KHK TV’den Av. Hatice Yıldız’a konuşan mağduru asker annesi Kafiye Aytar, Şırnak’ta teröristlerle girdiği çatışmada iki parmağını kaybederek gazi olan, ancak 15 Temmuz Kurgu darbesi girişiminin ardından müebbet hapis cezasına çarptırılan oğlu Nazım Aytar’ın hikâyesini gözyaşlarıyla anlattı. Darbe girişiminden dört ay sonra tutuklanan ve 10 yıldır cezaevinde bulunan oğlunun masumiyetini haykıran Aytar, “10 yıldır gözyaşı döküyorum. Biz anneler ağladıkça Türkiye ağlar, biz anneler gülersek Türkiye güler. Ben artık oğlumun özgürlüğünü görmek istiyorum” diyerek hukuk ve adalet çağrısında bulundu.

İşte gözü yaşlı Anne Kafiye Aykar’ın sorulara veridiği cevap:
Kafiye Aytar kimdir, sizi tanıyabilir miyiz?
Ankara Polatlı’da yaşayan bir anneyim kızım. İki evladım var. Hayatım boyunca çocuklarım için çalıştım. Eşim bir işe imza attı, iflas ettik. O günlerden sonra marketlere bazlama yapmaya başladım. Gece sabahlara kadar bazlama yapar, sabah marketlere gönderirdim. Çocuklarımı o bazlamalarla büyüttüm. Kolay günler değildi ama evlatlarım okusun, adam olsun diye elimden geleni yaptım.
Oğlunuz Nazım Aytar nasıl bir çocuktu?
Nazım çok başarılı bir çocuktu. İlkokuldan itibaren öğretmenleri hep överdi. Anadolu okulunu kazandı. İngilizcesi çok iyiydi. Çok saygılı, çok terbiyeli bir çocuktu. Benim gurur kaynağımdı.
Asker olma kararı nasıl ortaya çıktı?
Kendi istedi. Ben askeriye okuyacağım dedi. Askerleri görünce çok etkilenirdi. Ben de sevindim. Oğlum asker olacak diye gurur duydum. “Gitme” demedim. Keşke böyle acılar yaşayacağımızı bilseydim.
NE OĞLUM BENİ KURTARABİLDİ NE BEN OĞLUMU:
Kuleli yılları nasıl geçti?
Kuleli’yi kazandı. Dört yıl orada okudu. Yaz tatillerinde Polatlı’ya gelirdi. Ben bazlama yapardım, o da marketlere dağıtırdı. Hiç gocunmazdı. “Anneciğim sabret, ben seni kurtaracağım” derdi.
O sözleri bugün hatırlıyor musunuz?
Unutur muyum? “Anneciğim sabret, seni kurtaracağım” derdi. Ben de inanırdım. Ama bugün dönüp bakınca içim yanıyor. Ne oğlum beni kurtarabildi ne ben 10 yıldır oğlumu kurtarabildim.
Görev hayatı nasıl başladı?
İlk görev yeri Şırnak oldu. Terörle mücadelede görev yaptı. Çok zor bölgelerde bulundu. Ama hiçbir zaman şikâyet etmedi. Bana hep “Anneciğim iyiyim” derdi.
ŞİRNAK’TA GAZİ, İSTANBUL’DA “HAİN”
Şırnak’ta yaşanan olay neydi?
Gece operasyonuna çıkmışlar. Teröristler el bombası atmış. Yanındaki askerler yaralanmış. Oğlum da yaralanmış. Şarapnel parçaları iki parmağını koparmış.
Bunu öğrendiğinizde ne hissettiniz?
Anne yüreği işte… Yıkıldım. Ama oğlum bana hep güçlü görünmeye çalıştı. “Anneciğim bana sinek kondu” diyordu. Ben de yanında ağlamıyordum. Dışarı çıkıp gizli gizli ağlıyordum.Oğlum bana;“Benim mesleğimde şehit olmak da var, gazi olmak da var” diyordu. Vatan sağ olsun diyordu. O kadar metanetliydi. Daha sonra Şırnak’tan sonra Ankara’ya geçti. Sonra Sarıkamış’a tayini çıktı. Çok çalıştı ve kurmaylık sınavını kazandı.
Kurmaylık eğitimi için İstanbul’a mı geldi?
Evet. İstanbul’da kurmaylık eğitimi alıyordu. Birinci yılını bitirmişti. İkinci yılında 15 Temmuz oldu.
15 Temmuz gecesini nasıl hatırlıyorsunuz?
Hayatım boyunca unutamam. Bir sela sesiyle uyandım. Ağlayarak uyandım. İçime kötü bir şey doğmuştu. Televizyonu açtım. Darbe olduğunu öğrendim. Oğluma ulaşamadım.
Oğlunuz size o geceyi nasıl anlattı?
Kendilerine terör saldırısı olduğu söylenmiş. Birliğe gitmişler. Daha sonra televizyondan darbe girişimi olduğunu öğrenmişler. Olayın içinde olmadıklarını söyledi.
15 TEMMUZ GECESİNDEN MÜEBBETE
O gece herhangi bir çatışmaya katılmış mı?
Hayır. Oğlumun anlattığına göre sabaha kadar bir kameranın önünde beklemişler. Ne silah kullanmışlar ne de herhangi bir operasyona katılmışlar.
Peki sonrasında ne oldu?
Devlet dört ay daha görev verdi. Dört ay boyunca çalıştı. Eğer suçluysa neden dört ay çalıştırdılar? Sonra gözaltına aldılar.
Gözaltı süreci nasıl gelişti?
Bir gün silahını, telefonunu ve kimliğini alıp götürdüler. Gidiş o gidiş oldu. Sonra müebbet cezası verildi.
Bu kararı duyunca ilk aklınıza gelen ne oldu?
Şunu düşündüm: Şırnak’ta gazilik belgesi verdiğiniz askere sonra nasıl hain dersiniz?
Bugün oğlunuz nerede?
İzmir Buca Cezaevi’nde.

EŞİM CEZAEVİ ZİYARET DÖNÜŞÜ KALP KRİZİ GEÇİRDİ:
Eşiniz bu süreçte neler yaşadı?
Oğlunu ziyaretten dönerken kalp krizi geçirdi. Altı damarı değişti. Baypas oldu. Kalbinde pil var. Altı yıldır oğlunu göremiyor.Cezaevindeki oğlumun hala haberi yok. Üzülmesin diye söylemedik. Babasının durumunu tam olarak bilmiyor.
GAZİDEN HAİN OLUR MU?
Bugün en çok hangi sorunun cevabını arıyorsunuz?
Gaziden hain olur mu?
Diğer mağdur annelere çağrınız nedir?
Korkmasınlar. Konuşsunlar. Seslerini duyursunlar. Hep birlikte olalım.Biz anneler ağladıkça Türkiye ağlar. Biz anneler gülersek Türkiye güler. Benim tek isteğim oğlumun özgürlüğüne kavuşması.
Mahkeme sürecini takip edebildiniz mi?
Takip etmeye çalıştım. Ama çok zordu. Oğlum bana hep “Anne gelme, dayanamazsın” diyordu. Ben de biliyordum dayanamayacağımı. Çünkü bir anne için evladını sanık sandalyesinde görmek çok ağır bir şey.
Mahkemelerde oğlunuz kendisini savunabildi mi?
Ben öyle düşünmüyorum. Hiç dinlenmedi gibi geliyor bana. Oğlumun anlattıklarını, söylediklerini, yaşadıklarını kimse duymadı sanki.
Sizi en çok yaralayan ne oldu?
Şırnak’ta teröristlerle mücadele ederken gazilik belgesi verdiğin askere sonra dönüp hain demeleri. Ben bunu aklımla da vicdanımla da açıklayamıyorum.
Oğlunuzun suçsuz olduğuna neden bu kadar eminsiniz?
Çünkü ben evladımı biliyorum. Onu ben büyüttüm. Vatanını seven bir çocuktu. Asker olmak için yıllarca çalıştı. Vatanına silah sıkacak bir evlat değil benim oğlum.
YAKINLARIMDAN ‘SUÇU OLMAZSA YATMAZDI’ SÖZÜ BENİ KAHREDİYOR
Bazı insanlar “Suçu olmasa içeride olmazdı” diyor. Buna ne cevap veriyorsunuz?
En çok canımı yakan da bu oldu. En yakın çevremde bile bunu söyleyenler oldu. Beni dinlediler ama sonunda “Suçu olmasa yatmazdı” dediler. Oysa benim oğlum suçsuz. Ben buna inanıyorum.
İnsanların sizi anlamadığını mı düşünüyorsunuz?
Evet. Çünkü kimse bizim yaşadığımızı yaşamadı. Kimse evladını 10 yıl boyunca cezaevinde beklemedi.
10 yıldır cezaevinde olan oğlunuzu ziyaret ettiğinizde onu nasıl görüyorsunuz?
Bana karşı hep güçlü duruyor. Ben de ona karşı güçlü duruyorum. Birbirimizi üzmemeye çalışıyoruz.
Cezaevinden ayrılırken neler hissediyorsunuz?
İşte asıl yıkım o zaman başlıyor. Onun yanındayken güçlü duruyorum ama çıktıktan sonra içimde fırtınalar kopuyor.
Oğlunuz size ne söylüyor?
“Anne yaşlandın artık, uğraşma” diyor. Ama ben ona “Ölünceye kadar uğraşacağım oğlum” diyorum.
Bir anne olarak vazgeçmeyi hiç düşündünüz mü?
Hayır. Bir gün bile düşünmedim. Çünkü vazgeçersem oğlumdan vazgeçmiş olurum.

“TORUNUM BABASINA DOYAMADI”
Nazım Bey’in kızı bugün kaç yaşında?
11 yaşını geçti.Cezaevi görüşlerinde gördüğü kadar tanıyor. Bir çocuk için bu yeter mi kızım?
Bir baba-kız ilişkisi kurulabildi mi?
Kurulamadı. Nasıl kurulsun? Çocuk büyüyor, baba içeride. Birlikte geçirilen bayram yok, doğum günü yok, okul günü yok.Ben sadece oğlumu değil, torunumu da düşünüyorum.
Bir anne olarak sizi en çok ağlatan şey nedir?
Ne oğlum yavrusuna doyabildi, ne yavrusu babasına doyabildi.
Ne kadar zamandır baba oğul görüşemiyor?
Yaklaşık altı yıldır.
Baba oğlunu, oğul babasını göremiyor.
“BİZİ DE DİNLESİNLER”
Bugüne kadar hangi kapıları çaldınız?
Elimden geldiğince gittim, anlattım, konuştum.
Siyasetçilerle görüştünüz mü?
Evet. Görüştüğümüz insanlar oldu.
“BİZ ANNELER AĞLADIKÇA TÜRKİYE AĞLAR”
Bugün devlete vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Suçluyla suçsuzu ayırsınlar.
Gerçekten suç işlemiş olanlar için ne düşünüyorsunuz?
Suç işleyen cezasını çeksin.Ama suçsuz insanlar da içeride kalmasın.
Adalet sizin için ne ifade ediyor?
Herkese aynı şekilde davranılması.
Sizce toplumda en çok ne kaybedildi?
Vicdan.
Bugün dönüp son 10 yıla baktığınızda aklınıza ilk gelen cümle ne oluyor?
Çok uzun bir hasret.
Cumhurbaşkanının karşısına çıkma fırsatınız olsa ona ilk hangi soruyu sorarsınız?
“Sayın Cumhurbaşkanım, gaziden hain olur mu?” diye sorarım.
Ben bir anneyim derim.
Sonra?
Evladımın hikâyesini anlatırım.
Ona hangi soruyu sorarsınız?
Gaziden hain olur mu Sayın Cumhurbaşkanım, diye sorarım.
Bu soru sizin için neden bu kadar önemli?
Çünkü 10 yıldır cevabını bulamadım.
Türkiye’ye ne söylemek istersiniz?
Biz anneler ağladıkça Türkiye ağlar.Biz anneler gülersek Türkiye de güler.
Bugün hâlâ umutlu musunuz?
Umut olmasa yaşayamayız kızım.
Ne bekliyorsunuz?
Adalet bekliyorum.
En büyük duanız nedir?
Bir gün oğlumun cezaevi kapısından çıkıp eve gelmesi.
O gün geldiğinde ne yapacaksınız?
Önce sarılacağım. Sonra Allah’a şükredeceğim.

PKK’YA VARSA BİZE DE OLMALI”
Sık sık af ve infaz düzenlemeleri konuşuluyor. Siz de bu tartışmaları takip ediyor musunuz?
Takip ediyorum kızım. Bizim gibi aileler mecburen takip ediyor. Çünkü içeride evladı olan herkes bir umut bekliyor. Her çıkan habere bakıyoruz. Her açıklamayı dinliyoruz.
Bu tartışmalar size umut veriyor mu?
İnsan ister istemez umutlanıyor. Çünkü 10 yıl oldu. Bir anne olarak artık evladımı yanımda görmek istiyorum.Biz de bu devletin evladıyız. Biz de vatandaşız.
Neden böyle düşünüyorsunuz?
Çünkü benim oğlum bu devlet için görev yaptı. Terörle mücadele etti. Gazi oldu. Sonra cezaevine konuldu. Eğer devlet bir mağduriyeti giderecekse bizi de görsün isterim.
Bu konuda kırgınlığınız var mı?
Kırgınlıktan çok bir beklentim var. Devletimizin bizi görmesini istiyorum.
Bizim çocuklarımızın da bu ülkenin evladı olduğunu unutuyorlar. Biz başka bir ülkenin insanı değiliz ki.
“Gaziden hain olmaz” derken neyi kastediyorsunuz?
Şunu söylüyorum; benim oğlum yıllarca bu ülke için görev yaptı. Parmaklarını kaybetti. Şehit olmayı göze aldı. Böyle bir insanı ben hain olarak göremiyorum.
“10 YILDIR KAPININ AÇILMASINI BEKLİYORUM”
Bu süreçte kaç bayram geçti?
Yirmiye yakın bayram geçti kızım.
Bayramlar sizin için ne ifade ediyor artık?
Hasret.
En zor günler hangileri oluyor?
Bayramlar ve aile buluşmaları.
Neden?
Çünkü bir yer eksik kalıyor.
O eksik yer kim?
Oğlum.

ÇOK ZORLANDIM AMA UMUDUMU KAYBETMEDİM:
10 yıl boyunca hiç umudunuzu kaybettiniz mi?
Çok zorlandım ama tamamen kaybetmedim.
Ayakta kalmanızı sağlayan şey ne oldu?
Anne olmak.
Bugün geriye dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?
Bitmeyen bir mücadele görüyorum.
Önünüzde ne görmek istiyorsunuz?
Adalet görmek istiyorum.
Evladınızı cezaevi kapısından çıkarken görmek istiyorsunuz…
Evet.
O gün geldiğinde ilk ne yapacaksınız?
Sarılacağım.
Sonra?
Ağlayacağım.
Sonra?
Allah’a şükredeceğim.
Bu röportajı okuyanlara son sözünüz nedir?
Ben ilkokul mezunu bir anneyim. Hukuk bilmem, siyaset bilmem. Ama evladımı bilirim. Oğlumu ben büyüttüm. Onun vatanını ne kadar sevdiğini bilirim. Benim tek isteğim suçluyla suçsuzun ayrılmasıdır.Biz anneler ağladıkça Türkiye ağlar. Biz anneler gülersek Türkiye güler. Ben artık oğlumun özgürlüğünü g örmek istiyorum.













