Operasyona gerekçe olarak şüpheli para trafiği, şirket büyümeleri ve işlemler öne çıkarıldı. Ancak bunların suç örgütü iddiasını nasıl kanıtladığı tartışma konusu oldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Süleyman Efendi Cemaatine dönük 17 ilde yürüttüğü soruşturmada 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 33 şirkete kayyım atandı.
Suçlamalar ise son derece ağır: Suç örgütü kurmak, suç örgütüne üye olmak, suçtan elde edilen parayı aklamak, kamu kurumlarını dolandırmak ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet.
Bu kadar ağır suçlama ve şirket yönetimlerine doğrudan müdahale anlamına gelen kayyım kararı karşısında dosyanın merkezindeki soru değişmiyor: Kamuoyuna açıklanan somut delil ne, bu açıklamalar kayyım atanmasına ve örgütü bulduk demeye yetiyor mu?
ŞÜPHE VAR, DELİL NEREDE?
Başsavcılığın açıklamasında çok sayıda finansal işlem sıralanıyor. Şirketlerin büyümesi, para trafiğinin artması, sermaye artırımları, yurt dışından gelen dövizler, yüksek vergi iadeleri ve bazı işlemlerin “sahte faturalaşma açısından dikkat çekici” bulunması anlatılıyor.
Ancak bu ifadeler, tek başına “suç işlendiği tespit edildi” anlamına gelmiyor. Bunlar en fazla araştırılması gereken şüpheleri gösteriyor. Şüphe soruşturma başlatabilir; fakat suç örgütü suçlamasının ve kayyım kararının son gerekçesi olamaz.
ŞİRKETİN BÜYÜMESİ SUÇ DEĞİL
Açıklamada şirketlerin 2020 sonrasında finansal işlem hacimlerinin ve mal alış-satışlarının ciddi biçimde arttığı belirtiliyor. Fakat bir şirketin büyümesi, cirosunun artması, daha fazla mal alıp satması veya yeni şirket kurması tek başına suç değildir.
Şirketin bölünmesi, devredilmesi, farklı şehirde ya da farklı sektörde faaliyet göstermesi de ticari hayatın olağan işlemleri arasında yer alabilir. Asıl soru, bu işlemlerin suç işlemek amacıyla yapıldığını gösteren somut delilin ne olduğudur.
Şirketlerin sahte ticaretle büyüdüğü mü tespit edildi? Bölünmeler mal kaçırmak için mi yapıldı? Devirlerin göstermelik olduğu mu ortaya konuldu? Yeni kurulan şirketlerin paravan olduğu mu belirlendi? Kamuoyuna açıklanan metinde bu soruların cevapları görünmüyor.
İZAHA MUHTAÇ PARA SUÇ PARASI DEĞİLDİR
MASAK’ın bazı nakit girişlerini “kaynağı izaha muhtaç” bulması ciddi bir soru işareti olabilir. Ancak “bu paranın kaynağı açıklanmalı” demek ile “bu para suçtan elde edildi” demek aynı şey değildir.Bir paranın suç geliri sayılabilmesi için hangi suçtan geldiğinin gösterilmesi gerekir. Dolandırıcılıktan mı geldi? Sahte faturadan mı? Haksız vergi iadesinden mi? Hangi hesaptan çıktı, hangi şirkete girdi ve sonunda nereye aktarıldı?
Açıklamada para hareketleri var. Fakat bu paraların hangi somut suçtan elde edildiğini gösteren zincir kamuoyuna açık biçimde ortaya konulmuyor.
SAHTE FATURA ŞÜPHESİ YETERLİ Mİ?
Açıklamada bazı ticari işlemlerin “sahte faturalaşma açısından dikkat çekici” bulunduğu belirtiliyor. Fakat “şu faturaların sahte olduğu tespit edildi” denilmiyor.
Bu fark kritik. Hangi fatura sahte? Hangi mal gerçekte satılmadı? Hangi teslimat yapılmadı? Hangi şirket olmayan ticareti yapılmış gibi gösterdi? Devletin zararı ne kadar? Para kimin hesabına geçti?
Bu sorular cevaplanmadan “dikkat çekici işlem” ifadesi, sahte fatura suçunun kanıtı haline getirilemez. Şüphe başka şeydir, tespit başka.
SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASI NEREDE DURUYOR?
Dosyadaki en ağır iddialardan biri suç örgütü suçlaması. Ancak şirketler arasında para transferi bulunması, aynı kişilerin birden fazla şirkette ortak olması veya şirketlerin birbirini finanse etmesi tek başına suç örgütü anlamına gelmez.
Suç örgütünden söz edilebilmesi için yapı, hiyerarşi, süreklilik, talimat zinciri ve suç işleme amacı somut olaylarla gösterilmelidir. Kim lider? Kim talimat verdi? Kim hangi görevi üstlendi? Hangi suçlar örgüt yapısı içinde planlandı?
Açıklamada finansal işlemlerin organize biçimde yapılmış “olabileceği” belirtiliyor. Ancak “organize yapılmış olabilir” değerlendirmesi, doğrudan “suç örgütü kuruldu” sonucuna dönüştürülemez.
KAYYIM İÇİN DAHA AĞIR DELİL GEREKİR
33 şirkete kayyım atanması, yalnızca şirket sahiplerini ilgilendiren bir işlem değildir. Bu karar çalışanları, tedarikçileri, müşterileri, alacaklıları, ortakları ve şirketlerle ticaret yapan başka işletmeleri de doğrudan etkiler.
Bu nedenle kayyım gibi ağır bir müdahale için “şüpheli para trafiği var” demek yeterli olamaz. Her şirketin hangi suçta, hangi para hareketinde, hangi sahte işlemde ve hangi örgütsel rolde kullanıldığı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.
Şirket yönetimine el koymadan soruşturmanın neden yürütülemeyeceği de açıklanmalıdır. Aksi halde şüpheden doğrudan mülkiyet ve ticari hayat üzerinde ağır sonuçlar doğuran bir müdahaleye geçilmiş olur.
ŞÜPHE DELİLİN YERİNE GEÇEMEZ
Devlet elbette şüpheli para hareketlerini araştırabilir. Şirketlerden para kaynağını açıklamalarını isteyebilir. Sahte fatura şüphesini ve vergi iadelerini inceleyebilir.Ancak “kaynağı izaha muhtaç” para otomatik olarak suç parası değildir. “Sahte faturalaşma açısından dikkat çekici” işlem otomatik olarak sahte fatura değildir. “Organize yapılmış olabilir” değerlendirmesi de otomatik olarak suç örgütü değildir.
Bugün kamuoyuna açıklanan gerekçelerle bakıldığında, dosyada çok sayıda şüpheli finansal hareket olduğu görülüyor. Fakat bu şüpheleri ağır suçlamalara ve 33 şirkete kayyım atanmasına bağlayan somut delil zinciri açık biçimde gösterilmiş değil.
Bu yüzden dosyanın merkezindeki soru değişmiyor: Şüpheyi görüyoruz; peki suç örgütünü ve kayyım kararını haklı gösterecek somut delil nerede?Kronosnews













