• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home Genel Gündem

Tehditler savuran saray soytarılarına…

Kasım 10, 2016
in Genel Gündem, KONUK YORUM
Sydney’de suyun derinliklerinde köpek balığıyla 7 yıllık arkadaşlık
1
Görüntüleme
Share on FacebookShare on Twitter

Levent Gültekin, Diken.com’daki köşesinde, Saray çevresinden, şahsına yönelik  yapılan tehdit ve hakaretlere sert tepki gösterdi. İşte Gültekin’in yazısı:

Tehditler savuran saray soytarılarına…

Çocuklar ölüyor. İnsanlar evsiz, yurtsuz kalmış, sokaklarda yaşıyor. Yazarlar, gazeteciler, aydınlar hapse atılıyor. Ülke büyük bir yıkımın eşiğinde. Böyle bir ortamda bir köşe yazısını kendim için ayırmam yakışıksız bir durum.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

AİHM’in Şaban Yasak kararına uyulursa ne olur?

Dr. Selami Er yazdı/ Ahmet Turan Alkan: Bir kalemin vedası, bir yargı travmasının hikâyesi

Utanç davası: Hidayet Karaca, Silivri’de 12. yıla giriyor!

Fakat atılan iftiralara, yapılan tehditlere cevap vermediğimiz zaman bundan farklı anlamlar çıkarıyorlar.

Bir haftadır bir grup saray soytarısı meczup TV ekranlarında, internet sitelerinde, sosyal medyada bir kampanya halinde bana tehditler savuruyor.

“Sıra sana geldi.” “Bu adam hâlâ niye dışarıda? Savcıları göreve çağırıyoruz.” gibi akıl almaz sözler sarf ediyorlar.

Sadece böyle tehditler değil. Öyle sefil ruhlu, öyle pespaye, öyle insanlıktan yoksun sözler ediyorlar ki insan dinlemeye utanıyor.

İnsanlıktan çıkmış bir halde “Filanı da içeri alın” diye tempo tutuyorlar.

Çünkü kötülük ruhlarını o kadar esir almış ki, başkalarının başına gelen kötülükten kendilerine bir böbürlenme payı çıkarıyorlar.

Bu nedenle müsaade ederseniz bugünkü yazımda bu kimselere bir çift söz söylemek istiyorum.

***

Devlete sırtınızı dayamışsınız. İktidarın soytarısı olmanın verdiği rahatlıkla önünüze gelene istediğiniz kelimelerle istediğiniz hakareti yapıyorsunuz.

Bunu da yiğitlik, cesurluk, vatanseverlik sanıyorsunuz.

Herhangi bir konuda kendinize ait tek bir sözünüz, tek bir görüşünüz yok.

Kişiliğiniz, karakteriniz, ahlaki, insani bir kaygınız da yok.

Yapabildiğiniz tek şey soytarı yazıldığınız iktidarın gücüne güvenerek sağa sola tehdit savurmak, hakaret etmek.

Arkanıza aldığınız iktidar yeterince güçlü.

Asker de onda polis de. Yargı da onda medya da.

İstediği kimseyi hapse atıyor, istediği kimsenin malına el koyuyor.

Bunu engelleyecek, buna karşı duracak bir gücümüz mü var?

İktidar istedikten sonra elbette beni de hapse atar. Hatta hapse atmakla kalmaz isterse öldürür, isterse sürgüne yollar. Ne yapabilirim ki?

Hal böyleyken utanmadan hâlâ tehditler savuruyorsunuz.

Geçmişte arkadaşlık yaptığım insanlar bugün iktidarda.

İsteseydim onlarla beraber gücün, paranın, iktidarın safında yerimi alırdım.

Hapse atılmaktan, öldürülmekten korksaydım, ya sizin gibi gücün yanında yer alırdım ya da sesimi keser korkakça bir yaşam sürerdim.

Ama öyle yapmadım.

Sizin gelmek için kırk takla attığınız o makamların hepsini elimin tersiyle ittim ve onuruyla, haysiyetiyle insan gibi yaşamayı seçtim.

Sırf iktidar bu ülkeyi insan gibi yönetsin, biz de insan gibi yaşayalım diye işsizliği, yalnızlığı göze alma pahasına söylenmesi gerekeni söyledim.

Dilim döndükçe, imkan buldukça bu ülke nasıl daha huzurlu olur, nasıl insan gibi yaşayacak koşulları yaratırız diye kendimce bir çaba sarf ediyorum.

Vicdanınızı, aklınızı, insanlığınızı, kaybettiğiniz için bu çabaların ne anlama geldiğini bir türlü anlayamıyorsunuz.

Yazdım, Uyardım. “Yapmayın felakete gidiyoruz” dedim.

Yapma dediğimiz ne varsa yaptınız ve sonu felaketle bitti.

Şimdi utanmadan bütün suçu benim gibi, iktidara “Böyle yapma” demekten başka bir şey yapmayan insanların üzerine atıp, onlara düşman muamelesi çekiyorsunuz.

“PKK yandaşlığından yargılanacak”

Meczubun biri benim için böyle diyor.

“PKK’lı değilim” diye kendimi savunmayı bile zül sayarım.

Bir “dava” uğruna insanları ölüme göndermek çağ dışı bir aklın ürünüdür.

Böyle baktığım için bu sorun şiddetle, ölmeyle, öldürmeyle çözülmez diye yazdım, konuştum.

Tek bir çocuk daha ölmesin diye Kürt hareketinin sivil siyasette yer almasını savundum.

İster polis olsun, ister asker olsun, isterse de PKK’lı olsun.

Benim için ölen herkes bu ülkenin evladıdır.

Bu ülkenin çocukları ölmesin diye çabaladım, çabalıyorum.

Terörle mücadele ediyoruz diye insanların evleri başlarına yıkıldı, şehirler yerle bir edildi. Bu yöntemin yanlış olduğunu, şiddet sarmalını daha da büyüteceğini düşündüğüm, zarar gören insanların acısını yüreğimde hissettiğim için bu politikalara karşı durdum.

Fakat siz vicdandan, merhametten, akıldan, insanlıktan yoksun olduğunuz için ne dediğimizi, ne yapmak istediğimizi anlamıyorsunuz.

Eğer PKK’lı arıyorsanız çevrenize bakın. PKK şehirlere bomba döşerken göz yumanlara bakın. Terörle mücadele ediyoruz diye uyguladığı politikalarla adeta PKK’nın ekmeğine yağ sürenlere bakın.

Gerçi baksanız da bir şey değişmez.

Çünkü onlara bir söz söyleyecek ne cesaretiniz, ne kişiliğiniz ne de vicdanınız var.

Gölgesine sığındığınız iktidarın gücünü, kendi gücünüz sanıyorsunuz.

“Yurtdışına kaçacak, savcıları göreve çağırıyorum.”

Aynı meczup bir başka programda benim yurtdışına kaçacağımı söylüyor ve bu nedenle ivedilikle tutuklanmam için savcılara çağrı yapıyor.

Ben niye kaçayım? Bu ülkede herkes için huzurlu bir yaşam istemekten başka ne yaptım?

Yoksul insanların parasını çalanlar kaçsın. İktidarda kalma uğruna yanlış politikalarla ülkeyi felakete sürükleyenler kaçsın. Ülke felakete sürüklenirken bir makam, bir koltuk, üç kuruş uğruna bunlara sessiz kalan, ortak olan ahlaksız, vicdansız saray soytarıları kaçsın.

“Yolsuzluk yapmayın”, “insanları ölüme göndermeyin”, “ülkeyi felakete sürüklemeyin”, “burası hepimizin ülkesi,üç günlük iktidar uğruna bu ülkeyi harcamayın” dediğim için mi kaçacağım?

Tekrar edeyim: Kaçacak, korkacak, sinecek olsaydım en başından bana sunulan imkanları kabul eder iktidarın yanında saf tutardım.

“Bunun arkasında kim var? Bu kime güveniyor?”

İktidarın sosyal medya trolleri arkamda kimin olduğunu, kime güvendiğimi, nasıl böyle konuşabildiğimi merak ediyorlar.

Devlet elinizde. Eminim ki kiminle oturduğumu, kiminle arkadaşlık ettiğimi, kiminle ne konuştuğumu… hepsini biliyorsunuz.

Buna rağmen hâlâ böyle saçma sapan, pespaye sorular soruyorsunuz.

Yine de merakınızı gidereyim.

İnancımın bana öğrettiği bir şey var: Allah’ın dediği olur. İnanıyorum ki O’nun istemediği hiçbir şeyi yapamazsınız. O’nun istediği hiçbir şeyi de engelleyemezsiniz.

“Bir elime güneşi bir elime ayı verseniz de doğru bildiğimi söylemekten vazgeçmem” diyen bir peygamberin ümmeti olduğunu iddia eden soytarılar baskıyla, hapisle, tehditle insanları sindireceğini sanıyorlar.

Ne garip.

Demek istediğim: Buradayım. Anlım açık, başım dik bir hayat sürüyorum.

Vicdanım, ahlak anlayışım ülke sevdam neyi yapmamı gerektirdiyse onu yaptım. Neyi söylememi gerekli kıldıysa onu söyledim.

İmkanım olduğu sürece de söylemeye devam edeceğim.

Ne demişti Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç: “Zalim olmak ile mağdur olmak arasında bir tercihe zorlansaydık kuşkusuz mağdur olmayı tercih ederdik.”

Siz zalim olmayı seçtiniz, ben ve benim gibi gidişata itiraz edenler de mağdur olmayı.

Siz karakterinize, ahlakınıza, vicdanınıza yani kendinize yakışanı yapacaksınız. Biz de kendimize yakışanı.

Siz zalimliği seçtiyseniz, bunu da büyük bir gururla her ortamda sergilemekten geri durmuyorsanız bize ne demek düşer ki?

İnsanın karakteri, ahlakı neye müsaade ediyorsa öyle yaşar.

Kaderimizi karakterimiz belirler.

Bu nedenle kaderimizden kaçamayız.

Anlıyor musunuz?

Hiç sanmıyorum.

Çünkü işinize gelmiyor. Çıkarcılıktan, yalancılıktan, yalakalıktan, gevezelikten başka şey bilmiyorsunuz.

PAYLAŞTweetPAYLAŞPAYLAŞSendPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

ABC Strateji Direktörü: Amity Koleji’nin de, pilot uygulamamızda yer almasını arzu ediyoruz

SONRAKİ HABER

Mazlumların videosu: Gelecek nesiller sizi hayırla yad edecek

BENZER HABERLER

AİHM’in tarihi kararındaki isim Şaban Yasak: “55 ay hapis yattım, umudumu ve mücadeleyi bırakmadım, vazgeçmeyin
KONUK YORUM

AİHM’in Şaban Yasak kararına uyulursa ne olur?

Mayıs 10, 2026
Dr. Selami Er yazdı/ Ahmet Turan Alkan: Bir kalemin vedası, bir yargı travmasının hikâyesi
KONUK YORUM

Dr. Selami Er yazdı/ Ahmet Turan Alkan: Bir kalemin vedası, bir yargı travmasının hikâyesi

Şubat 3, 2026
Kılıçdaroğlu’na haber verin: Hidayet Karaca, Mustafa Ünal neden içerideyse Osman Kavala da o nedenle tutuklu!
KONUK YORUM

Utanç davası: Hidayet Karaca, Silivri’de 12. yıla giriyor!

Aralık 14, 2025
Belçika’nın önemli gazetesi De Morgen: İslam’da biz Batılıların kucaklayabileceği bir akım varsa, o da Fethullah Gülen’in akımıdır
KONUK YORUM

Simurgu arayanlara!

Aralık 3, 2025
Gıyabi cenaze namazı kılındı: Hocaefendi, vefat eden kadim dostu Erdoğan Tüzün ile kamp hayatını anlattı
KONUK YORUM

Asrın Mazlumu ve Düşünce Mimarı-2

Ekim 30, 2025
Dumankaya: ‘Malınızın yüzde 50’sini verirseniz şirketler iade edilebilir’ dediler
KONUK YORUM

Dumankaya Holding muhbirinin hazin sonunu yazan Uğur Dumankaya: “O kayboldu, biz hayatta kaldık.”

Ekim 16, 2025
  • All
  • Manşet
Özgür Özel: ”Diplomasız Erdoğan, mazbatasız genel başkan istemektedir”
Manşet

Özgür Özel: ”Diplomasız Erdoğan, mazbatasız genel başkan istemektedir”

by adminzaman
Mayıs 30, 2026
0

Kurultay çağrısını yineleyen CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel , “Biz seçilmiş CHP’yiz, iktidar yürüyüşümüzden vazgeçmeyeceğiz. Bu mesele CHP’nin iç...

28 kişilik koğuşta 68 kişi kalıyor: Tutuklular dolapların üstünde ve yerde yatıyor

28 kişilik koğuşta 68 kişi kalıyor: Tutuklular dolapların üstünde ve yerde yatıyor

Mayıs 30, 2026
Eski Bakan Ertuğrul Günay’dan barış ve adalet çağrısı

Eski Bakan Ertuğrul Günay’dan barış ve adalet çağrısı

Mayıs 30, 2026
Gökhan Açıkkollu ile aynı nezarethanede kalan Av. Biçer: “İşkencecileri nerede görsem yüzlerinden tanırım”

Gökhan Açıkkollu ile aynı nezarethanede kalan Av. Biçer: “İşkencecileri nerede görsem yüzlerinden tanırım”

Mayıs 30, 2026
Gençler Avustralya’da Türkçe için yarıştı: AUF’un, Münazara ve Hitabet yarışında büyük heyecan

Gençler Avustralya’da Türkçe için yarıştı: AUF’un, Münazara ve Hitabet yarışında büyük heyecan

Mayıs 30, 2026
Zamana direnen değil, onu duyabilen din!

New Jersey’de bir bayram manzarası

Mayıs 29, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM