DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan 73 yaşındaki Abdullah Tırpan’ın ağırlaşan sağlık durumunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Tekirdağ’da yıllarca köftecilik yapan ve çevresinde saygın bir esnaf olarak tanınan Abdullah Tırpan’ın ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini belirten Gergerlioğlu, cezaevinde tutulmasının vicdani olmadığını söyledi.
“BEYİN DAMARI YÜZDE 75 TIKALI”
Meclis’te konuşan Gergerlioğlu, Abdullah Tırpan’ın sağlık durumunun hayati risk taşıdığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Abdullah Tırpan, Tekirdağ’da eski, meşhur bir köfteci amca. Çok saygın, çok beyefendi bir insan. İnsanlara iyilik yapmaktan başka bir şey bilmeyen bir insan. Şu anda ağır hasta haliyle Tekirdağ Cezaevi’nde tutuluyor. Allah’tan korkun. Şubat ayında yakınlarıyla görüştüm. Bir anda konuşamamaya başlamış. Dili tutulmuş. Hemen doktor çağırmışlar. Bir süre sonra dili biraz açılınca önemli bir şey olmadığı söylenmiş ve gönderilmiş. Ancak aylar sonra çekilen MR sonucunda görüldü ki yaşananlar boşuna değilmiş. Beyin damarlarında yüzde 75 oranında tıkanıklık var.
“ÖLMEDEN BABAMI NE OLUR ORADAN ÇIKARIN”
Bu ne demektir? Her an yoğun bakıma kaldırılabilir, her an felç geçirebilir, hayatını kaybedebilir. Beyni adeta çok daralmış bir damardan geçen kanla çalışmaya devam ediyor. Bu yüzden ani konuşamama, unutkanlık ve kendinden geçme halleri yaşıyor. Dün yakınları ziyaret etmiş. Bana, ‘Çok korktuk. Yüzü bembeyazdı. Ölüme yaklaşmıştı. Ölmeden ne olur babamı çıkarın’ dediler.Şu hale bakın. Yaşlı başlı bir insanı ne diye cezaevinde tutuyorsunuz? Allah aşkına. Sonra bir gün cezaevinde öldüğünde ‘Takdir-i ilahidir’ denilecek. Gerçekten çıldırmamak elde değil.”
DOKTORUN ŞUBAT AYINDA İSTEDİĞİ MR HAZİRANDA ÇEKİLDİ

TR724’ün edindiği bilgilere göre Abdullah Tırpan, 11 Şubat 2026 akşamı koğuşta televizyon izlerken aniden gözlerinde ışık çakmaları hissetti. Yaşadıklarını koğuş arkadaşlarına anlatmaya çalışırken konuşma yetisini kaybetti ve dili dönmemeye başladı.Koğuş arkadaşlarının çağrısı üzerine ambulans geldi. Yapılan ilk kontrollerde tansiyon ve şeker değerlerinde anormallik görülmedi. Birkaç kelimeyi düzgün söyleyebilmesi üzerine hastaneye sevk edilmedi.Ertesi gün revire çıkarılan Tırpan için nöroloji sevki yazıldı. Ancak 17 Şubat’ta nöroloji muayenesine gidebildi. Nörolog tarafından beyin MR’ı istendi. Buna rağmen Şubat ayında istenen MR çekimi ancak 8 Haziran’da gerçekleştirilebildi.
“FELÇ GEÇİRME RİSKİ VAR”
Abdullah Tırpan’ın kızı Refia Tırpan da babasının sağlık durumunun her geçen gün kötüleştiğini anlattı. Babasıyla dün (9 Haziran 2026) son görüşmesinde yaşadıklarını aktaran Refia Tırpan, şunları söyledi:
“Şeker hastalığından dolayı ayağı şişip kızarıyor, iltihap toplamış, ağrıyı hissedemiyor, koğuşta sıcak su ile yandığında acıyı da hissetmemişti. Doktor iğneyi bir saplamış. Ayağının altı komple iltihap olmuş. Revirde bakmışlar ayağının altına, yarın hastaneye sevk etmişler. Doktor ‘Bunu ihmal edemeyiz yoksa yapı komple kesilmeye kadar gider yavaş yavaş’ demiş. Sinir ucu iltihabı nedeniyle ayağındaki yara kapandı ama içten ayağının altı iltihap olmuş. Bu da ayağının kesilmesine kadar gidebileceğini gösteriyormuş. Babam, ‘Görüşe gelmeden önce bir anda elim ayağım kesiliyor, elim ayağım boşalıyor’ dedi. Koğuşta bugün yine yere yığılmış. Hepsi birden tutumuşlar. Birkaç kere daha yaşamış bunu. Sol taraftaki şah damarı yüzde 75 tıkalı. MR’ı değerlendiren doktor felç geçirme riski var dedi. Antibiyotik ve kan sulandırıcı vermişler. Romatizmadan dolayı eklem yerlerini kıvıramıyor ve bu yüzden de kişisel ihtiyaçlarını göremiyor. ”
ADLİ TIP’TAN “CEZAEVİNDE KALABİLİR” RAPORU
Öte yandan Başkanlığını Hızır Aslıyüksek’in yaptığı Adli Tıp Kurumu ile Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi, ileri derecede şeker ve tansiyon hastası olan, sinir ucu iltihabı ve romatizma rahatsızlıkları bulunan, felç geçirme riski taşıyan ve günlük kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılamakta zorlanan Abdullah Tırpan hakkında “cezaevinde kalabilir” yönünde rapor verdi.
NE OLMUŞTU?

Uzun yıllar Tekirdağ’da köfte ve sucuk imalatı yapan ve kasap dükkanı işleten Abdullah Tırpan, 15 Temmuz’un ardından 16 Ağustos 2016’da gözaltına alınıp tutuklandı. Tırpan, Bank Asya’ya para yatırmak, dini yayınlara abone olmak, çocuklarını kapatılan okullara göndermek ve insani yardım bağışı yapmak gibi gerekçelerle Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Ceza onanmasının ardından Tırpan, 25 Şubat 2025’te yeniden tutuklandı.
“VERGİ REKORTMENLERİ ARASINDA YER ALDIM”
Tırpan, 6 Mart 2018’de mahkemede yaptığı savunmada şunları söylemişti:
“Ben 65 yaşındayım. Ailemle birlikte işlettiğim bir aile şirketim vardı. Köfte ve sucuk ürettiğim imalathanem ve iki satış yerim bulunuyordu. Zaman zaman vergi rekortmenleri listesinde ilk on içinde yer aldım. 55 yıllık ticaret ve sosyal hayatımda hiçbir yüz kızartıcı suç işlemedim. Sabıkam yoktur.”
Tırpan, sağlığının da bu süreçte ciddi şekilde bozulduğunu belirterek suçlamaları reddetti.
AİHM’İN KHK’LI YALÇINKAYA VE YASAK KARARINA GÖRE HİÇBİRİ SUÇ DEĞİL
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 26 Eylül 2023’te açıkladığı KHK’lı öğretmen Yüksel Yalçınkaya ve 5 Mayıs 2026’da açıkladığı Şaban Yasak kararına göre, Bank Asya’ya para yatırmak, ByLock kullanmak, ankesörlü veya kontörlü telefonlardan aranmak, derneğe üye olmak, gazeteye abone olmak, çocukları kapatılan okullara göndermek, öğrenci evinde kalmak, öğrenclerle ilgilenmek ve dini sohbet vermek gibi günlük faaliyetler suç unsuru olarak değerlendirilemez.AİHM, bu tür eylemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesinde düzenlenen “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırı olduğunu belirtiyor. AİHS’ne imza atan Türkiye’nin de bu kararlara uyma zorunluluğu bulunuyor. SEVİNÇ ÖZARSLAN – TR724













