- AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki’nin sosyal medya hesabından yaptığı 15 Temmuz paylaşımı nedeniyle gözaltına alınması bir gerçeği net olarak ortaya koydu: 15 Temmuz’u sorgulamak bile suç! Özellikle cevabı iktidarın anlatısını boşa düşürecek sorular sormak yasak! Peki gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler vs. soru soramazsa 15 Temmuz’da ne olduğunu, darbeyi aslında kimleri planladığını, kime kumpas kurulduğunu kamuoyu nasıl öğrenecek? Öğrenemeyecek! İşin özü şu; bu rejim iktidarda kaldığı sürece 15 Temmuz kumpasının deşifre edilmesi mümkün değil!
HABER-YORUM | İLKER DOĞAN
Nasuh Mahruki AKUT’un kurucusuydu. Depremlerde, sellerde, çığlarda enkaz altında kalan insanları çıkaran ekibin mimarıydı. Şimdi gözaltında. Suçu: Sosyal medyadan 15 Temmuz hakkında soru sormak.
Peki ne yazmıştı Nasuh Mahruki?
“15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD’dir, Fil’i feda etmiş, Vezir’i almıştır, Erdoğan’ı Şah yapmış Türk milletini Mat etmiştir.”

Tabi ki tek paylaşımı bu değil…
Nasuh Mahruki, katıldığı bir yayında, “15 Temmuz’da milletle askerin arası açıldı. 15 Temmuz’da Boğaz Köprüsü üzerinde iki askerin boğazını kestirdiler profesyonel katillere. Ortada çok korkunç bir fotoğraf var.” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamasını da sosyal medya hesabından RT’ledi…

Mahruki ayrıca bir başka kullanıcının katledilen askeri öğrenci Murat Tekin’le ilgili paylaşımını da RT etmişti. O paylaşımda, “15 Temmuz gecesi boğazı kesilerek katledilen harp okulu öğrencisi Murat Tekin’in suçsuz olduğu anlaşılmış! Peki giden bu canın hesabını kim verecek?” deniliyordu.
15 Temmuz bu rejimin kutsal kasesi! Sorgulanamaz. Tartışılamaz. Üzerine soru sorulamaz. Kim sorarsa gazeteci, siyasetçi, akademisyen bile olsa “darbe yanlısı” damgası vuruluyor.
“252 şehidin sorumlusu kim?” demek bile suç!
Hatırlayın; gazeteci yazar Levent Gültekin, yeni kitabı ‘Yaklaşan Kasırga’da 15 Temmuz’a dair önemli anektotlar aktarıyordu. Gültekin’in sağlam kaynaklardan aktardığı bilgilere göre dönemin başbakanı Binali Yıldırım, Erdoğan’a 15 Temmuz’la ilgili sorular sorunca şu cevabı alıyor: “Binali, bir daha 15 Temmuz’la ilgili bir soru sorduğunu duymayacağım. Bir daha 15 Temmuz’u karıştırdığını duymayacağım.”
Değil gazeteci ya da STK temsilcisi; başbakan bile olsanız 15 Temmuz’la ilgili soru soramazsınız… Yasak…
Aslında burada mesaj Mahruki’ye değil; bütün topluma… Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın res’en bu soruşturmayı başlatmasındaki amaç onun gibi düşünen ama henüz yazmamış olan herkese mesaj vermek!
“Sakın ha!” diyor rejim… “Düşündüklerini yazmaya kalkma, seni de tıpkı Nasuh Mahruki gibi alırım!”
15 Temmuz raporu nerede?
15 Temmuz’la ilgili onlarca soru var cevaplanmayı bekleyen. Bunlardan birini dün İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu sordu. Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Dervişoğlu, “15 Temmuz ihanetinin ardından TBMM’de bir Araştırma Komisyonu kuruldu. Bir rapor hazırlandı. Bu rapor nerede bilen var mı? Türk milletinden gizleniyor. Saklanacak ne var da sümen altı ettiniz?”
Bunun cevabını daha önce verilmişti aslında…
15 Temmuz Meclis Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun raporunun da ‘Cemaat’i haklı çıkardığı için’ yayınlanmadığı bizzat komisyonun başkanvekili Selçuk Özdağ tarafından itiraf edildi. Özdağ’ın ‘teyit’ ettiği bilgiye göre, komisyon raporu, bazı önemli hukukçuların ‘uluslararası alanda AKP’yi zor durumda bırakıp, Cemaat’i haklı çıkaracağı’ yönündeki telkinleri nedeniyle yayınlanmamıştı.
Akar ve Fidan, Genelkurmay’da saatlerce ne konuştu?
Bir başka konu…
İhbarcı Binbaşı H.A, 15 Temmuz günü saat 14.45’te MİT’e gelerek ihbarda bulunmasına rağmen (sözde) darbe neden engellenmedi? İhbarı alan Hakan Fidan neden bağlı bulunduğu Başbakan ya da Erdoğan’ın aramak yerine koşar adım Hulusi Akar’a gitti? İki isim saatlerce ne konuştu? Erdoğan, Hakan Fidan ve Hulusi Akar’ı neden ‘yasal’ korumaya aldı?
10 yıldır bu ve benzeri onlarca soruya cevap verilmiyor…
Hüseyin Çelik: 15 Temmuz benim için kapanmadı!
Tam bu noktada AKP’nin kurucu isimlerinden ve eski bakanlardan Hüseyin Çelik’in, 15 Temmuz’a ilişkin geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamayı hatırlatmak lazım. 15 Temmuz’la ilgili cevaplanması gereken onlarca soru olduğunu hatırlatan Çelik, “Siz Hüseyin Çelik olarak bunca yıl bakanlık yapmış, partinin kurucusu biri olarak 15 Temmuz sizin açınızdan kapanmış, tüm soruları yanıtlanmış bir dönem midir?” sorusu üzerine şöyle demişti: “Tabii ki değil. Ben bunu dile getirdim. Dedim ki bu işin iki önemli muhatabı şuydu. Birisi dönemin Genelkurmay Başkanı Sayın Hulusi Akar, biri dönemin MİT Başkanı Sayın Hakan Fidan. Bu insanlar niye gelip ifade vermediler?”
Araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi
15 Temmuz’un araştırılmasına dair önerge bile AKP ve MHP’lilerin oylarıyla reddedilmişti. Meclis Darbe Araştırma Komisyonu, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı ‘dinlemek’ için 9 kez çağrı yapmıştı. Ancak hiç birine olumlu cevap alamadı.
Madem darbeyi ‘Cemaat’ yaptı ve siz bu konuda eminsiniz; neden araştırılmasına engel oluyorsunuz?
Sönmezateş’in itirafları!
Erdoğan’a suikast ve Genelkurmay Çatı davalarında yüzlerce kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’in yıllar sonra yaptığı açıklamalar, 15 Temmuz’da oynanan oyunu gözler önüne sermişti. Sönmezateş, 15 Temmuz’u kimlerin planladığını, kendisinin nasıl ikna edildiğini tek tek anlatmıştı. Ancak bu itiraflar iktidar medyasında ‘haber’ bile olmadı…
Peki ne demişti Sönmezateş?
Cemaat’in 15 Temmuz’la ilgisi olmadığını söylemişti: “Evet, ben ihtilâle katıldım, ne yaptığımı da söyledim. 15 Temmuz F.TÖ darbesi değildir, ben F.TÖ’cü değilim. Topu topu 100-150 kişi katıldık, 30 bin kişi TSK’dan atıldı – Emniyet’ten de öyle. Tüm bunlara rağmen hâlâ ‘F.TÖ darbesi’ diyorlarsa; haydi eller havaya, ölüler üzerinden halay çekmeye… Bunları söylemek tarihe karşı borcum.”
Normal bir ülkede darbeye bizzat katılan bir tuğgeneralin bu itiraflarıyla yer yerinden oynardı, muhalefet ve medya bu açıklamaları manşetlere taşırdı. Ancak Türkiye’de bu olmaz, olamaz ve olmadı!
Zira 15 Temmuz ‘mayınlı’ alan… 15 Temmuz AKP’nin ‘kutsal kasesi’… Asla sorgulayamazsanız…
Görünen o ki; Hizmet Hareketi’nin haklı çıkma ihtimali sadece AKP’nin değil, onun hukuksuzluklarını meşrulaştıran muhalefetin ve sözde muhalif medyanın da uykularını kaçırıyor.











