• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Genel Gündem

MHP’LİLER AKP TÜRKİYE’SİNDE YAŞAYABİLİR Mİ?

Ocak 12, 2017
in Genel Gündem, POLİTİKA
0
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

 [HABER-ANALİZ: KEMAL AY-TR724.COM]

Babam, Alparslan Türkeş’i çok severdi. Tipik bir orta Anadolu ailesi olarak, milliyetçi bir ev ortamımız vardı. Türkeş’in konuk olduğu TV programları seyredilirdi.

Öldüğünde, babam yerinde duramadı. Kalktı, Ankara’ya mezarında nöbet tutmaya (Türkeş’in ölümünün ardından bir süre ülkücüler mezarda nöbet tutmuşlardı) gitti. Annem, siyasetçilere yönelik böylesi ‘sevgilere’ bir anlam veremiyordu ama 12 Eylül’ü yaşamış babam için Alparslan Türkeş, sadece bir siyasetçi değildi muhtemelen.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şair Ahmet Telli’nin ailesi Kılıçdaroğlu’nun başsağlığı ziyaretini reddetti

Çankaya CHP’li Belediye Başkanı havalimanında gözaltına alındı

Tuncer Bakırhan’dan tepki: Ülke gözaltı merkezine çevrildi

2001 krizinden ve Bülent Ecevit’le koalisyon kurmasından ötürü Devlet Bahçeli’ye kızgındı babam. Hiç de ısınamadı. Hiçbir zaman bize siyaset konusunda kesin nasihatler etmedi. Çocuklarının ülkü ocaklarına gitmesini hiç istemedi. MHP’lilik çok önceden aslında ‘rafa kaldırılmıştı’. Sadece, partinin getirdiği belirli bir çevre, bazı alışkanlıklar ve dozunda bir milliyetçilik kalmıştı geriye. 2002 seçimlerine girerken, küskün MHP’lilerin bir kısmı AKP’ye, bir kısmı Genç Parti’ye oy verdi. MHP’nin baraj altında kaldığı bu seçimde, bizim ailede de AKP revaçtaydı. Ancak babam sandıktan dönünce, “Üç hilali görünce aklıma dedem geldi,” diyecekti. Alparslan Türkeş’ten ‘dedem’ diye bahsederdi.

Merkez sağ seçmeni

2002’de MHP’den uzaklaşan seçmen, AKP’yi Meclis’te yalnız bırakmamak için olsa gerek, yeniden partisine dönmüştü. Bunda, 2007’deki Cumhurbaşkanlığı oylamasına katılmayarak 367 rezaletinin yaşanmasına sebep olan ANAP (Erkan Mumcu) ve DP’nin de (Mehmet Ağar) payı büyüktü elbette. Seküler, milliyetçi, düşünce olarak muhafazakâr ama yaşayış olarak daha liberal ‘merkez sağ seçmeni’, AKP’den hâlâ çekiniyordu aslında.

MHP’nin yüzde 10’a yaklaşan bir ‘kemik oyu’ olduğu konuşulurdu hep. Ancak partinin ‘patlama’ yapabilmesi ancak bu ‘merkez sağ’ seçmeni tamamen ikna edebilmesiyle olabilirdi. Daha eğitimli, daha dünyaya açık bir vitrini olsaydı MHP’nin, gerek öncesinde, gerekse 7 Haziran 2015 seçimlerinde daha fazla oy alabilir, iktidara yürüyebilirdi. Ancak Bahçeli partiyi hep belirli bir ‘rampada’ tutmakla yetindi. Riske girmedi, yönetime talip olmadı, muhalefeti yeterli gördü.

Derin devlet ilgisi

Bir zamanlar Başbakan danışmanlığı da yapmış meşhur bir gazeteci, Devlet Bahçeli’nin nasıl siyasi kararlar verdiğini şöyle anlatmıştı: Ankara’daki genel merkeze siyah Mercedes araçlar gelir, içinden siyah gözlüklü adamlar iner ve Devlet Bey’le toplantı yaparlar. Ardından Devlet Bey çıkar ve partinin nasıl bir politika izleyeceğini açıklar. Buna benzer fısıltıları MHP’yi bilen başka gazetecilerden de dinlediğim için pek şaşırmamıştım.

Ama şaşırmamamı sağlayan şeylerden birisi de, eskiden beri MHP’nin derin devletle olan ilişkisiydi. Haluk Kırcı, Abdullah Çatlı hatta Mehmet Ali Ağca gibi isimler, partide her daim sevilen, sayılan figürlerdi. Çatlı’nın ‘devlet adına’ yasa dışı işlere bulaşmış olması bir ‘gurur vesilesi’ olarak anılırdı hep. Neticede Osman Sınav’ın en büyük projesi Kurtlar Vadisi, böyle bir algıdan yola çıkmış, “Devlet için kurşun atan da, kurşun yiyen de şereflidir” sözünü bir neslin bilinçaltına kazımıştı.

Bahçeli partiyi ‘sokağa çıkarmadı’

MHP’nin 12 Eylül öncesi şiddete, sonrasında ise ‘derin devlete’ olan merakı, Devlet Bahçeli döneminde hep “Ülkücüleri sokağa çıkartmama” faziletinin arkasına saklandı. Eğer bir gazeteci Bahçeli hakkında olumlu konuşmak isterse, “Ülkücüleri sokağa çıkartmıyor, barış ortamını koruyor” derdi. PKK terörünün zirve yaptığı zamanlarda bile Bahçeli, lafını hiç esirgemedi ama aktif bir siyaset izlemekten kaçındı.

Bu durum, MHP’nin inişli çıkışlı oy oranları üzerinden iktidar hesapları yapılmasına yol açacaktı. 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin Kürt politikasından hoşlanmayan milliyetçi seçmen yeniden MHP’ye dönmüştü ancak Bahçeli, ‘yüzde 60’lık muhalefet bloku’ oluşmasını istemedi. Anlaşılır sebep, HDP ile ittifak görüntüsünden kaçınmaktı. Ancak HDP’nin ‘dışarıdan destekleyeyim’ teklifine de sıcak bakılmıyordu. Ardından gelen ‘terör dalgası’ ve AKP’nin PKK ile bütün müzakereleri çöpe atması, MHP’deki ‘milliyetçi seçmenin’ yeniden AKP’ye dönmesini sağladı.

Fikirler benzeşiyor ama…

MHP’nin doğal seçmeninin yaşam tarzı uyuşmasa da, ülkeyle ilgili fikirleri, şu anki AKP ile bir hayli örtüşüyor. Milliyetçilik, bağımsızlık, anti-Batıcılık, Kürtlere yönelik öfke, ‘büyük devlet’ vurgusu, zaten MHP’lilerin arayıp da bulamadığı şeyler. Dahası Kurtlar Vadisi, uzunca bir zamandır AKP Gençlik Kolları’nın da favori dizisi. Onlar da, MHP’li gençler gibi kirli sakal, takım elbise, nargile sarmalında yaşıyor. ‘Güçlü lider’, ‘muzaffer ordu’ her iki taban için de aynı ölçüde önemli.

Eskiden Erdoğan seçim mitinglerinde milliyetçi söylem kullanırsa, liberal görünümlü yandaş yazarlar, “Seçim için yapıyor, icraata bakalım” derlerdi. Artık bu türlü ‘oyunlar’ yapma zahmetine bile girmiyorlar. Zira, o yollardan geçildi. Erdoğan artık baştan ayağa aşırı-milliyetçi popülist bir lider. Etrafındakiler de bu yeni ‘establishment’ (yerleşik düzen) değerlerini hemen satın aldı.

Yandaşlar arasında yer var mı?

Evet, iki parti şu an çok yakın ‘ideallere’ sahip ancak MHP içinde beliren şüphelerden birisi ‘yandaşlık’ meselesi. MHP’liler şu sıralar bürokraside ve çeşitli ihalelerde ‘sus payı’ alsalar da, uzun vadede MHP’lilerin bir Erdoğan-istan’da yaşama şansı yok. Burhan Kuzu’nun dediği gibi Başkanlık Sistemi gelirse, MHP diye bir parti kalmayacak. MHP’liler de siyasî arenada bir alternatif bulamayıp ya AKP’ye oy verecekler ya da (eğer kapatılmazsa) CHP’ye yanaşacaklar.

Tabi bunlar olan bitenin ‘görünen yüzü’. Perde arkasında ne gibi pazarlıklar dönüyor bilemiyorum. Bahçeli, “Cumhurbaşkanı yardımcılığı ve partisine 5 bakanlık” karşılığı anlaşmış, diyenler de var, AKP’yi tuzağa sürüklüyor, ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminde Abdullah Gül’ü destekleyecek diyenler de.

Ancak daha geniş açıdan bakınca, Erdoğan’ın ‘sağ seçmeni’ tek bir potada eritme ve iki kutuplu bir toplum inşa ederek, ‘muhafazakâr kesime’ (ve tabi ki aslında kendine) uzuuun bir iktidar bahşetme projesinin devrede olduğu anlaşılıyor. Bahçeli’den ya da AKP içinden bir sürpriz bekleyenler, muhtemelen yanılıyor. Anayasa paketinin referanduma gitmesi hâlinde, sandıktan bir şekilde ‘evet’ oyu çıkacağı da aşikâr. (İlk oylamadan 338 oy çıktı. Maddeler tek tek görüşülürken de pek değişiklik olacağa benzemiyor.)

İki parti tabanı arasındaki fark

AKP ile MHP arasında ama, çok daha temel bir fark var. Babamın gençliğindeki heyecanları, idealleri ile dedemin yaşlılığında kavuştuğu ‘konformizm’ (bağnazlık da denebilir) arasındaki fark biraz bu. Ama daha çok, benim açımdan şu anekdotta beliriyor bu fark: Barış Manço öldüğü gün, babam sofrada ağlamıştı. Sonra da bütün kasetlerini alıp getirdi eve. Günlerce dinledik birlikte. Çünkü Barış Manço demek, onun gençliği demekti. Birkaç gün sonra dedeme gittiğimde, heyecanla babamın ağladığını anlatmıştım. Dedemse Manço’nun uzun saçlarına atıfta bulunarak, “Papaz kılıklı adam, neyine ağlıyorsunuz?” diye kızmıştı.

MHP’lilerin böyle bir Türkiye’de yaşamak isteyeceklerini sanmıyorum. AKP’nin Arap sermayeli yaşam tarzı dayatması, MHP’liler için fazlasıyla ‘boğucu’ gelecektir. Aslına bakarsanız, bugün AKP’ye oy veren pek çok Anadolu insanı da, giderek daralan yaşam alanından bir gün şikayetçi edecek ama iş işten geçmiş olacak…

PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

Adalet Bakanlığı: Tahir Elçi’nin soruşturmasını yürüten savcıyı bilmiyoruz

SONRAKİ HABER

Kız yurdunu peşkeş çektiler: Ensar Vakfı’nın ‘sabıkaları’ anılınca, İBB meclisinde mikrofon kapatıldı

BENZER HABERLER

Şair Ahmet Telli’nin ailesi Kılıçdaroğlu’nun başsağlığı ziyaretini reddetti
Manşet

Şair Ahmet Telli’nin ailesi Kılıçdaroğlu’nun başsağlığı ziyaretini reddetti

Temmuz 14, 2026
Çankaya CHP’li Belediye Başkanı havalimanında gözaltına alındı
Manşet

Çankaya CHP’li Belediye Başkanı havalimanında gözaltına alındı

Temmuz 12, 2026
Tuncer Bakırhan’dan tepki: Ülke gözaltı merkezine çevrildi
Manşet

Tuncer Bakırhan’dan tepki: Ülke gözaltı merkezine çevrildi

Temmuz 5, 2026
Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan: Eli silah tutanı affedip kalem tutanı içeride tutamazsınız
Manşet

Mahmut Arıkan’dan Deniz Göktaş tepkisi:”Bakara makara’ denirken neredeydiniz?”

Temmuz 4, 2026
TRT’den yayın teklifi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi
Manşet

HSK kararnamesi: İBB davasına bakan 40. Ağır Ceza Mahkemesi kapandı

Temmuz 2, 2026
Ekrem İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: Telaşın boşuna değil, gitme vaktin geldi
Manşet

İmamoğlu, Muhittin Böcek’in iddiaların: Ağır bir hastayı, oğlu ve gelini ile tehdit edip iftiracı haline getiriyorlar

Temmuz 1, 2026
  • All
  • Manşet
Hocaefendi’ye taziye dilediği için tutuklanmıştı: Kazım Güleçyüz’e ihlal kararı
Manşet

Hocaefendi’ye taziye dilediği için tutuklanmıştı: Kazım Güleçyüz’e ihlal kararı

by adminzaman
Temmuz 17, 2026
0

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin vefatının ardından yaptığı “Allah’tan rahmet diliyorum” sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek tutuklanan Kazım Güleçyüz hakkında AYM, kişi...

AHBAP soruşturması kapsamında Oğuzhan Uğur gözaltına alındı

AHBAP soruşturması kapsamında Oğuzhan Uğur gözaltına alındı

Temmuz 17, 2026
Bisiklet zincirine dolanan yılanın ısırdığı kadın şans eseri kurtuldu

Bisiklet zincirine dolanan yılanın ısırdığı kadın şans eseri kurtuldu

Temmuz 17, 2026
400 milyon liralık vurgunla anılan Yunus Emre Vakfı eski Başkanı serbest bırakıldı

400 milyon liralık vurgunla anılan Yunus Emre Vakfı eski Başkanı serbest bırakıldı

Temmuz 17, 2026
KHK’lı başkomiser Halit Özsarı,  toprağa verildi:İsviçreli hocası herkesi ağlattı

KHK’lı başkomiser Halit Özsarı, toprağa verildi:İsviçreli hocası herkesi ağlattı

Temmuz 17, 2026
Nasuh Mahruki: 50 bin asker sahaya çıksa farklı olurdu, afette talimat beklenmez

Nasuh Mahruki’ye ‘15 Temmuz’ gözaltısı: Sorgulamak bile suç!

Temmuz 16, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM