• ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM
No Result
View All Result
No Result
View All Result
Home KONUK YORUM

Güneşe hasret gazeteci: Faruk Akkan

Temmuz 26, 2019
in KONUK YORUM
1
Görüntüleme
Facebook'da PaylaşTwitter'da Paylaş

Hayatının son 10 yılı Moskova gibi güneşin bulutların arkasından göründüğü ya da hiç görünmediği bir ülkede geçmişti. Güneşine hasret kaldığı ülkesine döndükten 6 ay sonra bu sefer ‘terörist’ diyerek güneşi ondan esirgiyorlardı.

Ömrü benim gibi güneşin bol olduğu bir ülkede geçmiş biri için, güneş özlenecek değil saklanacak bir şeydi. Ama hücre arkadaşım Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü ve eski Moskova temsilcisi Faruk Akkan için güneş belki de özgürlük ile aynı anlamı taşıyordu.

Pencerelerimiz kuzeye baktığı için güneş odamıza girmiyordu. Sadece avluda, o da öğleye kadar, yazın belki biraz daha fazla. Sabah 8 gibi avlunun kapısı açılıp da güneş kendini göstermeye başlayınca ilk yaptığı iş sandalyeyi avluda güneşin ilk vuracağı köşeye koymak oluyordu. Sonra üstüne çıkıyor ve güneşin yüzüne vurmasını bekliyordu. Faruk Bey’in boyu 1.80 cm, 60 santim de sandalyenin boyunu düşünün. Yani, o hasret kaldığı güneşe ulaşabilmek için 2 metrenin üstünde bir yüksekliğe ihtiyaç vardı. Bazen bir saat kaldığı oluyordu o şekilde sandalye üstünde. Üstelik güneşi ve mavi gökyüzünü sadece tel örgülerden görüyor olmamıza rağmen. Resim çizmekten anlamam ama karakalem resim yapma imkanım olsa hatıralarımda ölümsüzleşmiş o anı çizmek isterdim.

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tehciri gördü, tenkili yaşadı: Gazeteci Haşim Söylemez’le “ötekiler”in izinde…

İsviçre’de vefat: Toprağın bağrına düşen bir tohum daha…

AİHM’in Şaban Yasak kararına uyulursa ne olur?

Bugün 3 yıl oldu. 3 yıldır can dostum Faruk Akkan güneşe hasret. Sadece Faruk Akkan mı, yüzlerce gazeteci, yüzlerce bebek, binlerce kadın ve on binlerce insan güneşe hasret.

Geçen Hanım Büşra Erdal’ın mektubunu okudum. Bir demet yeşil nane kokusunda vatanımı arıyorum diyordu. Bizim de avlunun duvarın kenarında bir ot çıkmıştı üstüne dökülen betona inat. Faruk Bey için o küçük ot parçası Küçük Prens romanındaki ‘gül’ gibiydi. Her gün onu suluyordu. Beton ve demir yığının içinde bize ümit aşılıyordu. Ancak nedendir bilinmez bir sabah sayıma gelen infaz memuru koparıp yere attı. Faruk Bey’in ne kadar üzüldüğünü hala unutamıyorum.

SİLİVRİ’Yİ BİZE TEMİZLETECEKLERDİ 

Cezaevine ilk girdiğimizde Mümtaz’er Türköne hoca, birinci kural hasta olmamaktır; bunun da yolu hijyenden geçmektedir demişti. Biz de temizliğe ve hijyene aşırı dikkat ediyorduk. Ama bu konuda Faruk Akkan’la yarışmamız mümkün değildi. Her hafta koğuşta temizlik yapıyorduk, yerleri süpürüyor ve siliyorduk ama Faruk Bey’i bu kesmiyordu. Sadece koğuşu değil avluyu da çamaşır suyu ve deterjan ile yıkıyordu. Kovada deterjanı köpürtüyor ve bütün avluyu oto fırçası ile sabunluyordu. Tabii hortum olmadığı için ben de 5 litrelik su bidonlarını doldurup arkasından su döküyordum. Cezaevindeki her hareketiniz kameralar ile izleniyor. Bizim bu detaylı temizliğimizi de görüyorlardı. İlk başlarda çok sık hücremiz değişiyordu. Neredeyse 45 günde bir oda değişikliği oluyordu. Biz de Faruk Bey’e takılıyorduk, “Bunlar senin temizlik aşkını gördükçe bütün Silivri’yi bize temizletecekler,” diye.

NEZAKET İNSANI 

Bana “Faruk Akkan’ı nasıl tanımlarsın?” deseler kullanacağım tek kelime “nezaket” olurdu. Kendinden çok başkalarını düşünen bir insan Faruk Bey. Cezaevi mahrumiyetler bölgesi. Her isteğinizi her zaman, bazen de hiç, bulamıyorsunuz. Paranız ve imkanımız olsa bile alamıyorsunuz. Böyle bir ortamda bile Faruk Bey hep kendisinden çok etrafındakileri önemsedi. Bize terörist muamelesi yapan gardiyanlara bile nezaket ve saygı içinde davranıyordu. Sayım için gelen gardiyanlar ilk başlarda bizimle hiç konuşmuyorlardı. Faruk Bey geldiklerinde selamlıyor, giderlerken her defasından iyi günler diliyordu. Asık suratlı o infaz koruma memurları bir müddet sonra selam vermeye başladılar. Yemek getiren kişilere, kendini görüşe götürüp getiren tüm infaz memurlarına her defasında teşekkür edip iyi günler demekten imtina etmeyen biri Faruk Bey. Ve böyle bir insanı maalesef 3 yıldır çok büyük bir suçluymuş gibi içerde tutuyorlar.

O BİR KUR’AN AŞIĞI

Faruk bey, sadece iyi bir gazeteci değil aynı zamanda da bir Kur’an aşığı. 9 günümüzün geçtiği gözaltı odasına ben yedek tişört bile sokamazken o cep Kur’anı getirmişti. Ayakkabı bağımıza kadar her şeyimizi alan polisler, âşık olduğu Kur’an-ı Kerim’i yalvarmaları neticesinde ona vermişlerdi. Ve bu cep Kur’an’ını hiç elinden düşürmedi. Silivri cezaevinde, her gün bir saat belki de daha fazla avluda hem turluyor hem de Kur’an okuyordu. Beş altı günde bir hatim indiriyordu. Bir arkadaşımızın bir yakını mı vefat etti, yan hücrelerdekilerden okuyabilenler birkaç cüz alıyor, gerisini Faruk Bey tek başına tamamlıyordu. Mümtaz’er Hoca’nın annesi, Mehmet Gündem’in babası, benim babaannem vefat ettiğinde hep okuduğu hatimleri onlara hediye etti.

‘TERÖRİST’TEN DERS 

İki genç infaz memuru vardı. Bunlar hafızlık çalışıyorlarmış. Faruk Bey’in de hafız olduğunu öğrenince her karşılaşmalarında soru soruyorlardı. Hücremizden savunma kütüphanesine gidiyoruz, gardiyanın biri, sağa bakma, sola bakma, konuşma diye emirler yağdırırken diğeri şu cüzde takılıyorum nasıl ezberlemem gerek diye fikir danışıyordu. Bazen gülmemek için kendimi zor tutuyordum. O ise onlara yardımcı olmaktan hiç gocunmuyordu.

Cezaevinde yirmi iki ayımız beraber geçti. Benim için bir kardeşten öte bir dost oldu. O kadar iyi bir dost oldu ki, çıktıktan sonra çok defa eşimi çağırırken yanlışlıkla Faruk Bey demişliğim vardır. 30 Nisan 2018 günü mahkemede karar okunurken onun için 9 yıl dediklerinde o cümle yüreğime bir bıçak saplanmıştı. Kendim beraat etmiştim ama sevinmiş miydim? Nasıl sevinebilirdim ki, yüreğimin yarısı içerde kalmıştı. Mahkemeden önce eşime gönderdiğim şiirdeki gibiydim:

Hep diledim,

Bekledim.

Beklemek kara sabır,

Şimdi geldi O bahar,

Gitme zamanı kapıda;

Bir ayağım eşikte,

Diğeri geri koşar

Halim tuhaf

Kalbim ağır,

Neşem yok,

İstediğim hapisten çıkmak,

Gidersem gönlüm kalır

Kalırsam da gönlüm gider.

Gittim ama gönlüm içerde kaldı. Ve hala da orada…

PAYLAŞTweetPAYLAŞ
ÖNCEKİ HABER

’30 Ağustos’ta ücretsiz ulaşıma gerek yok’ diyen Belediye Başkanı, okçuluk şenliği için ücretsiz sefer koydu

SONRAKİ HABER

Buyurun Zilhicce iftarına!

BENZER HABERLER

15 Temmuz’da cezaevi sürecini yaşadı: Gazeteci Haşin Söylemez vefat etti
KONUK YORUM

Tehciri gördü, tenkili yaşadı: Gazeteci Haşim Söylemez’le “ötekiler”in izinde…

Ağustos 23, 2026
İsviçre’de vefat: Toprağın bağrına düşen bir tohum daha…
KONUK YORUM

İsviçre’de vefat: Toprağın bağrına düşen bir tohum daha…

Ağustos 13, 2026
AİHM’in tarihi kararındaki isim Şaban Yasak: “55 ay hapis yattım, umudumu ve mücadeleyi bırakmadım, vazgeçmeyin
KONUK YORUM

AİHM’in Şaban Yasak kararına uyulursa ne olur?

Mayıs 10, 2026
Dr. Selami Er yazdı/ Ahmet Turan Alkan: Bir kalemin vedası, bir yargı travmasının hikâyesi
KONUK YORUM

Dr. Selami Er yazdı/ Ahmet Turan Alkan: Bir kalemin vedası, bir yargı travmasının hikâyesi

Şubat 3, 2026
Kılıçdaroğlu’na haber verin: Hidayet Karaca, Mustafa Ünal neden içerideyse Osman Kavala da o nedenle tutuklu!
KONUK YORUM

Utanç davası: Hidayet Karaca, Silivri’de 12. yıla giriyor!

Aralık 14, 2025
Belçika’nın önemli gazetesi De Morgen: İslam’da biz Batılıların kucaklayabileceği bir akım varsa, o da Fethullah Gülen’in akımıdır
KONUK YORUM

Simurgu arayanlara!

Aralık 3, 2025
  • All
  • Manşet
Almanya’dan Osman Kavala’ya ‘Goethe Madalyası’
Manşet

AİHM Türkiye’yi 5 maddeden mahkûm etti: Osman Kavala’yı derhal bırakın

by adminzaman
Ağustos 25, 2026
0

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 9 senedir tutuklu olan iş insanı Osman Kavala hakkındaki kararını açıkladı. Avrupa İnsan...

Alihan Kuriş: Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunuyum, onu sevenler beni sever

Süleyman Efendi Cemaatine cadı avı sürüyor: 3.operasyonda 54 gözaltı

Ağustos 25, 2026
Gülistan Doku cinayeti emniyete sıçradı:17’si polis 18 kişi gözaltına alındı

Gülistan Doku cinayetinde çarpıcı detay: Vali’nin oğlu cinayet mahallinde sabahlamış

Ağustos 25, 2026
DİB’in “israf”eleştirisine Tokyo savunması: “Cuma namazı kıldırdı, cemaate hitap etti”

DİB’in “israf”eleştirisine Tokyo savunması: “Cuma namazı kıldırdı, cemaate hitap etti”

Ağustos 25, 2026
BM’de Genel Sekreter seçimi başladı: 5’i kadın, 3’ü erkek olmak üzere 8 aday

BM’de Genel Sekreter seçimi başladı: 5’i kadın, 3’ü erkek olmak üzere 8 aday

Ağustos 25, 2026
Muhalefet Lideri Taylor göç rakamıyla ilgili:200 binin çok altında olmasını bekliyoruz

Muhalefet Lideri Taylor göç rakamıyla ilgili:200 binin çok altında olmasını bekliyoruz

Ağustos 25, 2026

İLETİŞİM

info@zamanaustralia.com.au australiazaman@hotmail.com

Sydney Ofisi telefonu

+61 02 96496006

27 Queen Street Auburn NSW 2144 Australia

Sosyal Medya

Bluesky
Mastodon
Twitter

AVUSTRALYA REHBERİ

 

    • Yurtdışında yaşam şartları ve göçmen alan 8 ülke
    • Ücretsiz tercüme hizmetinden nasıl faydalanabilirim?
    • Avustralya Hakkında Genel Bilgi
    • Avustralya’daki Kutsal Kaya: Uluru
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • GÜNDEM
  • YAZARLAR
  • DÜNYA
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • RÖPORTAJ
  • SPOR
  • ZULÜM GÜNLÜĞÜ
  • VİDEO HABERLER
  • DİĞER
    • UZAK DOĞU
    • AVRASYA
    • AVRUPA
    • AMERİKA
    • AİLEM
    • TEKNOLOJİ
    • KONUK YORUM