• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Manşet

Köy okulundan sürgüne, Avrupa’nın kalbine: AİHM Başkanı’nı zorlayan Gazeteci Ensar Nur’un hikayesi

Haziran 23, 2026
in Manşet, VİDEO HABERLER
9
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

Polis Koleji’nden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi koridorlarına uzanan sıra dışı bir yolculuk… Fransa’nın Strasbourg kentinde gazetecilik yapan TR724 muhabiri Ensar Nur, köy okulundan başlayan hayat hikâyesini, 15 Temmuz sonrası yaşadığı kırılmaları, Avrupa kurumlarındaki gözlemlerini ve AİHM’de yaşadığı unutulmaz anıları TUTUNANLAR Kanalından Ahmet Daştan’a anlattı. Avrupa’nın en önemli hukuk kurumlarının merkezinde çalışan genç gazeteci, hukuksuzlukların kayda geçirilmesinin önemine dikkat çekerek, “İnsan onuru ve insan hakları gündelik çıkarlara feda edilemeyecek kadar değerlidir” dedi.

Burak Akif CAN-Sydney-ZAMAN Avustralya 

TR724 Strazburg muhabiri Ensar Nur, Tutunanlar kanalında Ahmet Daştan’ın sorularını cevapladı. Köy okulundan Polis Koleji’ne, oradan Galatasaray Üniversitesi ve Fransa’daki akademik hayatına uzanan hikâyesini anlatan Nur, bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, (AHİM) Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu nezdinde yürüttüğü gazetecilik faaliyetlerini değerlendirdi.

Sizi tanıyarak başlayalım?

1995 Bartın doğumluyum. Köyde büyüdüm.Babam emekli olmadan önce bir bakkal işletiyordu köyde. Annem ev hanımıydı. Pek çok Anadolu kadını gibi.Altıncı sınıfa kadar bir köy okulunda eğitim aldım. Daha sonra bir akrabamızın vesilesiyle bir bursluluk sınavı varmış. O sınava kaydoldum. Bir dershane düzenledi. Orada şehir birincisi olunca hem bir dershane sürecim başladı hem de bir özel okulda eğitim almaya başladım altıncı sınıftan itibaren.Devamında lise sınavlarında yine Türkiye’de ilk 2500’e girme fırsatı bulduk. Daha sonra 2009 yılında Polis Koleji sınavlarını kazanıp Polis Koleji’ne gittim.

Polis Koleji iyi öğrenciler alıyordu o dönem. İlk 10 binin içine girmeniz gerekiyordu. Devamında ayrıca sınavlar vardı. O sınavlarda da ilk 100’e girmeyi başardım ve Polis Koleji’ne kaydım oldu.Orada da Türkiye’nin dört bir tarafından gelen Anadolu insanlarıyla, ailelerimizden uzakta, yatılı bir şekilde dayanışma içerisinde okurken yeni bir dünya keşfetmiş oldum. Çok güzel arkadaşlıklar edindik.2013 yılında da Polis Akademisi’ne geçiş yaptık.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

15 Temmuz’da sivillere dağıtılan silahları yargıya taşıyan üç avukat Erdoğan’a hakaretten sanık oldu

Güney Avustralya “En efsane köpeği” seçiyor: Yarış 5 ayrı kategoride

Kaymakamın sürücüsünün aracında uyuşturucu taşıyan polis tutuklandı

POLİS AKADEMİSİ’NİN KAPATILMASIYLA DEĞİŞEN HAYAT

Hayatınızın yönünü değiştiren kırılma ne zaman yaşandı?

2015 yılında, darbe döneminden yaklaşık bir- bir buçuk yıl önce, iç güvenlik yasası kapsamında Polis Akademileri kapatıldı. Ben de ihraç edilmiş oldum.

O süreçte üzerimizde ciddi bir mobbing yaşanıyordu. Dışarıdan çevik kuvvet polisleri okula getirildi ve onların eşliğinde yaşamaya başladık.

Zaten bu milletin, vatanın ve halkın güvenliği bize emanet olacaktı. “Neyi kimden koruyorsunuz?” duygusu oluşuyordu insanda.

Bir de kolejde geçmiş altı yılımız vardı. O yüzden duygusal anlamda gerçekten yıpratıcıydı.

Bir yandan da “Geleceğimiz ne olacak?” sorusu vardı. Bunun üzerine üniversite sınavlarına hazırlanıp Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne yerleştim.

Galatasaray Üniversitesi’nde sizi nasıl bir ortam karşıladı?

Polis Koleji ve Akademisi’nde benzer duyguları paylaştığımız insanlarla beraberdik. Üniversiteye girince bambaşka bir dünyanın içerisine girmiş oldum.

Robert Koleji’nden gelenler, Amerikan liselerinden gelenler, Fransız liselerinden gelenler, annesi babası profesör olanlar, doktor olanlar…

Tamamen yabancı olduğum bir ortamın içerisine girdim.

Şunun farkındaydım; benim üzerimde bazı etiketler vardı. Kırsaldan geliyorum, düşük sosyoekonomik gruptan geliyorum. Bir emniyet geçmişim var. Bunlarla oraya gittiğim için bir temsiliyet yükü hissediyordum.

Ben onları keşfederken onlar da beni keşfediyorlardı aslında.

Üniversite hayatınız nasıl geçti?

Çok şükür güzel iletişimler kurarak çok iyi dostlar edindim. Normalde Galatasaray Üniversitesi’nde 3,5 üzeri ortalama yapmak çok zordur.

İlk yılımı bölüm ikincisi olarak tamamladım. Sonrasında da bölümde sürekli ilk üçte yer almayı başardım.

Okuma merakım vardı. Hocaların önerdiği kitapları da okuyordum. Sonra gidip onlarla tartışıyordum.

Benim anlatmaya çalıştığım şey değişmek değildi. “Ben varım ve bu kimliği temsil etmem lazım” duygusuyla hareket ediyordum.

Çok güzel sonuçlar aldığımı söyleyebilirim. Hem hocalarımla hem arkadaşlarımla çok güzel ilişkiler kurduk.

Ancak sonrasında 15 Temmuz süreci geldi…

Evet. 15 Temmuz öncesinde zaten benim bütün ilişkilerim kesilmişti.

2018 yılında bir gözaltı süreci yaşadım. 2015’te okul kapatıldıktan sonra akademi öğrencilerine yönelik soruşturmalar açılmıştı.

12 gün kadar Ankara’da nezarette kaldım. Ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım

KÖY OKULUNDAN POLİS KOLEJİ’NE, ORADAN AVRUPA’DA SÜRGÜNE

Gözaltı sürecinin ardından Fransa macerası nasıl başladı?

Kısmet, gözaltıdan önce pasaport çıkartmıştım kendime.

Ardından bölümde derecem yüksek olduğu için Paris’te bulunan Siyasal Bilimler Enstitüsü’ne değişim programı öğrencisi olarak kabul aldım.

Tabii yurt dışı yasağımız vardı. Bir şekilde 2018 yılının Eylül ayının sonunda Fransa’ya gelmeyi başardım.

Bu değişim programı Sciences Po diye geçiyor Paris’te. Siyaset bilimi alanında dünyanın en iyi iki üniversitesinden biri olarak kabul ediliyor.

Değişim programı bursu da gelmiş oldu. Böylelikle çok ciddi maddi zorluk yaşamadan o süreci atlatmayı başardım ve bütün derslerimi vermeyi başardım.

GEÇİM MÜCADELESİ VE UYKUSUZ GECELER

Peki burs bittikten sonra hayat nasıl devam etti?

İkinci dönem geldiğinde burs suyu çekti. Para bulmam gerekiyordu.

Bir düğün salonunda geceleri çalışmaya başladım.

Dersten çıkıyorum, düğün salonuna gidiyorum. Sabaha kadar çalışıyorum. Bir yandan ödevleri yetiştirmeye çalışıyorum, projeleri yetiştirmeye çalışıyorum.

O süreçte çokça sabahladığım oldu.

Sciences Po Fransız elitlerini yetiştiren okul. Sınıf arkadaşlarımın çoğu muhtemelen ileride Fransız bürokrasisinde ya da siyasette önemli görevlerde bulunacak insanlar.

Yanımda belki geleceğin Fransız bakanı oturuyor, ben ise önceki gece düğün salonunda çalışmış oluyorum.

İnanılmaz dinamik bir hayattı.

DİPLOMASIZ YÜKSEK LİSANS MÜCADELESİ

Galatasaray Üniversitesi’ni bitirebildiniz mi?

Galatasaray Üniversitesi’ni bitirmek nasip olmadı. Oradan bir diploma alamadım.

Ama devam etmenin yollarını arıyordum.

Fransa’daki üniversitelerde lisans üç yıl sürüyor. Bazı üniversiteler üç yıllık eğitimi lisans eğitimi olarak kabul edip yüksek lisansa devam etmenize izin veriyor.

Ben de yüksek lisansa kabul edecek üniversitelere başvurular gönderdim.

O şekilde lisans diploması olmadan yüksek lisans yapma hakkı kazanıp yüksek lisans diploması almayı başardım.

Strasbourg’a gelişiniz nasıl oldu?

Yüksek lisans için Sciences Po’nun Strasbourg’daki okuluna geldim.

Yaklaşık 1500 başvuru içerisinden sadece 40 öğrenci alınacaktı.

Zorlu bir süreçti ama seçilmiş olduk.

Tek Türk öğrenci olarak yüksek lisans programını başarıyla tamamladım.

Bu süreç bana hayatın çok farklı yönlerini öğretti. Mücadele etmeyi öğretti.

ANNENİN DUASI

Bugün geriye dönüp baktığınızda aklınıza en çok ne geliyor?

Aklıma her zaman annemin şu duası geliyor:

“Yavrum, Allah nereye gidersen git güzel insanlarla karşılaştırsın.”

Dua gerçekten gerçek oldu.

Ben bu süreçte ne yaptıysam, nereye gittiysem, hangi duruma düştüysem düşeyim hep iyi insanlarla karşılaştım.

Annemin duası yolculuğum boyunca benimle beraberdi.

AVRUPA KURUMLARININ KALBİNDE GAZETECİLİK

Peki gazetecilik nasıl başladı, Strasbourg’da gazetecilik nasıl gidiyor?

Strasbourg bildiğiniz gibi Avrupa kurumlarının olduğu bir yer. Dolayısıyla ben Avrupa kurumları nezdinde bir gazetecilik yapıyorum. Akredite olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na düzenli olarak gidip oralardan haberler yapıyorum.

Tabii ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi deyince aklımıza ilk olarak özellikle son süreçte yaşanan insan hakları ihlalleri geliyor. AİHM’den çıkan kararlar aklımıza geliyor. Ben de o kararları okuyup didik didik edip haber yapmaya gayret ediyorum. Çalışmalarım bu yönde ilerliyor. Yaklaşık dört yıldır.

Gazetecilik biraz sahada olmayı gerektiriyor.

İnsanlarla hızlı iletişim kurabilmeyi gerektiriyor.

Açıkçası bu özellikler bende biraz zayıftı.

İlk iki yılım biraz zor geçti.

Ama o iki yılın sonunda artık kurumlarda hangi odada ne var, hangi işle hangi çalışan ilgilenir gibi pek çok detayı öğrendim.

Şimdi artık kurumların içinde dükkanın sahibi gibi geziyorum diyebilirim.

Bugün hangi kurumları takip ediyorsunuz?

Hemen burada Avrupa Konseyi binasını görüyoruz.

Diğer tarafta Avrupa Parlamentosu var.

Arkamızda ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.

Strasbourg aslında Avrupa barışının temsil edildiği şehirlerden biri.

Bu nedenle Avrupa kurumları burada bulunuyor.

Ben de bu kurumlara akredite olduğum için toplantıları takip ediyor, röportajlar yapıyor ve araştırmalar yürütüyorum.

Bunun dışında çalışmalarımı evimdeki bir odadan sürdürüyorum. Zaman zaman da buradan yayınlar yapıyorum.

KÖY OKULUNDAN POLİS KOLEJİ’NE, ORADAN AVRUPA’DA SÜRGÜNE

Bu alanda çalışırken en çok zorlandığınız konu nedir?

Öncelikli olarak kaynağı korumak çok önemli.

Ama kaynağı korurken haberin önemini de göz ardı edemezsiniz.

Bu nedenle farklı noktalardan teyit etmek, bilgiyi kimseyi zan altında bırakmadan ve kimseye zarar vermeden haberleştirmek gerekiyor.

Bu da gerçekten ince bir işçilik gerektiriyor.

Avrupa kurumlarında ilginç karşılaşmalar da oluyor mu?

Elbette oluyor.

Türkiye’de normal şartlarda ulaşamayacağınız bazı isimler Avrupa kurumlarına geldiklerinde onlarla görüşme fırsatı bulabiliyoruz.

Siyasiler, yüksek mahkeme üyeleri ve önemli bürokratlarla karşılaşabiliyoruz.

STRASBOURG’DA BİR MESCİTTE BAŞLAYAN DİYALOG

Unutamadığınız bir hatıranız var mı?

Bir gün Strasbourg’daki Avrupa Konseyi’ne gazeteci olarak gittim. Oradaki toplantıları takip edeceğim.

Öğle namazını kılmak için mescide gitmem gerekti.

Mescitte bir Türk heyetiyle karşılaştım. Birbirlerine “başkanım” diye hitap ediyorlardı.

Kim olduklarını bilmiyordum.

Namazdan sonra gazeteci merakıyla kim olduklarını anlamaya çalıştım.

Daha sonra dosyalardan birinde “Anayasa Mahkemesi” yazısını görünce basın odasına gittim ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin fotoğraflarına baktım.

Orada bulunan kişinin bir Anayasa Mahkemesi üyesi olduğunu tespit ettim.

Kendi kendime “Yanına gitmeliyim ve bazı sorular sormalıyım” dedim.

Açıkçası çok heyecanlandım.

Karşıdaki kişi binlerce insan hakkında karar veren bir insan.

Söyleyeceğiniz bir kelimenin onu nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz.

Ama aynı zamanda onun ne düşündüğünü anlamak da istiyordum. Çünkü benim açımdan en önemli kısım buydu.

“BEN SADECE GAZETECİ DEĞİLİM”

Kendimi tanıttım.

“Ben sadece bir gazeteci değilim, aynı zamanda ülkesinin geleceği hakkında endişelenen bir gencim” dedim.

Eğer vakti varsa bazı konuları konuşmak istediğimi söyledim.

Kabul etti.

Daha sonra Türkiye’deki hukuki süreçleri, AİHM kararlarını, yaşanan hak ihlallerini ve Anayasa Mahkemesi’nin rolünü konuştuk.

Türkiye’deki hukuksuzlukların Avrupa’da nasıl göründüğünü anlattım.

Bazı insanların yaşadığı mağduriyetleri ve bunları hak etmediklerini ifade ettim.

O da bazı noktalarda bana hak verdi ancak kendi argümanlarını ortaya koydu.

Özellikle 17-25 Aralık sonrasında insanların iktidarın yanında yer alması gerektiğini söyleyen değerlendirmelerde bulundu.

Ben de bu tür değerlendirmelerin bir hukukçuya yakışmadığını düşündüm.

DEMİRTAŞ, KAVALA VE YALÇINKAYA KARARLARI

AİHM kararlarını da konuştunuz mu?

Evet.

Kendisine doğrudan sordum:

“Selahattin Demirtaş kararı, Osman Kavala kararı ve Yüksel Yalçınkaya kararı var. Bunların uygulanması konusunda ne düşünüyorsunuz?” dedim.

Çünkü Avrupa’da bu kararların uygulanmaması ciddi rahatsızlık oluşturuyor.

Türkiye’nin Avrupa kurumları üzerindeki etkisi sanıldığından çok daha güçlü.

Ancak buna rağmen AİHM kararlarına uyulmaması dikkat çekiyor.

Kendisi bazı kararların etkisini azaltacak yorumlar yaptı.

Bir Anayasa Mahkemesi üyesinin AİHM kararlarının etkisini azaltmaya çalışan bir yaklaşım sergilemesi benim açımdan önemli bir alarm işaretiydi.

Sonrasında bu görüşmeyi haberleştirdim.

Haber yayımlandıktan sonra o kişiyi tanıyan insanlar bana ulaştı ve geçmişine ilişkin bazı bilgiler paylaştılar.

Bu da görüşmenin farklı yönlerini anlamamı sağladı.

AİHM BAŞKANINI ZORLAYAN SORU

Meslek hayatınızın en unutamadığınız anlarından biri neydi?

Gazeteciliğe başlayalı daha bir ay olmuştu.

Kendimi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yıllık basın konferansında buldum.

Biraz heyecanlıydım.

AİHM Başkanı soruları cevaplayacaktı.

Ben de yazılı bir soru hazırlayıp verdim.

Fakat soru okunurken asıl önemli kısımları çıkarıldı ve çok genel bir soruya dönüştürüldü.

Türkiye’de gazetecilere yönelik baskılarla ilgili genel bir soru haline geldi.

Başkan da gazetecilerin ne kadar önemli olduğundan ve davalarına öncelik verdiklerinden bahsetmeye başladı.

Oysa benim sorumun özü bambaşkaydı.

Bunun üzerine elimi kaldırdım.

“Türkiye’de 7-8 yıldır cezaevinde bulunan gazeteciler var. Başvuruları da yıllardır AİHM önünde bekliyor. Sizin anlattıklarınızla bu durum birbirine uymuyor. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?” diye sordum.

Başkan bunun üzerine mahkemenin bazı davalarda yeterince hızlı davranamadığını kabul etti.

Ben çıktığımda çok büyük bir şey yaptığımı düşünmüyordum.

Ancak sonradan videoyu izlediğimde, beklemediği bir soruyla karşılaşan başkanın zorlandığını gördüm.

Mesleğimin ilk ayında dikkat çeken bir habere imza atmış oldum.

AİHM GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa kurumları gerçekten işe yarıyor mu?

Türkiye açısından baktığımızda elbette yarıyor.

Öncelikle hukuksuzlukların kayıt altına alınması çok önemli.

AİHM kararları Türkiye için bağlayıcıdır.

Bugün uygulanmıyor olmaları bu kararların değerini azaltmaz.

Uygun şartlar oluştuğunda bu kararların uygulanması gerekecektir.

Elbette siyasi dengeler devreye giriyor.

Göç konusu, Ukrayna-Rusya savaşı ve Ortadoğu’daki gelişmeler Avrupa devletlerinin zaman zaman kendi çıkarlarını önceleyen politikalar izlemesine yol açıyor.

Ancak bu kurumların eksikleri olması onları değersiz hale getirmez.

Bu nedenle bu kurumlar üzerinde demokratik baskıyı ve farkındalığı sürekli canlı tutmak gerekiyor.

YALÇINKAYA KARARI VE 9 BİN 500 DOSYA

Yüksel Yalçınkaya kararıyla ilgili değerlendirmeniz nedir?

Mahkeme bu kararın 100 binden fazla dosyayı ilgilendirdiğini ifade etmişti.

Şu anda yaklaşık 9 bin 500 dosya Türkiye’ye iletilmiş durumda.

Bu dosyalarda ihlal kararları çıkacak.

Mahkeme aslında sürekli ihlal kararı vermek istemiyor.

Ancak Türkiye tarafından çözüm üretilmediği için ihlal kararları kaçınılmaz hale geliyor.

Türkiye yakın dönemde binlerce yeni ihlal kararıyla karşı karşıya kalabilir.

Bu ülkenin hukuk sistemi açısından ciddi bir tablo.

AİHM tarihinde “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin ihlali nedeniyle verilen karar sayısı oldukça sınırlıydı.

Bugün ise Türkiye özelinde binlerce dosyada aynı ihlalin gündeme gelmesi bekleniyor.

Bu Türkiye açısından üzücü, mağdurlar açısından ise umut verici bir gelişme.

“İNSAN HAKLARI GÜNDELİK ÇIKARLARA FEDA EDİLEMEZ”

Avrupa Konseyi kürsüsünden dünyaya tek cümle söyleme imkânınız olsa ne söylerdiniz?

“İnsan onuru ve insan hakları gündelik çıkarlara feda edilemeyecek kadar değerlidir.”

Göç size en önemli olarak ne öğretti?

Ne kadar farklı milletlerden, farklı coğrafyalardan insanlar olsak da hepimizin kaygıları aşağı yukarı aynı.

İnsanları yakından tanıdıkça bunu daha net görüyorsunuz.

Herkes çocuklarının iyi okullarda okumasını, iyi insanlarla karşılaşmasını, güzel bir hayat kurmasını istiyor.

Yüzeyde farklı gibi görünen şeylerin altında aslında ortak bir insanlık hikâyesi var.Diyebileceğim son şey şu:

“Yeryüzü geniş ve insanca mücadele için nerede olursak olalım mücadeleye devam.”

Source: https://www.youtube.com/watch?v=w-k_a5W2ZrA&t=5s
Tags: Ahmet DaştanAKPCezaeviENSAR NURerdoganErdoğan rejimiFransaHİZMET HAREKETİİşkencePolis KolejiStrasbourgTR724 muhabiriTürkiyeTutunanlarzulüm
PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

15 Temmuz’da sivillere dağıtılan silahları yargıya taşıyan üç avukat Erdoğan’a hakaretten sanık oldu

BENZER HABERLER

27 MAYIS GİBİ: ÖĞRETMENLERE 15 TEMMUZ EMRİ; BİZZAT VE MUTLAKA KATILIN
Gündem

15 Temmuz’da sivillere dağıtılan silahları yargıya taşıyan üç avukat Erdoğan’a hakaretten sanık oldu

Haziran 23, 2026
Güney Avustralya “En efsane köpeği” seçiyor: Yarış 5 ayrı kategoride
Manşet

Güney Avustralya “En efsane köpeği” seçiyor: Yarış 5 ayrı kategoride

Haziran 23, 2026
Kaymakamın sürücüsünün aracında uyuşturucu taşıyan polis tutuklandı
Gündem

Kaymakamın sürücüsünün aracında uyuşturucu taşıyan polis tutuklandı

Haziran 23, 2026
AYM’nin hak ihlali faturası katlanıyor: 2026’nın ilk 4 ayında 148 milyon TL’yi aşarak
Manşet

AYM’den yeni “gizli tanık” Garson kararı: Hak ihlâline hükmetti

Haziran 23, 2026
Dünya Kupası’nın yeni gol kralı Messi, Arjantin’i son 32’ye taşıdı
Manşet

Dünya Kupası’nın yeni gol kralı Messi, Arjantin’i son 32’ye taşıdı

Haziran 23, 2026
 CHP Fransa’daki AİHM binası önünde miting düzenleyecek
Manşet

 CHP Fransa’daki AİHM binası önünde miting düzenleyecek

Haziran 22, 2026
  • All
  • Manşet
Köy okulundan sürgüne, Avrupa’nın kalbine: AİHM Başkanı’nı zorlayan Gazeteci Ensar Nur’un hikayesi
Manşet

Köy okulundan sürgüne, Avrupa’nın kalbine: AİHM Başkanı’nı zorlayan Gazeteci Ensar Nur’un hikayesi

by adminzaman
Haziran 23, 2026
0

Polis Koleji'nden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi koridorlarına uzanan sıra dışı bir yolculuk... Fransa'nın Strasbourg kentinde gazetecilik yapan TR724 muhabiri Ensar...

27 MAYIS GİBİ: ÖĞRETMENLERE 15 TEMMUZ EMRİ; BİZZAT VE MUTLAKA KATILIN

15 Temmuz’da sivillere dağıtılan silahları yargıya taşıyan üç avukat Erdoğan’a hakaretten sanık oldu

Haziran 23, 2026
Güney Avustralya “En efsane köpeği” seçiyor: Yarış 5 ayrı kategoride

Güney Avustralya “En efsane köpeği” seçiyor: Yarış 5 ayrı kategoride

Haziran 23, 2026
Kaymakamın sürücüsünün aracında uyuşturucu taşıyan polis tutuklandı

Kaymakamın sürücüsünün aracında uyuşturucu taşıyan polis tutuklandı

Haziran 23, 2026
AYM’nin hak ihlali faturası katlanıyor: 2026’nın ilk 4 ayında 148 milyon TL’yi aşarak

AYM’den yeni “gizli tanık” Garson kararı: Hak ihlâline hükmetti

Haziran 23, 2026
Dünya Kupası’nın yeni gol kralı Messi, Arjantin’i son 32’ye taşıdı

Dünya Kupası’nın yeni gol kralı Messi, Arjantin’i son 32’ye taşıdı

Haziran 23, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM