- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Hizmet Hareketi Cemaatine yönelik soruşturmada 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini, bunlardan 10’unun yakalandığını açıkladı. Açıklamada özellikle Signal uygulaması üzerinden yürütüldüğü öne sürülen “örgütsel faaliyetlerin deşifre edildiği” iddia etti. Ancak şüphelilere isnat edilen somut eylemler ve Signal’de hangi içeriklerin suçlama konusu yapıldığı açıklanmadı. Bial Erdoğan’ın da kulandığı Signal, isteyen herkesin indirip kullanabildiği, dünya çapında yaygın ve uçtan uca şifreli bir mesajlaşma uygulaması. Öte yandan Anayasa ile koruma altına alınan insanların iletişim özgürlüğü hakkına darbe olarak yorumlandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, 2025/241317 sayılı soruşturma kapsamında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün koordinasyonunda bir operasyon gerçekleştirildiğini duyurdu.
Başsavcılığın açıklamasında, Gülen hareketi tarafından Signal kriptolu haberleşme programı kullanılarak yürütülen faaliyetlere yönelik çalışmalar yapıldığı belirtildi. Bu çalışmalar sonucunda 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği kaydedildi.1 Eylül’de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 10 kişi gözaltına alınırken, üç kişinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü açıklandı.
Ancak Başsavcılığın kamuoyuna yaptığı açıklamada, gözaltına alınan kişilerin Signal kullanımı dışında hangi somut eylemlerle suçlandıkları, hangi mesaj veya görüşmelerin “örgütsel faaliyet” olarak değerlendirildiği ya da şüphelilerin birbirleriyle nasıl bir örgütsel bağ kurduklarının tespit edildiğine ilişkin ayrıntıya yer verilmedi.
Signal’i Bilal Erdoğan da Elon Musk da kullanıyor
Açıklamadaki en dikkat çekici unsur, Signal uygulamasının özellikle vurgulanması oldu. Signal, belirli bir grup veya örgüt için geliştirilmiş kapalı bir haberleşme sistemi değil. Signal’i Bilal Erdoğan da Elon Musk da kullanıyor. Android, iOS ve bilgisayarlara ücretsiz olarak indirilebilen, dünyanın her yerindeki kullanıcıların erişimine açık bir mesajlaşma uygulaması. Google Play verilerinde uygulamanın 100 milyondan fazla indirmeye ulaştığı görülüyor. Signal; mesaj, sesli ve görüntülü görüşmeleri uçtan uca şifreleme yöntemiyle koruyor.
Signal’ın kendi açıklamasına göre uygulama bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş tarafından geliştiriliyor; kaynak kodları da açık kaynak olarak yayımlanıyor. Uçtan uca şifreleme ise Signal’ın bütün kullanıcılarına sunduğu standart güvenlik özelliği.
Dolayısıyla bir kişinin telefonunda Signal bulunması veya Signal üzerinden başkalarıyla iletişim kurması, tek başına o kişinin herhangi bir örgütün üyesi ya da faaliyetinin parçası olduğunu göstermiyor. Ceza soruşturması açısından belirleyici olan, uygulamanın varlığından çok iletişimin içeriği, kişiler arasındaki ilişki ve isnat edilen somut eylemler.
Adem Yavuz Arslan, ByLock sürecini hatırlattı
TR724 Yazarı Adem Yavuz Arslan, Başsavcılığın açıklamasındaki Signal vurgusunu X hesabından eleştirdi. Arslan’ın yaklaşımındaki temel itiraz, kamuya açık ve milyonlarca kişinin kullandığı bir haberleşme aracının adının, kişilerin suçluluğunu çağrıştıracak şekilde soruşturmanın merkezine yerleştirilmesi.
Arslan daha önce ByLock tartışmalarında da benzer bir noktaya dikkat çekmiş, ByLock’un Signal ve WhatsApp gibi internet üzerinden erişilebilen uygulamalardan biri olduğunu belirterek, yalnızca bir haberleşme aracının kullanılmış olmasından otomatik biçimde örgüt üyeliği sonucu çıkarılmasını eleştirmişti.
Bu nedenle Ankara Başsavcılığının son açıklaması, “ByLock’tan sonra şimdi de Signal mi suç deliline dönüştürülüyor?” sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
AİHM ByLock konusunda Türkiye’yi mahkûm etmişti
Tartışmanın hukuki boyutunda ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı bulunuyor.
AİHM Büyük Dairesi, kişinin silahlı örgüt üyeliğinden mahkûm edilmesinde ByLock kullanımına belirleyici ağırlık verilmesi nedeniyle Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kanunsuz ceza olmaz ilkesini düzenleyen 7. maddesini, adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesini ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Mahkeme ayrıca ByLock kullanımına dayalı mahkûmiyetlerde Türkiye açısından “sistemik bir sorun” bulunduğuna dikkat çekmişti.













