• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home YAZARLAR

Hayatı süzerek yaşama…

Ocak 18, 2026
in YAZARLAR
5
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sarıl kızına!

Bilal’in “dindar insanı”, babasının dindara kini!

Sizi bekliyorduk…

Ortaokul öğrenciliğinden itibaren, Dr. İsmail Büyükçelebi Abinin, hocası olan Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili YouTube kanalında hatıralarını dinlemiştim.

Türkiye’de iken Hocaefendi ile beraber, bir şehirden bir şehre giderken mola verirler. Orada otururken bir arkadaşımız ağacın bir yaprağını koparır. Hocaefendi; “O yaprağı niçin kopardın, bir şey mi yapacaksın?” diye sorduğunda, arkadaşımız da; “Hayır efendim, öylesine kopardım.” der. Bunun üzerine Fethullah Gülen Hocaefendi; “Sana lazım olmayan bir şeyi niçin koparırsın ki? Onun ekolojik dengede kim bilir ne gibi bir fonksiyonu var. Allah hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır. Bizim de bu ekolojik dengeyi bozacak asla hiçbir davranışımız olmamalı.” dediğini anlatmıştı.

Sertlikten uzak ama bir nezaketle, “Niçin onu koparıyorsun?” sorusu, basit bir uyarı değildir. Varlığa saygının, emanet bilincinin ve “zarar vermeme” ahlâkının özetidir. Hocaefendi’ye göre ağaç, yaprak ve tabiat; sessiz ama hak sahibi varlıklardır. Onlara gerekçesiz müdahale, insanın sorumluluğuyla bağdaşmaz. Bu küçük hadise, Hocaefendi’nin düşünce dünyasında merhametin sadece insana değil, tüm mahlûkata yönelen bir hassasiyet olduğunu; eğitimin ve irfanın da en çok bu incelikte kendini gösterdiğini anlatır. Bu soru, yasaklayıcı bir sertlik taşımaz; fakat muhatabını, yaptığı işin gerekçesiyle yüzleştirir. İhtiyaç yoksa meşruiyet de yoktur. Tabiat, insanın keyfî tasarrufuna açık bir alan değil, emanet bilinciyle yaklaşılması gereken canlı bir bütündür.

Ayrı bir zaman diliminde de, 1970’li yıllarda, yaz tatilinde, öğrencilerin dinlenmesi, birlikte kendilerine ileride faydalı olacak kitapların müzakereli şekilde okunması amaçlı kamplar yapılırdı. Bu kamplardan ben de dahil çok insan istifade etmiştir. İşte bu kamplardan birinde, kamp yapılan yerde çok fazla sinek oluşur. Arkadaşlarımız, Hocaefendi’ye gelip bu durumu anlatarak sineklere karşı ilaçlama yapmak istediklerini söylerler.

Hocaefendi de aynen yukarıda olduğu gibi; “Bizim böyle bir şeye hakkımız yok, onlar da Allah’ın yaratıklarıdır, onları öldüremeyiz, kim bilir onların bizler için, tabiat için ekolojik dengede ne gibi faydaları vardır bilemeyiz, siz kampın yerini değiştirin.” der ve onlar da kampın yerini değiştirirler.

Bu söz, konforu önceleyen bir bakışın değil; insanın tabiat karşısındaki sorumluluğunu merkeze alan bir ahlâkın ifadesidir. Sinek, burada bir ayrıntı değil; gücün, hak karşısındaki sınırını hatırlatan bir ölçüdür. Bu yaklaşım, sinek meselesinin çok ötesinde bir hassasiyeti dile getirir. Gücün olduğu yerde hak da vardır. İnsan, kendisine rahatsızlık veren her şeyi yok etmeye yetkili değildir. Konfor, hayatın ölçüsü hâline gelirse merhamet ilk kaybedilen değer olur.

Bu yaklaşım, tekil bir duyarlılık değil; tutarlı bir ahlâk çizgisinin parçasıdır.

Bunların benzeri bir durumu da Hocaefendi kendisi anlatmıştı. Son kaldığı yerde, odasına bir arı girer. Hocaefendi de o arıya zarar vermeden bir kâğıt parçasıyla alıp balkona getirir. Arı biraz zor hareket ettiği için ona yiyecek ve içecekler de getirir. Ertesi gün sabah onu koyduğu yerde ölü olarak görünce çok üzülür, ağlar. Bu durumu da bizlerle paylaşmıştı. “Her canlının yaşama hakkı var, Allah bunların hiçbirini lüzumsuz olarak yaratmamıştır.” demişti.

Dergi ve kitaplar için yazdığı makale ve yazıları, kullanılmayan ama üzerine yine de yazı yazılabilecek olan kâğıtlara ve gömlek paketlerindeki kartonlara yazardı. İlgili arkadaşlar da onları temize çeker ve yayın için verirlerdi. Bu tavır, onun sıkça vurguladığı “nimete hürmet” düşüncesiyle birebir örtüşür. Kâğıt da bir nimettir; ağacın, emeğin ve zamanın ürünüdür. Kullanılabilecek durumdayken atılması, Hocaefendi’ye göre sadece maddî bir savurganlık değil; ahlâkî bir zaaftır. Bu sebeple yazılarını en sade imkânlarla kaleme alırken başkalarına da fiilî bir ders vermişti.

Bu örneklerde görüldüğü gibi, Fethullah Gülen Hocaefendi, kendisinin tabiri olan “hayatı süzerek yaşamak” prensibine kendisi çok riayet ederdi ve etrafına da bunu tavsiye ederdi.

Buradaki esas; hayat, Allah tarafından insana emaneten verilmiş kısa bir zaman dilimidir. Öldükten sonraki esas kalıcı ve sonsuz hayat olan ahirette bu zaman diliminin nasıl ve ne şekilde geçirildiği, en ince teferruatına kadar sorulacaktır. Bu esastan hareketle hayatın süzülerek yaşanması, Allah tarafından bildirilen, yapılması gereken her şeyin tam anlamıyla yapılması, yapılması men edilen şeylerin de yapılmaması işte bu süzülerek yaşanma esas çerçeveleri içindedir.

Herkesin yani bütün insanların yaşam süresi, genel anlamda belli olan hayatta, onların geçinebilmeleri açısından bir meslek edinmeleri ve bunun pratiğini yapmaları gerekmektedir. Verilen süre sınırlıdır. İnsan en fazla 100 veya nadiren 120 yaşına kadar yaşayabilir. Bu sürenin yarısı uykuyla geçer. Bir kısmı bebeklik, çocukluk ve yaşlılık zamanında geçer. Hastalık zamanları da buna eklenirse insan aktif olarak ancak sekiz veya on yıl yaşar diye hesap edilmiştir.

 

Bu çok sınırlı zaman diliminde, insanın hem bu dünyada hem de öbür alemde lazım olmayacak konularla vakit geçirmesi, öbür alemde sorguya tabi tutulacaktır. Eğer bu kısa süredeki yaşam, çok verimli bir şekilde olması gerektiği gibi süzülerek geçirilirse, bu durumda da kendisine öbür alemde gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hayallerin uzanamadığı mükafatlar verilecektir.

Hayatın yoğunluğu ve gündelik telaş içinde kaybolmak kolaydır. Yaşanılan her anı süzerek, gereksiz yüklerden arınarak ve vicdanları uyanık tutarak yaşamayı sürdürmek gerekir.

“İnsanı yoran, çok iş yapması değil; lüzumsuz şeylerle meşgul olmasıdır.” denilirken, hayatın yükünü artıran şeyin yoğunluk değil, gereksizlik olduğunu görmek gerekir. Ona göre insan, taşıdığı her düşünceyi, her arzuyu ve her beklentiyi kalbinin süzgecinden geçirmedikçe gerçek hafifliğe ulaşamaz.

İç disiplin, çoğu zaman gaflet-teyakkuz karşıtlığı üzerinden anlatılır. “Gaflet, insanın farkında olmadan kendini kaybetmesidir.” ifadesi, süzülmemiş bir hayatın insanı nasıl içten içe aşındırdığını vurgular. Bunun için insanın kendisiyle yüzleşmesi, sözünü söylemeden önce tartması, adım atmadan önce niyetin yoklanması gerekir. “Hesap endişesi taşımayan bir hayat, disiplinini de kısa zamanda kaybeder.”

Bu çerçevede “hayatı süzerek yaşama”, Hocaefendi’de bir züht romantizmi değil; şuurlu bir denge hâlidir. Nitekim aşırılıklara karşı uyarırken, “İnsan, dünyayı bütünüyle terk etmekle değil; onu kalbine koymamakla kazanır.” diyerek süzmenin özünü ortaya koyar. Hayatın içinde kalarak ama fazlalıklara mesafe koyarak yaşamak… Bu düşünce ve bu tavır, insanı daraltan bir feragat değil; ruhu genişleten bir arınmadır.

İşte bütün bu sebeplerden dolayı hayatın hemen her karesinin en değerli, en verimli geçirilmesine gayret etmek insanın lehinedir. Ahlâk, çoğu zaman büyük sözlerde değil; kimsenin fark edemediği küçük anlarda kendini gösterir.

Hayatı süzerek yaşamak, sadece fazlalıklardan arınmak veya gereksiz yükleri terk etmek değildir; daha derin bir bilinç hâlidir. İnsanın ruhu ancak niyetlerini, sözlerini ve davranışlarını süzgeçten geçirdiğinde gerçek bir hafifliğe kavuşur. “İnsanı rahatlatan, yüklerden çok, lüzumsuz arzular ve düşüncelerdir.”

Bu bilinç, çağın rehaveti ve gafletine karşı bir iç teyakkuz olarak hayata yansır. Her gün, her karar, her söz bir imtihan; her adım bir muhasebe fırsatıdır. Hayatı süzerek yaşamak, farkında olmadan geçen saatleri biriktirmek değil; her anı, doldurulması veya alınmaması gereken konuları, daha sonra hesabını vereceği bilinci içinde süzerek anlam ve sorumlulukla donatmaktır.

Süzülmüş bir hayat ne sadece sessizlik ne de yalnızlık demektir. O; kalbin uyanık, vicdanın diri, ruhun hafif ve insanın dengede olduğu bir hayat hâlidir. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dediği gibi: “Hayat, süzülmüş gözle bakıldığında hem daha hafif hem de daha aydınlık olur.”

İşte bu çok sınırlı zaman diliminde, insanın hem bu dünyada hem de öbür alemde lazım olmayacak konularla vakit geçirmesi, öbür alemde sorguya tabi tutulacaktır. Eğer bu kısa süre çok verimli bir şekilde geçirilirse, bu durumda da kendisine öbür alemde gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hayallerin uzanamadığı mükafatlar getirecektir.

Bunun için hayatın süzülerek yaşanması büyük önem arz eder. Sınırlı bu zaman diliminin içine bu dünyada hiç lazım olmayacak, bilakis ötede, yani ahirette hesabının ciddi bir şekilde sorulacağı esasından hareketle hayatın süzülerek yaşanması çok büyük bir önem arz eder.

Aslında insanın her gün, her ay, her sene gibi zaman dilimlerinde ve yine farklı vesilelerle değişik durumlarda kendisini düzenli kontrol etmesi; hem bu dünyadaki huzuru ve sağlığı hem de öbür alemdeki alacağı mükafatlar veya cezalar yönünden çok önemlidir.

Hayatından ne gibi şeylerin çıkarılması, ne gibi şeylerin dahil edilmesi, nelerin pratiğe dökülmesi gerektiği hususları düzenli planlanmalı ve uygulanmalı. Bunların yerlerine de hem bu dünyada hem öbür alemde lazım olacak olan malzemeler yerleştirilmelidir.

Bu durum herkes için geçerli olduğundan dolayı insanın, çok önemli olan bu konuyu sadece kendisinin yerine getirmesi değil, ama ulaşabildiği hemen herkesle uygun usul ve üsluplarla, uygun doz ve dozajda, onları kırmadan paylaşması gerekir. Böylece onların da bu hayatı süzerek yaşamalarına vesile olma, yine bu paylaşımı yapan insana öbür alemde ciddi kazançlar sağlar. Aynı zamanda irtibatta bulunduğu insanlar da kazanma kuşağında kaybetmemiş olurlar. Ayrıca ve çok önemli olarak, bu dünya da yaşanılabilir bir yere dönüştürülmüş olur.

Kazanma kuşağında kazanmak ne güzel…

Tags: Dr. İsmail BüyükçelebiErdoğan rejimiFethullah Gülen HocaefendiŞerif Ali Takalan
PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

Diyanet’te israf tam gaz: Medine’de 5 yıldızlı otelde 5 milyon TL’lik toplantı!

BENZER HABERLER

O bir Hakas kızı
Manşet

Sarıl kızına!

Ocak 18, 2026
3S rejimi: Sömüren, Semiren ve Söven rejimi!
Manşet

Bilal’in “dindar insanı”, babasının dindara kini!

Ocak 17, 2026
Sınırsız kontenjan
Uncategorized

Sizi bekliyorduk…

Ocak 12, 2026
O bir Hakas kızı
Manşet

Zindandaki secde!

Ocak 12, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

Kardeşlik: Hukuku aşan bir iman dili

Ocak 10, 2026
Sınırsız kontenjan
YAZARLAR

Rehberlik…

Ocak 5, 2026
  • All
  • Manşet
Sınırsız kontenjan
YAZARLAR

Hayatı süzerek yaşama…

by ŞERİF ALİ TEKALAN
Ocak 18, 2026
0

Ortaokul öğrenciliğinden itibaren, Dr. İsmail Büyükçelebi Abinin, hocası olan Fethullah Gülen Hocaefendi ile ilgili YouTube kanalında hatıralarını dinlemiştim. Türkiye’de iken...

Diyanet’te israf tam gaz: Medine’de 5 yıldızlı otelde 5 milyon TL’lik toplantı!

Diyanet’te israf tam gaz: Medine’de 5 yıldızlı otelde 5 milyon TL’lik toplantı!

Ocak 18, 2026
16 yılık çalışmanın emeği, yapay zekayla ekranlarda: Asr-ı Saadet’e yolculuk başlıyor, kaçırmayın

16 yılık çalışmanın emeği, yapay zekayla ekranlarda: Asr-ı Saadet’e yolculuk başlıyor, kaçırmayın

Ocak 18, 2026
O bir Hakas kızı

Sarıl kızına!

Ocak 18, 2026
İran’daki protestolarda ölü sayısı 3 bin 90’a yükseldi

İran’daki protestolarda ölü sayısı 3 bin 90’a yükseldi

Ocak 18, 2026
Dünyada bir ilk olan yasa yürürlükte: Avustralya 16 yaş altına sosyal medyayı yasakladı, uymayan platformlara 27 milyon euro ceza

16 yaş altı sosyal medya yasağıyla 4,7 milyon hesap kapatıldı: 49,5 milyon Avustralya doları para cezası

Ocak 18, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM