• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home YAZARLAR

Bir Tek Yusuflara Tanındı bu Hak

Nisan 30, 2020
in YAZARLAR
2
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir asırlık kin: Hüseyini’lerin yaşı büyütüldü idama, Yusufların ismi küçültüldü mezara!

Nedim Şener vakası!

Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları

İlk Ramazan sevdamı düşünüyorum.
Sanki daha dün gece gördüğüm tatlı bir rüya gibi her şey. Neredeyse yarım asır geride kalmasına karşın, o gece hafızamda hâlâ çok canlı.
Soğuk bir kış gecesi…
Karanlık, yağmurlu ve rüzgârlı ama ruhaniyet dolu bir sahur vakti.
Anacığıma, akşamdan tembihlemiştim sahura kaldırmasını.
Gecenin bir vaktinde “Oğlum, oruç tutacaksan kalk!” demişti.
Çocuklukta bir başka tatlıydı uykular.
Gözlerimi ovuşturarak yataktan doğrulmaya çalışıyorum. Ayaz abanıyor üzerime, bastırıyor beni. “Öteki odada ocak yanıyor oğlum.” sözünün sıcaklığı ısıtmaya yetmişti içimi.
Buz gibi suyla yüzümü yıkayarak, koşuyorum içeriye.
Rahmetli babam, türbesine nur inmiş bir derviş gibi sofranın başında bağdaş kurmuş oturuyor.
Ocaktaki ateşin aydınlığı şavkıyor yüzünde. Titrediğimi görünce gülüyor “Gel ateşe ver sırtını, şimdi ısınırsın.” diyor.
Dışarıda rüzgâr gecenin bağrını parçalıyor.
Uzaklardan da bir davul sesi karışıyor rüzgâra.
İlk defa bir sahur sofrasındayım.
Ocaktaki alevin ve gaz lambasının ışık oyunları, koyu gölgeler halinde yansıyor odanın duvarlarına.
Yer sofrasının üzerindeki tabakların gölgelerine gizlenmiş kaşıklara besmeleyle uzatıyoruz ellerimizi.
Babam “Acele edelim, imsak kesiliyor!” diyor.
Sahur davulunun sesi de gittikçe yaklaşıyor.
Odanın içindeki gaz lambasını alarak camdan, sokağın başına doğru bakıyorum.
Yolun karşısındaki evlerin küçük pencerelerinden ölgün ışıklar süzülüyor.
Nihayet bir gölge beliriyor karanlıkta.
Yüzünü gözünü sarmalamış bir adam elindeki çomakla durmadan omzuna asılı davula vuruyor.
Tam penceremizin önüne gelince ” Süleyman aaa…” diye sesleniyor.
Arap Osman’ın sesi karanlığa karışıyor.
Rahmetli Babam, “Kalktık, kalktık sağol Osman aaaa…”diye karşılık veriyor.
Davulun sesi de gittikçe uzaklaşıyor.
Gaz lambasının loş ışığında, kavut ekmeğiyle yaptığımız o sahurla başladı oruç yolculuğumuz…
Bir kış günü soğuk bir şafak öncesi…
Her seher; ocaktaki çalı çırpının çıtırtılı yanışlarına kaptırırdık gönlümüzü.
Yufka yürekli anamın tavana kadar yığdığı yufka ekmekleriyle birlikte ıslanırdı hayallerimiz.
Ateşe vererek sırtımızı, üşüyen ümitlerimizi ısıtırdık sahurun sıcaklığında.
Üstümüzde asılı duran kışlık sarı kavunların, tavanın koyu gölgelerdeki ışıltılarına gömülürdü gözlerimiz…
Rahmetli Aziz Amca’nın okuduğu lahuti sabah ezanları soğuktan büzüşen bedenimize, titreyen ruhumuza can olurdu.
Viran evlerin arasındaki o küçük mabetten yükselen ezanla birlikte gökte oluşan maneviyat bulutlarından ruhaniyet yağmurları yağardı fukara köyümüzün üzerine.
Her şey, işte o gece başlamıştı.
Anamın, içimi ısıtan sesiyle, “Oruç tutacaksan kalk oğlum!” dediği gece…
Ramazan bir ana sıcaklığı gibi gelir bana.
İlk görev yerim küçük bir kasabaydı.
Liseden mezun olduğum yıllar…
İçimde ilk defa gurbete çıkmanın burukluğu…
Görev yaptığım o küçük kasabaya bazen anam gelirdi.
Dünyalar benim olurdu. Sıcacık olurdu evin içi. Ana sıcaklığı dolardı içime.
Birkaç gün geçince; “Oğlum ben gideyim, baban köyde yalnız, mal maşat beni bekliyor.” derdi.
Biraz daha kalsan anacığım, bak ne güzel duruyoruz şurada, desem de;
“Gideyim oğlum, gideyim artık.”
Bir naylon çantaya doldurduğu eşyalarını eline alır, düşerdi yollara.
Otobüsün camına yüzünü dayar, yaşlı gözlerle bakarak giderdi.
Ben el sallardım. Onun elini sallayacak mecali de olmazdı.
Döndüğümde ev buza dönmüş olurdu..
Akşamları nefis yemek kokuları karşılamazdı beni.
Müşfik eller okşamazdı saçlarımı.
Biz o anaların çocuklarıyız…
Anaların çocuklarını özlediği gibi, çocuklar da analarını özler.
Çocukların vatanlarını özlediği gibi vatan da çocuklarını özler.
Bu yıl Ramazan müşfik bir ana gibi geldi. İçimizi ısıttı, saçlarımızı okşadı.
Bir başka hissettik onun gelişini.
Anasız, vatansız…
Her şey hazin bu Ramazan…
Ne toplu teravihler, ne hatimler, ne kubbelerden taşan tekbirler…
Dün gece diyar-ı gurbette sahura kalktım, bir bardak su içtim.
Bir sahur vaktinin o en tatlı esintileri doldu yüreğime.
Eski güzel günler geldi, oturdu içime.
Oruç tutan insan yüzü gibi aydınlık sokaklar.
Aydınlığı devşire devşire gelen o ezan sesleri…
Aman Allah’ım! Ne güzel, ne coşkulu günlerdi.
Akşama doğru, günbatımlarında…
Minareleri birbirine bağlayan mahya ışıkları şavkıdığında, gün güzel gözlerini kızıla boyadığında…
Minarelerden ezanlar kanatlanırken, sofraların başında biz…
O anlarda iftarın içimize dolan mutluluğuna, mahşerin müstakbel sevinci karışırdı.
Bu bahar sabahı içimde yine buruk bir huzur var.
Kıpır kıpır.
Bahar naraları duyuluyor her yanda.
Sen geldin ya, ey Ramazan!
Mehib yüzlü, hilal kaşlı sevgili…
Yakub’un Yusuf’u beklediği gibi…
Hastanın sabahı beklediği gibi bekledik seni…
İlk oruçta iftar ezanını, ilk görev yerinde anamı beklediğim gibi…
Yüreklerimizin yorulduğu, ümitlerimizin solduğu günlerde geldin.
Bizi soracak olursan işte gördüğün gibi…
Kimimiz hapiste, kimimiz sürgünde, kimimiz kara toprakta…
Seni bu sene mabetlerimizde ağırlayamayacağız.
Affet bizi.
Zaten biz buna nice zamandır layık değildik.
Ama evlerimizde yüreklerimizde misafir edeceğiz.
Gerçi birkaç yıldan beri mabetler bizim için hep mahzundu.
Kullar bizi kovdu.
“Gidin” dediler, “siz buraya layık değilsiniz, hangi yüzle geldiniz.”
Biz belki layık değildik ama karar verici onlar değildi.
Mabetlerle aramıza nicedir kalın duvarlar ördüler.
Beş vakit okunan ezanları uzaklardan hazin hazin dinledik.
Cumalarsa bizim için hep mahzundu.
Sela sesleri sanki bizim üzerimize okunuyordu. Diri diri gömülmenin ne demek olduğunu öğrendik.
Sonra, Allah bizi kovanları da kovdu…
“Gidin, dedi, temizlenin gelin, barışın, helalleşin!”
Biz bunu başaramadık.
Dünya kurulduğundan beri Allah’ın kullarına kapıları hep açık olan Kâbe de kapılarını kapattı.
Peygamber Mescidi’nde türbedarlar dışında kimse kalmadı.
Mescidi Aksa hiç bu kadar mahzun olmamıştı. Kapısında eli silahlı askerler nöbette.
Bu sene hapishanelerin koğuşları dışında toplu ne teravih, ne hatim, ne salavat, ne sahur var.
Bir Tek Yusuflara Tanındı Bu Hak.
 
haruntokak@gmail.com
PAYLAŞTweet
ÖNCEKİ HABER

Melbourne’de 24 sağlıkçıya karantina: Kovid-19’dan ölenlerin sayısı 88’e yükseldi

SONRAKİ HABER

CHP’li Mvekili: Korona bahanesiyle her şeyi yapabilirler, 15 Temmuz’a da ‘Allah’ın lütfu’ demişlerdi

BENZER HABERLER

3S rejimi: Sömüren, Semiren ve Söven rejimi!
Manşet

Bir asırlık kin: Hüseyini’lerin yaşı büyütüldü idama, Yusufların ismi küçültüldü mezara!

Nisan 22, 2026
Bahçeli; rest mi çekiyor, blöf mü yapıyor?
Manşet

Nedim Şener vakası!

Nisan 15, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

Sessiz yardımlar ve konuşan gözyaşları

Nisan 13, 2026
3S rejimi: Sömüren, Semiren ve Söven rejimi!
Manşet

‘Çamurlu nehirde’ nitelikli göçmen!

Nisan 2, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!
Manşet

Fıkhi sorumluluk; ayrımcılık ve toplumsal gerçeklik

Mart 31, 2026
Sınırsız kontenjan
YAZARLAR

Mecnun!

Mart 30, 2026
  • All
  • Manşet
ABD, Gazze’de savaş suçu kanıtlarını görmezden gelmiş
Dış Haberler

İsrail’in Gazze’de öldürdüğü Filistinli sayısı 72 bine ulaştı

by adminzaman
Nisan 26, 2026
0

İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 72 bin 587'ye ulaştı. İsrail ordusunun Ekim...

Saray, Yusuf Tarık Gül’ün cenazesine yapılanları kapatma peşinde

Saray, Yusuf Tarık Gül’ün cenazesine yapılanları kapatma peşinde

Nisan 26, 2026
ABD’deki saldırının şüphelisi teşhis edildi

ABD’deki saldırının şüphelisi teşhis edildi

Nisan 26, 2026
Kelepçeye uzanan minik el: 2 yaşındaki Azra’nın cezaevi karesi yürek burktu

Kelepçeye uzanan minik el: 2 yaşındaki Azra’nın cezaevi karesi yürek burktu

Nisan 26, 2026
Adrese teslim kadro: DİB eski Başkanı Ali Erbaş, 29 Mayıs Üniversitesinde kadrosunda

Erdoğan rejiminin dine ve diyanete verdiği zararı Ali Erbaş itiraf etti

Nisan 25, 2026
Genel Vali’den Anzac Mesajı: Gazilerimizi saygıyla selamlıyoruz

Genel Vali’den Anzac Mesajı: Gazilerimizi saygıyla selamlıyoruz

Nisan 25, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM