıktı.  Bakanlıkta da tanıdıklarım vardı. Ve 20 dolar depozit verdim.

 

Zaman au: Yanlış duymadım değil mi? 20 dolar.

 

İ. Dellal: Evet, evet 20 dolar.

 

Arkadaşlar önce inanmadılar. Koca bina nasıl olur da 20 dolar depoziti olur. Makbuzu da gösterince inandılar. Bakanlığa dedim ki, buraya ancak 350 bin dolar vereceğiz dedim ve anlaştık. Yani depoziti 20 dolar, binanın kendisini ise 350 bin dolarla satın aldık. Ve böylece Hocaefendi’nin 1991 yılında söylediği eğitim hizmetinin, temeli atılmış oldu. Fakat biz Türkler hani şu anda olduğu gibi, kıskanç ve haset içinde oluyoruz ya.

Ben okulu almak için depozit verince, bazıları şikâyette bulunmuş, okul neden açık artırıma çıkarılmadan satıldı diye şikâyette bulunmuşlar. Bu şikâyet üzerinde bakanlık bizi toplantıya çağırdı. Hacı Baki, Ali Rıza Bey diye genç bir eğitimci arkadaşımız ve Rahmetlik Hacı Mehmet Aydınoğlu…

Dördümüz bakanlığa gittik. Bakanlık bizi karşıladı. Ve kontratımızı imzalamış olduk. İmzamızı attık ve okul bizim oldu. Bunun üzerine bazı cahil cühalalar okulu yakmaya çalıştılar. Kendine din ve iman düşmanı diye tanıtarak, bunları yaptılar.

 

DÜN DİN DÜŞMANLARI BU OKULLARI YAKMAK İSTEDİ, BUGÜN İSE DİNDARLAR YIKMAK İSTİYOR

 

Zaman au: Okulu aldıktan sonra mı?

 

İ. Dellal: Evet, aldıktan sonra, maalesef bunu yaptılar.

 

Zaman au: Yani 11 yıl önce kendine din düşmanı diyenler okulu yakmıştı, bugün ise kendini dindar diyenler bu eğitim kurumlarını kapattırmaya çalışıyor.

 

İ. Dellal: Ne yazık ki aynen öyle. Hatta bugün dindar olduğunu iddia edenler, hem yakıyor, hem yıkıyor hem de kapatıyorlar. Aradaki tek fark,  eskiden cahil, eğitimsiz, inanç düşmanı olanlar bu okulları yakmaya çalışıyordu, açtırmamak için çabalıyordu, şimdi ise sözüm ona bazı eğitimli ve dindar olduğun söyleyenler tarafından, hem de devletin eliyle, dünyanın çeşitli ülkelerinde engellemeye çalışıyorlar. Eli öpülesi öğretmenleri ve eğitimcileri  eşkıya usulü kaçırıyorlar. Diplomatik nezaketi yok ederek, devletleri zehirleyerek, bin bir emekle açılan bu eğitim kurumlarını kapattırmaya, yine bin bir iftira karalamalarla kirletmeye çalışıyorlar. Halbuki, bugün burada diğer gruplar tarafından açılan okullara, Işık koleji ışık tuttu. Onlara her türlü lojistik destek verildi. Hiçbir zaman, bir şey esirgenmedi. Bugün düşmanlığı besleyenler ise karşılığında bunu veriyorlar.

 

Zaman au: Işık Koleji, ışıklı yüzünü gösterince neler oldu, öğrenci sayıları nasıl seyretti?  

 

İ. Dellal: Okul 28 öğrenciyle eğitime başladı. Aslında, okula ilk olarak bulduğumuz öğrencilerin de ayrı bir hikâyesi var. Bir gün ticari taksiye bindim. Selam verdim. Mehmet Ali diye bir Türk çıkmasın mı? Biraz konuştuktan sonra, konu çocuklara ve eğitime geldi. Adam ‘7 çocuğum var’ dedi. Mehmet Ali’ ye dedim, okul açıyoruz, çocuklarını al bize getir kaydettirelim. Döndü bana ‘ama param yok’ dedi. Ben de ‘önemli değil’ dedim. Sınav yaptık. Dil durumları iyiydi. Ve aldık. ‘Para almayacağız bari, çalışkan öğrenci olsunlar’ dedim. Adamcağız, sonra o da yapılan bu karşılıksız iyilikten etkilenerek ve verilen hizmetleri görerek, gönüllü eğitimcilerin kervanına katıldı.

 

TOPLADIĞIM GIDALARI PARAYA DÖNÜŞTÜRÜP, MAĞDUR AİLELERE GÖNDERİYORUM

 

Zaman au: İlerleyen yaşınıza ve hastalığınıza rağmen, hala hayır işleri için koşturuyorsunuz. Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde zulme maruz kalmış mağdur insanların dertleriyle ilgileniyor ve koşturduğunuzu duyuyoruz.

 

İ. Dellal: Evet, bir zamanlar benim ailelerine el uzattığım insanların evlatları şimdi çeşitli işlerle ticaretle uğraşıyorlar. İki yıl önce, bir gün gıda ürünü satan bir genç yolumu kesti. “İbrahim abi benim aileme 49-50 yıl önce çok büyük yardımınız dokundu. Dedem hep anlatırdı, şimdi de annem hep anlatır. Yıl 1969’mış, yaptığınız iyilikler hiç unutulmuyor. ‘Ben de helal olsun’ dedim. Dün ben onlara yardımcı oldum, bugün de siz yardım edin, mağdur insanlara bu yardımlarınızı gönderelim’ dedim. Ben de ‘senin sattığın süt ürünlerini istiyorum’ dedim. Hafta 20 kg. alıyorum. Bir buzdolabı da aldım, yanına para kutusunu da koydum, ihtiyacını alan parasını kutuyu atıyor. Haftalık 200 dolara yakın. Bir fırıncıdan ekmek alıyorum. Geçen sene 10-15 bin dolar bu şekilde toplayıp, zulüm gören kardeş ailelere bir şekilde ulaştırdık. İlk geldiklerinde dil bilmedikleri için yardımcı oluyordum, şimdi ise onlar yardımcı oluyor ve hayırda yarıştırıyorum aynı zamanda.

 

Zaman au: Kraliçe’nin iki madalyasına sahipsiniz. Bu ‘Üsttün Hizmet Madalyaları’ topluma yaptığınız hangi hizmetlerinizden dolayı verildi?

 

İ. Dellal: Evet. Kraliçe iki madalya taktı. Topluma hizmetten dolayı veriliyor. Avustralya kültürüne ve toplumsal hizmetlerinden dolayı, Kraliçe II. Elizabeth tarafından 1975’ten bu yana her yıl veriliyor. 26 Ocak Avustralya Günü’nde açıklanan Üstün Hizmet Madalyası, çok kültürlülüğe ve topluma katkıda bulunan isimlere veriliyor. Ama asıl madalyayı ise öbür dünyada bekliyoruz inşallah. Allah nasip eder. 

PAYLAŞTweetPAYLAŞPAYLAŞSendPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Türkiye cezaevine dönüştü: Gezi’nin 1. yıldönümü eyleminden 6 kişiye hapis cezası

SONRAKİ HABER

HASAN CEMAL ‘DİKTATÖR’ YAZISINI BÖYLE SAVUNDU: YAZIMI BUGÜN DE ÖZGÜRLÜK VE HUKUK ADINA SAVUNUYORUM

BENZER HABERLER

Teğmen Deniz Demirtaş’ın göreve iade kararı durduruldu
Gündem

Teğmen Deniz Demirtaş’ın göreve iade kararı durduruldu

Mayıs 19, 2026
Bahis operasyonuyla gözaltında: ROK, ‘bahis çeteleri bitecek’ demiş
Gündem

Bahis operasyonuyla gözaltında: ROK, ‘bahis çeteleri bitecek’ demiş

Mayıs 15, 2026
Ünlü komedyen Atalay Demirci’ye ters kelepçeye yapılarak tepki: Kaçmıyorduki “yakalansın”
Manşet

Ünlü komedyen Atalay Demirci’ye ters kelepçeye yapılarak tepki: Kaçmıyorduki “yakalansın”

Mayıs 14, 2026
Danıştay: 10Metin Özçelik’in meslekten ihracı hukuksuz
Uncategorized

Danıştay: 10Metin Özçelik’in meslekten ihracı hukuksuz

Mayıs 8, 2026
3S rejimi: Sömüren, Semiren ve Söven rejimi!
Manşet

Şaban’a yaptığın yassah Recep, yassah!

Mayıs 9, 2026
Barış Anneleri Meclis turunu, MHP’yi ziyaretle başladı
Manşet

Barış Anneleri Meclis turunu, MHP’yi ziyaretle başladı

Mayıs 7, 2026
  • All
  • Manşet
Fransa, İsrailli Bakan Ben Gvir’e ülkeye giriş yasağı getirdi
AVRUPA

Fransa, İsrailli Bakan Ben Gvir’e ülkeye giriş yasağı getirdi

by adminzaman
Mayıs 23, 2026
0

Fransa, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in ülkeye girişini yasakladığını duyurdu. Karar, Ben Gvir’in Gazze’ye yardım götüren filodaki aktivistleri...

Özgür Özel Filistin’e güçlü bir heyetle gidiyor

Özel: Kılıçdaroğlu ile aramızda uzlaşı yok, CHP’ye ahlaksızlık yapılıyor

Mayıs 23, 2026
Dorukhan Büyükışık cinayetinde 5 tutuklama

Dorukhan Büyükışık cinayetinde 5 tutuklama

Mayıs 23, 2026
Gazze filosu aktivistleri gözaltını anlattı: “Kötü muameleye ve cinsel saldırıya maruz kaldık”

Gazze filosu aktivistleri gözaltını anlattı: “Kötü muameleye ve cinsel saldırıya maruz kaldık”

Mayıs 23, 2026
Eski Vali Mustafa Türkay Sonel kasten adam öldürmeden tutuklandı

Gülistan Doku soruşturması: Firari şüpheli Umut Altaş ABD’de gözaltına alındı

Mayıs 23, 2026
Kapatılan Bilgi Üniversitesi’nde protesto: ‘Ne kayyım ne AKP, kampüsler bizimdir’

Kapatılan Bilgi Üniversitesi’nde protesto: ‘Ne kayyım ne AKP, kampüsler bizimdir’

Mayıs 22, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM